FORUM ATMOSFER YENİ ANDROİD UYGULAMASI ÇIKTI. TIKLAYINIZ
Hava Modelleri, Diyagramlar ve Radar için tıklayınız

by Serkan Sezenoğlu at 03-08-2019, Saat: 09:29
GRÖNLAND'DAKİ BUZUL ERİMESİ!.. 

Avrupa'nın tarihi sıcak dalgası Grönland'a taşındı(22 C) ve buz tabakalarını çarpıcı oranlarda eritti. Yalnızca bir günde 12 milyar ton buz eridi.(01 Ağustos 2019 perşembe) 

Bu durumun sonucu olarak, dünya üzerinde aşırı hava olayları görülme olasılığının artması bekleniyor.

   

https://tr.euronews.com/2019/07/08/video...erimebuzul

Dünyanın atmosferinde süregelen ve artan ısınma nedeniyle Grönland'da erimenin sanıldığından çok daha hızlı olduğu açıklanmıştı. Ohio Üniversitesi'nden bilim adamlarının ocak ayında yayımladığı araştırma, Grönland'ın dev buz dağlarına rastlanmayan güneybatı bölgesinde 2003-2013 yıllarında yüzey kütlesinde büyük kayıp yaşandığını, 2013'te erimenin 2003'e göre 4 katına çıktığını ortaya koymuştu.

1975 yılından günümüze kadar, son 44 yılda, kuzey kutbundaki buzul kütlesinin  yüzölçümünün yarı yarıya düşüşünün görsel ve grafiksel olarak değişimi:

https://www.instagram.com/p/BwCxRwmgAxA/...6bn572ckr7


#climatechange #Greenland
by Serkan Sezenoğlu at 03-08-2019, Saat: 09:22
KAZ DAĞLARI'NDAKİ İNANILMAZ DEĞİŞİM!.. 

Kaz Dağları'ndaki maden sahasının 
sentinel2 uydu görüntüleriyle karşılaştırması... 
Ağustos 2016
Temmuz 2019

   

Kaz dağları, efsanelere konu olan doğal güzelliği bir yana, Alp dağlarından sonra en yüksek oksijen oranına sahip ikinci ormanlık alandır. Böyle bir güzelliği sadece altın aramak uğruna acımasızca katletmek, ancak içinde rant olmayan her şeyi rant uğruna kolayca feda edebilecek bir sistem ve savunucuları tarafından yapılabilir, bunun adı da kapitalizmdir.

Ormanlar sadece bulundukları bölgeye ait alanlar gibi gözükseler de, ekolojik sistemde ciddi rolleri vardır ve bu sistem içinde düşünüldüğünden daha büyük etkileri olmaktadır. Bu sebeple mesele sadece kaz dağları özelinde değil, Türkiye hatta dünya'nın sistemi içinde değerlendirilmelidir.

Doğada mülkiyet kavramı sadece siyasi olarak çizilmiş sınırlar ile belirlenmiş olsa da, doğa için bu şekilde sınırlar bulunmaz, bu sebeple durum sadece Türkiye'nin değil dünyanın ekolojik sistemi için bir sorun teşkil eder.

Bu sebeple çevreci olmak, hem milli olmak hem de küresel anlamda kapitalizme karşı olmak demektir. Dolayısıyla durum siyasal kimlikle ya da ırk kavramları ile açıklanamaz. 

Yerüstü ve yeraltı kaynakları, sadece o ülkenin yasaları ile ya da varsa kabul edilmiş uluslararası anlaşmalar ile sınırlandırılmış bir şekilde korunabilir. 

Burada öne çıkan nokta rant kaygısının, mevcut yasaları nasıl bir şekilde formalite haline getirdikleri ve aşabildikleri sorunudur.

Bu kaynakların kullanılması da elbette ülke ekonomisi için önemlidir ve kullanılmalıdır da. ama buradaki asıl sorun bunlar değildir, burada doğanın plansız bir şekilde sadece rant üzerine tahrip edilmesine göz yumulmasıdır.

Çed günümüzde, sadece ilgili kurumun istediği içeriğinin çok da önemli olmadığı, sadece dosyada bulunması gereken bir evraktan ibaret hale gelmiştir. Hatta birçok proje için artık istenmemektedir. 

Konu ile ilgili olarak bu kaynağa göz atabilirsiniz. çed gerekli değildir

O zaman bu ne demek oluyor? İsteyen istediği şekilde istediği madeni, gerekli başvuruları yaparak çıkarabilir. Önemli olan tek şey, çıkarılan maden değeri ve elde edilecek olan ranttır. Doğa ve insanların üzerindeki etkilerinin hiç bir önemi yoktur. Ama bu durumdan en çok etkilenen yaşayan canlılardır ve bundan etkilenen her canlının da burada söz hakkı olduğu anlamı çıkar.

Altın çıkarılmasını bu şekilde bile olsa savunan değerli kardeşlerimiz için söylemeliyim ki; değerlendirilmesi gereken şey, doğayı savunanlara, madenlerin çıkarılmasına engel olan bir güruh olarak bakılması yerine, doğayı koruma öncelikli, madenlerin değerlendirilmesini isteyen çevreci gruplar olarak bakılması yönündedir. Peki bu böyle mi diye sorabilirsiniz, bu en doğal hakkınız elbette. ama bana göre, kendisini çevreci olarak gören kişi ve gruplar içinde durum, olayı sadece ağaç kesilmesine karşı çıkarak, kesilmesin kaz dağları bizimdir diyerek duygusal tepkiler verilmesi, içi boş bir slogan olarak kalacak ve bilinçsizce bir karşı çıkıştan öteye gitmeyecektir. 

Rant kaygısı ile şehirler nasıl müteahhitlerin insafına bırakılarak bana göre talan edildiyse, sonuçları şehirlerin insan için yaşanılamaz noktaya gelmesi ile sonuçlanmıştır. Bu durum insan yaşamını ciddi manada etkiliyorsa, şu an için yapılmaya çalışılan şey de benzer bir durumdur.

Amaçlanan şey, inşaat sektörünün durması ile durgunlaşan ekonomiyi, madenleri çıkarma yolu ile canlandırma politikasının yoğunlaşmasının bir sonucu olabilir. 

Kapitalizmi anlamadan, emperyalizmin ülkeleri nasıl sömürdükleri gerçeğini bilmeden; sebeplerini ve sonuçlarını araştırmadan, nedenlerini sorgulamadan, doğa katliamlarının önüne geçmek bana göre mümkün değildir.

Kendini ne olarak tanımlarsan tanımla, aidiyetin ne olursa olsun, herkesin temiz bir doğada temiz bir hava solumaya o kadar hakkı ve ihtiyacı var. O yüzden kaz dağları bana uzak bana ne diyemezsin. 

Ağaç kesilmişse yenisi dikilir de diyemezsin, bir ağacın ekolojik dengede aynı seviyeye gelmesi yüzyıllar alır ve bozulan dengenin de geri gelebilmesi mümkün de olmayabilir, bunu da düşünmelisin.

Millet aç, gelecek ekonomik değerler bizim için daha önemlidir de diyemezsin, yani ne olursa olsun, yaşadığın doğayı korumak zorundasın, sağlıklı yaşamak için. 

Bu değerler bu ülkeye ciddi anlamda gelir getirecek olsalar bile, öncelik sağlıklı yaşam hakkımızdır. 

Burası bizim vatanımız ve biz burada yaşıyoruz, bu havayı soluyoruz, kaz dağlarını gitmesek de seviyoruz ve bizim olduğu için övünüyoruz ve bunlar ortak değerlerimiz.

Vatan toprağı bu toprağın altında yatan şehitlerin kanı ile ne kadar vatansa, yer üstündeki güzellikleri ile de o kadar vatanımızdır.


#KazdaglarinaDokunma #KazdağlarıHepimizin #KazdağlarıBizim #kazdağları #KazDağlarınaSesOlNefesOl
by Serkan Sezenoğlu at 02-08-2019, Saat: 00:34
2019-2020 SONBAHAR KIŞ TAHMİNİ 

HAZİRAN VE TEMMUZ AYLARINA BAKIŞ

Öncelikle, ülkemizde mevsim normallerinin üzerinde geçen Haziran ayından sonra, mevsim normallerinin yaklaşık 1 derece altında geçen Temmuz ayı, 2000'li yıllarda bariz bir şekilde artan temmuz ayı ortalama sıcaklıklarının ardından oldukça şaşırtıcı oldu. 

2019 Haziran ayı, dünyada meteorolojik resmi kayıtların tutulduğu 1880 yılından beri ölçülen değerlerle hazırlanan Haziran ayı ortalama sıcaklık değerleri grafiğinden de (Nasa'nın hazırladığı) anlaşılacağı üzere, tarihin en sıcak haziran ayı oldu.


resim

Normalde bulunduğumuz enlemlerde Temmuz ayı ortalama sıcaklıkları, Haziran ayından 2-3°C daha sıcak olmalıyken, orta ve doğu Avrupa, Haziran ayında normallerden 4-5°C daha sıcaktı. Bu nadir görebileceğiniz bir durum ve iklim değişikliğinin muhtemel sonuçlarından... 

resim


Ülkemizde uzun yıllar Haziran ayı ortalama sıcaklığı 21.3°C iken, 2019 Haziran ayı 23.4°C olarak gerçekleşmiştir.

resim


2019 yılı Avrupa temmuz ayı anomolisi:
resim

2019 yılında batı Avrupa mevsim normallerinin oldukça üzerinde bir temmuz ayı geçirirken, ülkemizin de bulunduğu doğu Avrupa'da sıcaklıklar mevsim normallerinin altında kaldı. 

Sıcak veya serin geçen yaz aylarının kışa etkisi ve son 40 yılın yaz ayları değerlendirme ve istatistikleri için:
http://www.forumatmosfer.com/showthread.php?tid=447


resim


AĞUSTOS AYI

Bizim için nispeten serin geçen Temmuz ayının son haftası, yukarıdaki yazı linkinde de ayrıntılarını bulacağınız üzere, Avrupa'nın batısı için, rekor sıcaklıklarla, kabus gibi günlerin geçirilmesiyle sona ermişti. 

Ağustos ayının ilk günleri ise, bu sefer Türkiye de etkili sıcaklarla boğuşurken buldu kendini. İzlanda'nın aktifleşmesi, batıya yağış getirirken, ülkemizi güneyli hava akımlarının etkisinde bıraktı Ağustos ayının ilk günlerinde.

İstanbul tahmin başlığımızda haftalık tahminde de belirttiğimiz gibi, Ağustos ayının ilk yarısında sıcaklıklar, ülkemizin kuzey bölgelerinde dalgalı bir seyir izleyecek. Bu pazar ve sonraki hafta sonu, yani bayramda, sıcaklıklarda dalgalanma ve bir miktar düşüşle birlikte yağış ihtimalleri de belirdi. 

Bugün medyada yer alan, meteorolojinin '' Ağustos ayında İstanbul'da sel, dolu, hortum gibi hadiseler olma ihtimali var, böyle bir beklentimiz var'' açıklaması da muhtemelen bu sıcaklık dalgalanmalarından kaynaklanan, atmosferde şiddetli konvektif hareket beklentisinden kaynaklanmaktadır büyük ihtimalle. 

Accuweather, Ağustos ayı için Avrupa semalarındaki hava durumuna ilişkin öngörüsünü bugün yayınladı. 


resim

Accuweather da, bizim diyagramdan gördüğümüz uzun vade tahminimize benzer bir öngörüde bulunmuş. Sıcaklık dalgalanmalarından ve ay ortasından itibaren, jet akımlarının göründüğü kuzey bölgede fırtınalı ve yağışlı bir hava beklentilerinin olduğundan ama yine güney bölgelerde de sıcak havaların devam edeceğinden bahsetmiş. 


2019 SONBAHAR TAHMİNİ 

Ağustos ayının ortalarında açıklanacak Accuweather sonbahar tahminini, yine bu başlık altında tartışırız. 

Ancak Accuweather dışında, 2019 sonbahar ve 2020 kışına dair mevsimlik tahminlerde bulunan başkaca sayısal modeller de var elbette. Bunlardan bazıları çok daha erken veriler sunabiliyor. 

C3S multi system sonbahar mevsimlik tahminine göre, ülkemizin batısı mevsim normalleri civarında, diğer bölgeler biraz üzerinde sıcaklıklarla sonbaharı geçirebilir. 

resim


Yağış olarak ise, sonbaharda, mevsim normallerinin üzerinde bol yağış vermiş ülkemize. 


resim

Sayısal modellerin yanısıra yine başkaca emareler de var mevsimsel tahminler için. Üyelerimizden gelen istek üzerine bu başlığı erken açmış bulunuyoruz, çünkü bazı verileri bu başlık altında yoruma açıp, tartışmaya başlamak ve bilgi paylaşımında bulunmak istediler haklı olarak. 

Öncelikle twitter'da son günlerde gündem olmaya ve takipçi kasmaya çalışanların, kış ve kar yağışını sevenlerin duygularından ve meraklarından faydalanarak, daha şimdiden, '' Şöyle kış olacak, böyle beklentilerimiz var'' diyenlere itibar etmeyiniz. 

Bir kere, buzul erimesinin, kışın erken veya geç gelmesiyle, sert ya da yumuşak geçmesiyle ilgili hiçbir bilimsel kanıt ve veri yoktur. Kendisini ''küresel meteoroloji uzmanı'' falan olarak gören veya bilgisiz ve tıklanma meraklısı medyanın, haberini yaptığı sosyal medya soytarılarını nasıl olup da ciddiye aldıklarını açıklamak gerçekten çok zor..

Buzul erimesinin sıcaklık olarak değil ancak kar örtüsü olarak AO indexine etkisi, son yıllarda amatör meteoroloji sitelerinde sıkça tartışılıyor.Avrasya kar örtüsünün AO indexine etkisi konusunda ayrıntılı yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
http://www.forumatmosfer.com/showthread.php?tid=349


Hatırlayanlarınız varsa, geçen yılı İstanbul için genel olarak hep negatif indexde geçirdik ve genelde çok zayıf ve kar yapmayan sistemler aldık. Çünkü hep zayıf index hareketleri vardı. 

2018-2019 İstanbul Kış sistemleri:
http://www.forumatmosfer.com/forumdisplay.php?fid=119

Geçen yılki çıkarımlarımızda ve ondan önceki yılda AO'nun iniş çıkışlarından bir süre sonra ama zayıf ama kuvvetli sistemler geldiği konusunda zaman  zaman haklı çıktık, ancak hemen hepsi en azından İstanbul'da doğru düzgün kar yapmadı. Neredeyse  kış biterken 23 şubatta, çok etkili olmasa da, adam akıllı diyebileceğimiz bir kar örtüsü görmüştük İstanbul'da. Bakalım bu yıl AO ve NAO indexleri nasıl seyredecek? 

Soğuk veya sıcak geçebilecek Ekim aylarının kışa etkisi üzerine ayrıntılı araştırma için :
http://www.forumatmosfer.com/showthread.php?tid=410

Soğuk veya sıcak geçebilecek Kasım aylarının kışa etkisi üzerine ayrıntılı araştırma için :
http://www.forumatmosfer.com/showthread.php?tid=412

Bu sene şu sıralarda daha çok araştırılması gereken konu, bizce ; tayfunların, polar vortex'e etkisi ve kış için kutbi girdabın alacağı konum ilgisi. Bu aylardan sonra tayfunlar mı çok olacak, kasırgalar mı? Bu konunun, yaklaşan kışla bir ilgisi veya belirleyiciliği olabilir ama kışın nasıl geçeceğini şimdiden net konuşmak için çok çok erken elbette..

Accuweather ABD sonbahar tahminini sıcağı sıcağına sizlerle paylaşalım:

Genel olarak ABD 'nin doğusu sıcak tarafta kalınca, Avrupa'nın doğusu mevsim normallerinin altında kalıyor kış tahminlerinde. Bakalım sonbahar tahmininde serin tarafta kalacak mıyız? 


resim


Son yıllarda El-Nino' lu kışlar bize pek yaramadı. SOİ verilerine göre, bu kışın la Nina etkisinde geçme ihtimali hayli kuvvetli görünüyor. 


Konu etiketleri:
2020 kışı nasıl geçecek ? 
Bu kış nasıl geçecek ? 
Bu sene kış nasıl geçecek 2020 ?
Kar ne zaman yağacak? 
2020 kış tahmini
2020 kış tahminleri
2020 Nasa Kış Tahmini 
Accuweather 2020 Kış Tahmini 
Accuweather 2020 Avrupa kış tahmini
2020 Accuweather Asya tahmini 
by Serkan Sezenoğlu at 25-07-2019, Saat: 21:06
SON 40 YILIN YAZ AYLARI... 

İSTANBUL İSTATİSTİKSEL DEĞERLENDİRMESİ

KÜRESEL ISINMANIN ETKİLERİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

AVRUPA'DA REKOR SICAKLIKLAR

resim


Bu araştırma yazımızda, MGM'nin (Meteoroloji Genel Müdürlüğü) resmi istatistik verilerinin başlangıcı olan 1929 yılından, içinde bulunduğumuz yıl olan 2019 yılına kadarki 90 yıllık süreçte, AHL (Atatürk Havalimanı) verilerini inceleyerek, İstanbul'da özellikle daha ayrıntılı kayıtların tutulduğu son 40 yıllık süreçte (1980-2019), yaz aylarının en düşük, en yüksek ve ortalama sıcaklık değerlerinin kıyaslamasını, yağışlı gün sayılarını, yağış miktarını ve geçmiş yıllarla mukayesesini, son 40 yıldan önceki süreçle değişimini, küresel iklim değişikliği gibi çeşitli etkenlerle, son yıllarda artan sıcaklık ortalamalarının sebep ve sonuçlarını, sıcak veya serin geçen yazların, takip eden yıldaki kış aylarının mevsim normallerinin altında veya üzerinde geçip geçmeyeceğine etkisinin olup, olmadığını okuyabileceksiniz.

Ayrıca İstanbul istatistiklerinden yola çıkarak, dünya genelindeki ortalama sıcaklık artışlarının küresel ısınma üzerine etkilerine ve son olarak Avrupa'da bugün kırılan, yaklaşık 100 yıllık tarihi sıcaklık rekorlarına bakacağız. 


TÜRKİYE'DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE METEOROLOJİK AFETLER konusunu daha önce yazmıştık:
Türkiye’de İklim: Afetler Artıyor ve Bunun Farkındayız

Bu kadar yazıyı okuyamam, özet geçin diyecekler için son söyleyeceğimiz cümleleri ilk söyleyecek olursak, öncelikle son 40 yıl için (1980-2019) hazırladığımız, yaz ayları, yani haziran-temmuz-ağustos ayları İstanbul AHL verilerine göre yıllık bazda ortalama sıcaklık grafiğine bakalım. 

resim

Grafikte görüldüğü üzere, 1990'lı yıllardaki ortalama sıcaklıklardaki artış, 2000'li yıllarda inanılmaz boyutlara ulaşmış. 80'li yılların başındaki 21-22 derece ortalamalar, maalesef artık 26 derecelere dayanmış görünüyor. 1980 yılındaki 22.3 derecelik yaz ayları gün içerisinde ölçülen ortalama sıcaklık değeri, geçtiğimiz yıl, yani 2018 yılında 26.6 derece olarak ölçülmüş. Bu ortalama sıcaklık değerlerine yansıyan 4-5 derecelik fark, iklim değişikliği için oldukça kısa vade sayılabilecek son 20-30 yıllık süreçte, etkileri bakımından çok ciddi sonuçlar doğurabilecek türden görünüyor...

resim

1929-1979 yılları arasındaki 50 yıllık dönemde, haziran ayı ortalama sıcaklık verilerine baktığımızda, 20.4 dereceyken, son 40 yılda bu değer 22.4 derece ortalamaya kadar çıkıyor. 

Aynı şekilde temmuz ayı sıcaklık ortalaması 1929-1979 yılları arasında 22.6 dereceyken, son 40 yılda, 1980-2019 yılları arasında 25 dereceye kadar çıkıyor. 

Ağustos ayı verilerine bakarsak, 1929-1979 arası sıcaklık ortalaması 22.5 dereceyken, son 40 yılda yaklaşık 3 derece artarak 25.3 dereceye kadar çıkmış görünüyor. 

1929-2019 yılları arasındaki MGM verileriyle, sadece son 40 yılı karşılaştırdığımız, yağışlı gün ve toplam yağış kıyaslamasında ise, son 40 yılda, önceki 50 yıla göre yağış ortalamasında ve yağışlı gün sayısında, çok belirgin bir değişiklik olmasa da, az miktar bir düşüş göze çarpıyor. 

Yani aslında hem kurak, hem de mevsimsel olarak yaklaşık ortalama 3 dereceye varan bir sıcaklık artışıyla daha sıcak bir iklime doğru yavaş yavaş geçiş yapmışız. 

Şimdi ay, ay ayrıntılı değerlendirmemizi yapalım... 

HAZİRAN AYI

2019 Haziran ayı, dünyada meteorolojik resmi kayıtların tutulduğu 1880 yılından beri ölçülen değerlerle hazırlanan Haziran ayı ortalama sıcaklık değerleri grafiğinden de (Nasa'nın hazırladığı) anlaşılacağı üzere, tarihin en sıcak haziran ayı oldu.


resim

2019 Haziran ayı ortalama sıcaklık değerleri, ülkemizde  mevsim normallerinin yaklaşık olarak 2 derece kadar üzerinde seyrederken, orta Avrupa'da yaklaşık 4 derece kadar mevsim normallerinde üzerinde gerçekleşti. 

resim

1980-2019 arası, son 40 yılın haziran ayı istatistiklerine tablo ve grafiksel olarak bakalım. 

Genel olarak, haziran verilerine ait tüm sıcaklık kategorilerindeki istatistiklerde, 2000'li yılların başından itibaren bariz bir sıcaklık artışı göze çarpıyor. 


resim


Son 40 yılın Haziran ayı gecelerinde ölçülen en düşük sıcaklıklara baktığımızda, rekor 4.7 derece ile 4 Haziran 1982 yılına ait. 

1980'li yıllarda genel olarak 10-12 dereceler ölçülebiliyorken, 90'lı yıllarda 13-14, 2000'li yıllarda ise, haziran ayı boyunca ölçülen en düşük gece sıcaklıkları 15-16 derecelere kadar tırmanıyor. Geçtiğimiz 2019 yılı haziran ayında ölçülebilen en düşük sıcaklık 17.6 dereceyle 30 haziran gecesine ait. Haziran ayının son günündeki bu rakam yakalanmasa, rekor 3 Haziran gecesi ölçülen 18.8 derece olacaktı. 

 İstanbul'da kontrolsüz nüfus artışının sonucu olarak, şehirleşme ve betonlaşmadaki artış, kuşkusuz bunda en büyük paya sahip. Beton, ısıyı çok sever. Gündüz aldığı ısıyı, gece absorbe eder, atmosferin üst katmanlarına ve uzaya kolay kolay göndermek istemez. Dolayısıyla betonlaşmanın fazla olduğu yerlerde, gece sıcaklıkları çok fazla düşemez.


resim

Haziran ayının 30 gecesi boyunca ölçülen sıcaklıkların, ay ortalamalarına baktığımızda ise, 80'li yıllardaki 15-16 dereceler, 90'larda 17-18, 2000'li yıllarda ise 19-20 derecelere dayanmış. 

Bu Yıl Gelen Sıcaklık Rekoru

1929 yılından beri ölçülen haziran ayı gece sıcaklıkları ortalama değeri rekoru ise 21.3 derece ile, belki de bu yazıyı hazırlama sebebimiz olan 2019 haziran ayına ait. 


resim

Hem son 40 yıldaki istatistiklerde, hem de 1929 yılından beri ölçülen resmi istatistiklerde, Haziran ayında, gündüz saatlerinde ölçülen en yüksek sıcaklık 27 Haziran 2007 yılına ait, 40.2 dereceyle. 

resim

Aylık sıcaklık bazında asıl değerlendirmeye alınan gün ortalaması sıcaklık değerlerine baktığımızda ise, 80'li yıllardaki 20-21 derece ortalamalardan, günümüzde maalesef 24-25 derecelere kadar çıkmışız. Tahmin ettiğiniz üzere, Haziran ayı sıcaklık ortalama rekoru yine 2019 yılına ait, 25.3 derece ile. 


resim


Son 40 yıldaki Haziran aylarında, İstanbul'da görülen yağışların, ayın kaç gününe denk geldiğine bakacak olursak, aslında belli bir sonuca varmak pek mümkün görünmüyor. Sadece son 5 yılda ortalamanın biraz daha artıp, ortalama 8-9 gün yağışlı geçmiş sonucuna varabiliriz. 

Halk arasında son yıllarda '' Yaz yağışları arttı, eskiden böyle sel, fırtına, dolu yağışları olmaz ,yani havada bu kadar aksiyon görülmezdi'' tezi dillendiriliyor. Aslında yağışlı gün sayısında veya miktarında belirgin bir artış görünmüyor istatistiklerde. Ancak artan sıcaklık ortalamaları, gelen soğuk cepheyle, sıcak havanın çarpışmasında, sıcaklık farkı ve aradaki makasın daha fazla açılmasıyla, daha fazla gümbürtü, daha fazla aksiyon ve süper hücre, microburst gibi yeni kullanmaya başladığımız meteorolojik terimleri daha fazla dillendirmemize sebep olmaktadır. 


resim


Son 40 yılda haziran ayında, aylık toplam bazda en fazla yağış 1984 yılına ait görünüyor. 2010 ve 2018 yıllarında da aylık toplam bazda yağış miktarı olarak 2. ve 3.lüğü paylaşıyor. 


resim


resim


TEMMUZ AYI

Aşağıdaki animasyon, NASA'nın Küresel Modelleme ve Asimilasyon Dairesi tarafından yapılan analizinin sonucunda, 1880 yılından bu yana her ay için dünya sıcaklık anomalilerini göstermektedir. 1990'lı yıllardan itibaren ,özellikle 2000'li yılların temmuz aylarındaki ortalama sıcaklığın müthiş artışı, gerçekten de dikkat çekici görünüyor.






25 Temmuz itibariyle hazırladığımız bu yazıyı yazdığımız sıralarda, bu yazının sonunda ayrıntılarını vereceğimiz şekilde, Batı Avrupa, tarihinin en sıcak yazını geçiriyor, rekor sıcaklıklarla. 

İstanbul da dahil olmak üzere ülkemizin kuzeybatı kesimleri ise bu yıl, son yılların en serin temmuz ayını geçiriyor. 

Genel trend olarak Avrupa'da ve dünyada sıcaklık ortalamaları haziran ayından sonra, temmuz ayında da artmasına rağmen, İstanbullular, atmosferdeki basınç konumları ve bize serin hava getiren patern sayesinde, önceki yıllara oranla oldukça serin bir temmuz ayı geçiriyor. 

Atmosferde ısrar teoremi gereği Ağustos ayının da nispeten serin ve yağışlı geçmesi beklenmekte. Bunu destekleyen mevsimlik tahmin haritaları da mevcut ancak atmosfer çok kaotik ve değişkenliklerle ve bilinmezliklerle dolu bir mecra olduğu için, uzun vadeli tahminlerde başarı oranı oldukça düşmektedir. Yoksa patern ısrarı sürerse benzer şekilde, serin bir yaz, soğuk bir kışı da devamında getirebilir tezi öne sürülebilir olsa da, bu konudaki istatistik ve grafiklerden de anlaşılacağı üzere, belirli bir korelasyondan bahsetmek maalesef mümkün değil. İnsan hayatı için, bu araştırmadaki 90 yıl çok uzun süre olsa da, iklim değişimlerinde ve atmosferdeki hava olaylarında belirli bir korelasyon tutturmak için çok çok kısa bir yıl aralığıdır. 

 Belki son yıllarda sadece 2004 yılı, hem kışın, hem de yazın mevsim normallerinin civarında, belki biraz altında geçerek, tüm sene paternin İstanbul'u serin tarafta bıraktığı teorimine uygun görünebilir.

İSTANBUL'UN MEŞHUR 2004 KIŞI


İstanbul için, Türkiye'nin en kapsamlı meşhur kış arşivlerine ulaşmak için:
İSTANBUL'UN MEŞHUR KIŞLARI


resim


İstanbul'da 12 temmuz 2019 gecesinde ölçülen 15.8 derecelik en düşük sıcaklık değeri, 2005 yılından beri temmuz ayında ölçülen en düşük sıcaklık rekoru. Tabii ki 80'lerde ölçülen 10 dereceleri önümüzdeki yıllarda görmek, plansız nüfus artışı ve betonlaşma sayesinde artık imkansıza yakın görünüyor. 

Benzer şekilde, kışın kar potansiyeli yüksek olarak gelebilecek extrem sistem olasılıkları da, sıcaklıkların artık mevsim normallerinin çok üzerinde seyretmesinden dolayı pek mümkün görünmüyor. 


resim


İstanbul'da temmuz ayında, gün içerisinde ölçülen en yüksek sıcaklık rekoru, 41.5 derece ile 13 temmuz 2000 tarihine ait. Kışın kar tatillerine alışkın İstanbullular, o tarihlerde ilk defa 2 gün sıcak tatili yapacaktı.

resim



resim

Yazıyı hazırladığımız 25 temmuz 2019 tarihine kadar olan bölümdeki 20.7 derecelik en düşük sıcaklık ortalaması, 2000'li yılların en düşüğü olarak göze çarpıyor.


resim


Amatör meteorologların 2007 yılını, ısınma trendi olarak milad görmesinin istatistiksel olarak grafiğe yansıması görünüyor. O tarihten itibaren, temmuz ayı ortalama sıcaklıklarında bariz artış göze çarpıyor. Tabii ki yine bu yılki düşüş gerçekten ilgi çekici. 

resim


Temmuz ayındaki yağışlı gün sayılarına ve toplam yağış miktarlarına bakarsak ise, yukarıda da belirttiğimiz üzere, son yıllarda artan ortalama sıcaklık ve sıcak soğuk makasının daha da artmasıyla, konvektif yağışlarla temmuz aylarında yaşanan extrem hava koşullarında belirgin bir artış göze çarpmaktadır. 

KONVEKSİYONEL YAĞIŞ (KONVEKTİF YAĞIŞ, KIRKİKİNDİ YAĞIŞI, YÜKSELİM YAĞIŞI) NASIL OLUŞUR?

 En basit tanımıyla ısınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlara konveksiyonel yağış denir. Bunlara yükselim yağışları da denilmektedir. Halk arasında kırkikindi yağışları olarak da bilinirler. Konveksiyonel yağışlar genel itibari ile öğle zamanı ile öğleden sonra görülen yağışlardır.

 Konvektif yağışlar genellikle sağanak olarak tabir edilen, kısa süreli fakat etkili yağışlardır.

 İlkbahar ve yaz aylarında kuvvetli oraj, dolu, downburst gibi atmosferde nadir gerçekleşen olayların, coğrafyamızda son yıllarda fazlasıyla yaşanır olması, bu konuda bilinçlendirme yazısı yazmamıza sebep olmuştu.
Link:
ÜLKEMİZDE KONVEKSİYONEL YAĞIŞLAR



resim


    Yakın zamanda 27 Temmuz 2017'de İstanbul’da da büyük çaplı dolu yağışı gerçekleşmiştir.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre İstanbul’da Temmuz ayında ortalama yağış miktarı 32.5 mm olup, bugüne kadar ölçülebilen günlük toplam en yüksek yağış miktarı, 16 Ekim 1985 tarihinde 125.5 mm olarak gerçekleşmiştir. 18 Temmuz 2017 günü İstanbul'daki sağanak yağış, Silivri'de127,84 mm, Üsküdar'da ise 108,14 mm olarak ölçülmüş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan açıklamada, meteorolojik verilere göre kent genelinde metrekareye 65 kilogram yağış düştüğü bildirilmiştir. Bu yağış miktarı İstanbul'un temmuz ayı ortalaması olan metrekareye 32.5 kg’lık yağışın iki katıdır. Yani İstanbul’a Haziran ve Temmuz’da iki ay boyunca yağması gereken yağış bir günde gerçekleşmiştir. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce yapılan açıklamada, 20 dakikada fırtına ve dolu ile birlikte metrekareye 30-40 kilogram arasında yağışın kaydedildiği bildirilmiştir. Aynı gün içinde İstanbul'da metrekareye en çok yağış 118 kilogram ile Silivri'nin Çanta Mahallesi'ne, en az yağış 27 kilogram ile Arnavutköy'ün Terkos Mahallesi'ne düşmüştür. Yağışla birlikte, vatandaşlar bulundukları yerde mahsur kalırken yollarda oluşan derin su birikintileri nedeniyle araçları su basmış, trafik durma noktasına gelmiştir. Ceviz büyüklüğünde yağan dolu, araçların, ev ve iş yerlerinin camlarını kırmış, araçlarda hasara yol açmıştır.

Bu konunun ayrıntılarına, önceki yıllarda yaptığımız araştırma yazısından ulaşabilirsiniz.
Link:
TÜRKİYE'NİN ŞİDDETLİ DOLU İKLİMİ



resim

Temmuz ayında düşen en fazla yağış, 223 mm'yle 1992 senesine ait. Yine 2004 yılı gibi, 92 yılı da hem kış aylarında, hem de yaz aylarında yağışlı ve mevsim normallerinin altında geçmiş.
Link:
1992 KIŞI - BİR KIŞ EFSANESİ


AĞUSTOS AYI

resim


1980-2019 yılları arasında, Ağustos ayında ölçülen en düşük gece sıcaklıklarına baktığımızda, 80'li yılların başındaki 14-15 derecelerden, ne yazık ki 20-21 derecelere kadar çıkmışız. Geçen yıl, yani 2018'de 21,4 dereceden daha düşük bir gece sıcaklığını görememişiz İstanbul'da. 


resim
Ağustos ayı gece sıcaklıkları ortalaması, 80'lerin başında 17-18 derecelerdeyken, son yıllarda 24 derecelere kadar çıkmış. 

resim


Ağustos ayında, gün içerisinde kaydedilen en yüksek sıcaklık değeri , 40.5 dereceyle 11 Ağustos 1970 yılına ait hala. Yakın zamanda ise 12 Ağustos 2002'deki 39.2 derecelik sıcaklık, bu rekoru zorlamış görünüyor. 

resim


İstatistiksel olarak asıl değerlendirme yapılan birim olan aylık ortalama sıcaklık değerlerinin ise, Ağustos ayında da, 80'li yıllar ortalamalarına göre, son yıllarda yaklaşık bi 5 derecelik fark göze çarpıyor. 


resim


Ağustos ayı, nisan ve mayıs aylarından sonra, gerek Basra, gerekse Afrika ataklarıyla sahra tozlarının ülkemizi tekrar ziyaret etmeye başladığı ay...

Yaklaşık 1000 yıl önce, büyük tıp bilgini İbn-i Sina: “Eğer toz olmasaydı, insan ömrünün 1000 sene olmaması için hiçbir sebep yoktu.” demişti.

Toz tanecikleri, varlıkları ile dünyadaki kusursuz dengenin kurulmasında büyük bir paya sahiptirler. Havadaki su buharı toz taneciklerinin üzerinde yoğunlaşarak pus, sis ve bulutları oluşturur. Eğer atmosferde bu toz zerrecikleri olmasaydı, su buharının damlalar halinde yoğunlaşması çok zor olurdu. Hatta  havada toz zerreleri bulunmasaydı, yoğunlaşan su buharı yere yağmur damlaları halinde asla düşemez, çok şiddetli sağnak yağışlara sebep olur bu da sellere, heyelanlara kısacası büyük doğal afetlere yol açardı.

Konuya ulaşmak için:
ÇÖL TOZLARININ ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Ağustos ayında, 1980-2019 yılları arasında yağışlı gün sayısı grafiğine baktığımızda, 2002 yılı 13 günle başı çekiyor. Son 10 yılda bariz bir azalma göze çarpıyor. 

resim


Toplam yağış miktarında ise, 1982 ve 1993 yılları ön plana çıkıyor. 

resim


AVRUPA'DA REKOR SICAKLIKLAR

Bilim insanları, temmuz ayının, sıcaklık kayıtlarının tutulduğu 1880'den bugüne kadar yeryüzünde görülen en sıcak ay olabileceği uyarısında bulundu.

Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) göre, Avrupa, Kuzey Amerika ve Kuzey Kutbu’ndaki alışılmadık sıcaklıklar ile temmuz ayındaki ortalama sıcaklığının bu güne kadar kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.

NASA’nın yayınladığı verilere göre, geçen haziran ayı normallerin 0,93 derece üzerinde geçti, Temmuz ayının ise daha yüksek bir rakamla şu ana kadar dünyada ölçümlenen en sıcak ay olması bekleniyor.

Alaska’da geçtiğimiz hafta şu ana kadar kaydedilen en sıcak iki gün yaşandı, Anchorage şehrinde sıcaklık ilk defa 32 derece olarak ölçüldü.

Afrika üzerinden batı Avrupa'ya etki eden bir sıcak atağın, bu günlerde Almanya, Fransa, İspanya, Belçika ve Hollanda'da bazı kentlerde hava sıcaklıklarını, 40 derecenin üzerine çıkartması bekleniyor...

Fransa'nın başkenti Paris'te 28 Temmuz 1947'de ölçülen ve şimdiye kadarki en yüksek sıcaklık olan 40,4 dereceye iki gün içinde ulaşılacağı öngörülüyor.


resim

Bu yazıyı hazırladığımız sıralarda,  bugün Paris'te ölçülen 42.6 derece sıcaklık, şehirde tüm zamanların en sıcak değeri olarak tarihe geçti. Paris'te bugün, yani 25 Temmuz 2019 tarihinde ölçülen 42.6 derece, kayıtların tutulduğu 1874 yılından beri en yüksek sıcaklık rekoru oldu.
Hatta bu rekor, 1995 yılında İspanya Madrid'te ölçülen 42,2 derecelik rekoru bile geçmiş bulunuyor.


Aşağıdaki görseldeki rekor revize edildi.


Paris'te son 145 yılda sıcaklık rekorları:

resim


Hollanda da, son 75 yılın en sıcak günlerini yaşıyor.

Hollanda tarihinde en yüksek sıcaklık, 23 Ağustos 1944'te 38,6 derece olarak ölçülürken, bugün 39.7 dereceyle yeni rekor kırıldı.Önce 41.7 derece yazıldı, sonra revize edildi.

resim


Almanya'da da sıcaklık rekoru kırıldı. 40.9 derece.

resim

Türkiye için normal, İngiltere için anormal olan bu sıcakların Londra'daki etkisi:
-Birçok tren şirketi rayların aşırı ısınması sebebiyle Londra'ya gelen trenleri iptal etti.
-Bazı şirketler, yolculara mecbur kalmadıkça seyahat etmemeleri konusunda uyarıda bulundu.
-Arabayla gidip gelecek olanlara "radyo sinyalleri de kesintiye uğrayabilir" uyarısı yapıldı.
-Bugünkü sıcaklıkların daha önceki rekoru kırması bekleniyor (Rekor: 38.5c 10 ağustos 2003)


resim
resim

resim


resim


Kaynaklar:

https://www.mgm.gov.tr/veridegerlendirme...m=ISTANBUL

https://www.infoclimat.fr/climatologie-m...aturk.html

*************************************************************************************

Hazırlayan ve derleyen:
Serkan SEZENOĞLU

DİĞER YAZI DİZİLERİM:
**********************

İSTANBUL'UN MEŞHUR KIŞLARI:
http://www.forumatmosfer.com/forum-istan...ur-kislari

1929 KIŞI - BOĞAZDA BUZ ÜZERİNDE İNSANLARIN FOTOĞRAF ÇEKTİRDİĞİ EFSANE KIŞ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1929-k...e-kis.html

UNKAPANI KÖPRÜSÜNÜ 4 PARÇAYA AYIRAN MEŞHUR 1936 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-unkapa...-kisi.html

1954 KIŞI VE BOĞAZI KAPLAYAN BUZ KÜTLELERİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1954-k...eleri.html

1957 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1957-k...anbul.html

İSTANBUL, EDİRNE VE AVRUPA'YI FELÇ EDEN MEŞHUR 1963 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

1966 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1966-k...anbul.html

1967 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1967-k...anbul.html

1972-1973 KIŞI - İSTANBUL'DAN KIŞ MANZARALARI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1972-1...alari.html

İSTANBUL'UN MEŞHUR 1985 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1987 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

BİR FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ... 1987 KIŞINDA ATATÜRK HAVAALANI
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-fo...alani.html

1992 KIŞI - BİR KIŞ EFSANESİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1992-k...anesi.html

İSTANBUL'UN MEŞHUR 2004 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

1987-2018 YILLARI ARASINDA, İSTANBUL'DA, MART AYINDA KAR YAĞIŞLI GÜNLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-1987-2...unler.html


DÜNYA TARİHİNDE İZ BIRAKAN METEOROLOJİK OLAYLAR:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya...ik-olaylar

ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA DÜŞMANA 16.000 KAYIP VERDİREN KAR FIRTINASI:27 KASIM 1915
http://www.forumatmosfer.com/konu-canakk...-1915.html

1816 - YAZSIZ GEÇEN YIL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1816-y...n-yil.html

3 ŞUBAT 1972 (İRAN) - 8 METRE KAR KALINLIĞIYLA TARİHİN EN ÖLÜMCÜL KAR FIRTINASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-3-suba...inasi.html


DÜNYA İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya-iklimi

ORMANLIK ALANLAR YAĞIŞI ÇEKER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-ormanl...er-mi.html

KUTUP IŞIKLARI - AURORA BOREALIS
http://www.forumatmosfer.com/konu-kutup-...ealis.html

YANARDAĞ PATLAMALARI KIŞ MEVSİMİNİ ETKİLER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-yanard...er-mi.html

ÇILDIR GÖLÜ’NDE BUZDA BALIK AVI
http://www.forumatmosfer.com/konu-cildir...k-avi.html

SALAR DE UYUNİ - UYUNİ TUZ ÇÖLÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-salar-...-colu.html

NASA GÖRSELLERİ KANIT GÖSTERİLDİ : HAVA DURUMUNA MÜDAHALE EDİLİYOR
http://www.forumatmosfer.com/konu-nasa-g...liyor.html

SİBİRYA'DA YENİ BİR GİZEMLİ KRATER BULUNDU
http://www.forumatmosfer.com/konu-sibiry...lundu.html

1984-2016 YILLARINA AİT İSTANBUL UYDU FOTOĞRAF GÖRÜNTÜLERİ KIYASLAMASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1984-2...amasi.html

1880-2017 YILLARI ARASI KÜRESEL SICAKLIK ANAMOLİSİ GRAFİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1880-2...afigi.html


TÜRKİYE İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-turkiye-iklimi

TÜRKİYE'DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE METEOROLOJİK AFETLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...etler.html

TÜRKİYE'NİN ŞİDDETLİ DOLU İKLİMİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...klimi.html

ÇÖL TOZLARININ  ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ... 
http://www.forumatmosfer.com/konu-col-to...ileri.html

BEYAZIT KULESİ: ÇOCUKLUĞUMUZUN KAR SEVİNCİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-beyazi...vinci.html


FORUM ATMOSFER OKULU:
 
AVRASYA KAR ÖRTÜSÜNÜN KIŞA ETKİSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-avrasy...tkisi.html

BİR UZUN VADE KLAVUZU: MJO ENDEKSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-uz...deksi.html

AMATÖR TAHMİNCİLİK TARİHİ VE MODELLERİN GÜVENİLİRLİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-amator...rligi.html

UZUN VADELİ TAHMİNLER, FIRTINA TAKVİMİ VE SİSTEM DÖNGÜSÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-uzun-v...ngusu.html

KAR YENİR Mİ? KAR NEDEN SEVİLİR? KAR SEVGİSİ !..
http://www.forumatmosfer.com/konu-kar-ye...vgisi.html


UYARI:

https://www.forumatmosfer.com web sitesinden alıntı yapmak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlar;  “Yazılı izin almış olsalar dahi” kullandıkları materyalin  http://www.forumatmosfer.com sitesinde yayınlanmakta olduğunu ve bu siteden alıntı yapıldığını açık bir şekilde belirtmekle beraber http://www.forumatmosfer.com sitesine link vermek zorundadır.
by Serkan Sezenoğlu at 11-04-2019, Saat: 13:55
13 MART 1971

KONYA'DA 67 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ

KAR FIRTINASI



resim


Türkiye'de 12 Mart 1971 muhtırasının ertesi günü , 13 Mart 1971'de Konya'da yaşanan kar fırtınası , hem darbenin ertesi gününe denk gelmesi, hem de İstanbul'un en meşhur kışlarından biri olan 1987 yılı gibi yine mart ayına denk gelmesi , hem de kuvvetli fırtına yüzünden çok sayıda can kaybına sebep olmasıyla, ülkemizde extrem olayların kaydının tutulduğu meteoroloji tarihinde önemli bir yer edinmektedir.



İstanbul'un meşhur mart 1987 kışı için:
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html


resim


13 Mart 1971'de Konya'da yaşanan fırtına, resmi kayıtlara göre 67 kişinin ölümüne, o zamanki koşullar dikkate alındığında kaydı tutulmayanlarla birlikte belki de bunun iki katı can kaybına sebep olarak, sırf bu yönüyle bile,Türkiye ve Dünya tarihinde iz bırakan önemli meteorolojik olaylar konusundaTürkiye'nin en büyük meteorolojik arşivini barındıran forumumuzda bu konunun da mutlaka araştırılması ve arşivimizde yer alması gerektiğine karar verdik.


resim


  Konya’da, cumhuriyetten sonra yaşanan en sert geçen kışları araştırdığımızda, ‘Koca kar’ yağan yıl olarak hafızalarda yer edinen ve 1944 yılında olduğu söylenen yağış ve tipinin ön plana çıktığını gördük. 1954 yılında yine sert bir kış yaşayan Konya halkı, 1971 yılının Mart ayında ‘bahar geldi’ derken karşılaştığı kar yağışı ve fırtına nedeniyle pek çok sıkıntı ile karşılaştı. Çok sayıda vatandaş soğuktan donarak yaşamını yitirirken bazı köylüler tarlada ekin sularken mahsur kalıp 2 gün kurtarılmayı bekledi. Çalışanlar ve öğrenciler evlerine gidemedi…
 


resim



13 Mart 1971 cumartesi günü Konyalıların böyle bir meteorolojik olaydan asla haberleri yoktu.O yıllarda cumartesi günleri de okula yarım gün gidiliyordu.Herkes okulunda, işinde, gücündeydi, o gün yaşanılacaklardan habersiz....

Olaydan günler sonra Ziraat odası başkanının da açıkladığı üzere, halk bu konuda habersiz kalmanın tek suçlusu olarak Devlet Meteoroloji Müdürlüğü'nü seçmişti. Çünkü hava durumu bültenlerinde Konya yer almıyordu.

resim


Aslında ölümlere yol açan meteorolojik hadise, kuvvetli kar yağışından daha çok, kuvvetli fırtına hadisesiydi. Aşağıda o güne ait 500 hpa yer haritasında da görüldüğü üzere , izobarlardaki sıklık da zaten o bölgede yaşanacak çok kuvvetli fırtınanın da habercisiydi.

resim



resim


O gün neler yaşandığını, Konya Postası'ndan gazeteci Muharrem Balatekin'in anılarını okuyarak , daha iyi anlayalım.

ÖLÜMLE YAŞAM ARASINDA


Bundan tam 47 yıl önce… 13 Mart Cumartesi. O yıllarda Cumartesi günleri yarım gün yani saat 13.00’a kadar okul ve mesai var. Sonra okul ve kamu kurum ve kuruluşları bir buçuk günlük hafta sonu tatiline giriyorlar.

Tarih biraz daha anlaşılsın diye 12 Mart 1971 Cuma’dan da bahsedeyim. Askeri bir muhtıra veriliyor siyasilere. Ülkede terör kol geziyor diye. Neyse konumuz bu değil.

13 Mart 1971 Cumartesi okuduğum Meram Ortaokulundan Zindankale’de ki şimdilerde Kızılay’a bağışlanmış 3 katlı apartmanın ikinci katındaki evimize geliyorum. Babam istasyonda çalışıyor. O gelince para alıp sinemaya gideceğim.
Şahin Sineması planım arasında. Bu sinema şimdiki öğretmen evine (çarşıdaki) yakın. Neyse babamdan para istiyorum. Babam parayı verirken

- Oğlum hava patlayacak gibi gitmesen iyi olur.

Hava kapalı ve durgun, bende babama

- Baba ne olur ki alt tarafı kar-yağmur yağar diyorum.

Ve parayı alıp sinemaya gidiyorum. Sinemada rahmetli akrabam Metin TORAN’da var. Dışarıdan haberimiz yok. Dışarıda inanılmaz bir tipi başlamış. Sinemadan çıkanlar tekrar içeri dönüyormuş. Elektrikler kesilince olayın farkına vardık. Sinema yetkilileri de, elektriğin gelmeyeceğini söyleyince, üzülerek sinemadan çıkıyoruz. 

Bu arada okul arkadaşım diş hekimi Kemal ŞAHİN havanın kötü olduğunu, beraber kendi evlerine gidebileceğimizi, evlerinin çok yakın olduğunu söylüyor. Kabul etmiyorum. Rahmetli Metin’le beraber sinemadan çıkıyoruz.

Çıkar çıkmaz tipi bizi savuruyor. Görüş mesafesi sıfır. Metinle evlerimizin arası 100 metre. Ve Metin’le irtibatımız kesiliyor, herkes kendi başının çaresine bakıyor. Tipiden nefes alamıyorum, araçlar yollarda terk edilmiş. Zafer Pasajına ulaşıyorum. Orada biraz dinlenip evin yolunu tutuyorum.

resim



Nefes almak için paltomun yakasını kulağıma çekip boşluk yaratıyorum. Kulağımın paltoya yapıştığını sonradan fark ediyorum. İşte o anlar benim ölümle yaşam arasındaki anlarım. İçimden rabbime beni koruması için dua ediyorum. Kurtulursam şükür namazı kılacağım diyorum. Dizlerimin bağı çözülüyor.

Metinlerin evine kendimi zor atıyorum. Metin’de eve henüz gelmiş. Onu’da el ele tutuşup insan kurtaran 5-6 kişilik bir ekip getirmiş.

Beni rahmetli Sıddıka hanım teyze (nene) ve Metin’in annesi Fatma teyze soğuk bir odaya alıp zıplattılar. Kulağım paltodan kurtuldu, kendime geldim. Annem ve babamın beni merak edeceğini bildiğim için, eve gitmek istediğimi söyledim. Bütün kal ısrarlarına rağmen, iki kez eve gitmeyi denedim.

Tipi beni yerden yere vurdu, başarılı olamadım.

Akşam yemeğinde yoğurtlu yaprak sarması var. En sevdiğim yemek, oturduk tam yemek yiyeceğimizde, baca bastı ve kurumlar yoğurdun üstüne düştü. Rahmetli Sıddıka hanım teyze kaşıkla soba kurumlarını temizledi. Afiyetle yemeğimizi yedik.

Tabi sene 1971, Konya’da televizyon yok, sadece radyo var. Telefon ise nadir evlerde var. Telefonlarında çalışmadığını öğreniyoruz. Saat 22.00’da evime gitmek için bir deneme daha yaptım. Başarılı oldum, eve geldim. Ama kar kürtük yapmış, kapı falan gözükmüyor. Giriş katta oturan rahmetlik Konya Turizm Müdürü Nadir Ayvacı’nın camını kardan sıyırıp çaldım. Uzun uğraştan sonra kapıyı açtılar. Ağlayarak eve girdim. Evdeki sevinci tahmin edersiniz… Ev kalabalık. Amcam ve yengem bize sığınmışlar. Babam beni aramak için çıktığında 3 tane çocuğu bulmuş eve getirmiş. Sabaha doğru her şey normale bindi, fırtına ve tipi dindi.

Şehir içinde 70’e yakın ölü var. Dedim ya televizyon yok diye, Türkiye’min haberi bile olmamıştır.

Hayatımda yaşadığım birkaç kaza ve silah kazası dışında ölümle burun buruna geldiğim an 13 Mart 1971’deki bu hadisedir. Hala tazeliğini korur, anlatılmaz yaşanır denir ya. Görüş mesafesi sıfır, tipinin şiddetinden nefes alıyorsunuz, anormal soğuk var. Sığındığınız yerde ısınma imkanınız yoksa donuyorsunuz.

Rabbime şükürler olsun bugün yaşıyor ve bu satırları yazıyorum. 47 yıl önceki hadiseyle o tarihte Konya’da olup orta yaşın üzerindekilerinin anılarını tazelemek istedim. Allah ömür verirse bu tarihi her yıl gündeme getirmek isterim.


Ben okumayı sevmem diyenler için bu konunun işlendiği bir belgesel var youtube'da...







Bir de yaşanılanları Hakimiyet gazetesinden Ahmet Yıldız'ın ağzından dinleyelim:

Yıllar Sonra Yağan Kar Ve Bakkal Fırtınası!
 

"Pazar günü Sodur Köyümüzde kadim dostumuz namı diğer Albay Mehmet Ali Şahin Ağabey ziyaretimizde bana;

--- Ahmet Başkan yetmişli yıllarda olan ve halk arasında “Bakkal fırtınası” olarak bilinen bu fırtınanın tarihini ay gün biliyor musun? Ben cevap vermeden Ahmet Çelik Ağabey;

--- Ben 11 Mart 1971 Cumartesi akşamı olarak biliyorum. Öyle değil mi Ahmet Başkan?

--- Ben de sizin gibi biliyorum. Mart ayı ve bir 1971 Cumartesi akşamı olmuştu. Dedim. Himmet Tömtöm;

--- Niyazi Yılmaz Ağabey o fırtına akşamı Konya’da Ocağın düzenlediği geceye katılacaklarmış ve yolda kalmışlar. O tarihini unutmamıştır soralım. Dedi ve telefon açtı. Niyazi Yılmaz Başkan 13 Mart 1971 demiş.

Daha sonra Himmet Tömtöm’ün dükkânında ben tekrar sorduğumda;

--- Ahmet Başkan biz o 13 Mart 1971 Cumartesi akşamı teşkilatın Konya’da düzenlediği Malazgirt Gecesine gidiyorduk. Çumra’nın çıkışında kaldık. Arabada altı kişi idik.

Arabanın benzini üç saatte içinde bitti. Tıpkı voleybolcular gibi arabanın içinde yer değiştire değiştire sabahı ettik.
Sabah arabayı olduğu yerde bırakarak yürüyerek Çumra’ya dönmüştük.

resim



Niyazi Yılmaz Başkanın Skoda marka o arabasını çok iyi hatırlıyorum. Az kahır çekmedi. Toplantılar, mitinglere hep o araba en önde giderdi.

43 yıl önce 13 Mart 1971 Cumartesi günü akşamında başlayıp sabaha kadar süren fırtına Çumra merkezde beş kişi hayatını kaybetmişti.

İzzetbey Camii (Dağlılar camii olarak bilinir.) karşı köşede Polis Ömer Yavuz’un birinci kat köşede bakkallık yapan baba ve iki oğlu evine dönerken fırtınada yolunu kaybedip üçü de ölür.

Bağlar mahallesinde Çumra’nın renkli simalarından Poz Mevlüt’ün hanımı ve çocuğu evinin bahçesinde hayatın kaybeder.

Özellikle bu tipide bakkal ve iki çocuğunu ölümünden dolayı 13 Mart 1971 Cumartesi günü olan fırtınaya Bakkal Fırtınası denmiştir.

resim


Ben o yıllarda ilkokula gitmekte idim. O zaman okula cumartesi öğleye kadar da gidilirdi.
İkindi üzeri sığırcık kuşları sürü sürü uçuyordu. Serçe kuşlarında telaş bahçe çelenlerindeki kamışların arasına sokuluyorlardı..

resim


Rahmetli babama bu anormollikleri anlatıp sebebini sorduğumda;

--- Oğlum bunun arkası boş değil Cenabı Allah yolda belde kalanın yardımcısı olsun. Demişti.

Babam rahmetlinin dediği gibi arkası boş çıkmadı. Göz gözü görmemesine kar tipi fırtına çıktı. Yatsı namazı sıralarında bağlar mahallesinde oturan Mustafa Amcam geldi. Ağlayarak;

--- Ben ne yapacağım İsmet ile Hasan ava gitmişlerdi daha gelmediler. Babam;

--- Ağa bu havada yapacak bir şey yok. Onlar muhakkak bir yere sığınmışlardır. Dedi. Amcam;

--- Ben gideceğim. Diyerek dışarı çıktı. Babam ağabeylerim Nuri ve Sami’ye;

--- Nuri, Sami üstünüzü kavi giyin. Başınıza poşu sarın. Tek sıra halinde yürüyün. Her yüz metre de öndeki değişsin amcanızı evine bırakın gelin. Dedi.

Evden çıktıktan sonra babam tekrar dışarı çıktı, girdi.

--- Hava daha da bozulmuş keşke ağamı ve çocukları salmasaydım. Deyip hayıflanmaya başladı. İki sat sonra sağ salim ağabeylerim döndüler.

resim


Sabah oldu tipi dindi. Bizim evin önündeki kanal karla dümdüz olmuş. Çarşamba Çayının üzeri aynı karla tepelemesine dolmuş. Köprüden geçer gibi karşıdan karşıya geçtik.

Babam rahmetli komşulardan at getirdiler ona bindi. Amcamın oğullarını aramaya gitti. Amcaoğulları şimdiki Çumra Şeker Fabrikası sapağında önüne gelmişler. Babam hemen attan inmiş;

--- Gelmiş geçmiş olsun çocuklar. Deyince her ikisi de babama sarılıp ağlamaya başlamışlar. Babam;

--- Geceyi nerde geçirdiniz? Diye sorunca;

--- Hacı Muhitte bir eve sığındık. Demişler. Babam;

--- Haydi oyalanmayın. Evde kızılca kıyamet koptu haber beklerler. Ata binip eve geldi. Amcama;

--- İsmet ile Hasan Sulu Ziraatın oradalar geliyorlar. Gözümüz aydın olsun. Gelmiş geçmiş olsun. Dedi. Amcam ve Iraz yengem sevinç gözyaşlarına boğuldular.

Bir sure sonra süt dökmüş kedi gibi iki amcaoğlu bizim eve geldiler. Mustafa Amcam merakla soruyordu;

--- Oğlum ne diye hava bozdu da eve dönmediniz? Amcaoğulları;

--- Baba hava birden bozdu. Ne yapacağımızı bilemedik. Hacı Muhitte bir eve sığındık.

Yukarda da ifade ettiğim üzere bakkal ve iki oğlu, Poz Mevlüt’ün Hanımı, çocuğu fırtınada vefat etti.



resim






resim






resim







resim

Konu hakkında fikir verip, bilgilendirme yaparak, yazıyı hazırlamama sebep olan Ozan Deniz'e teşekkürler  .. 

Kaynaklar:

http://www.merhabahaber.com/konya-halki-...77745h.htm

http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/Arsiv/1971/03/16

http://www.hakimiyet.com/yillar-sonra-ya...8606yy.htm

Yıllar Sonra Yağan Kar Ve Bakkal Fırtınası! - Ahmet Yıldız


DİĞER YAZI DİZİLERİM:
**********************

İSTANBUL'UN MEŞHUR KIŞLARI:
http://www.forumatmosfer.com/forum-istan...ur-kislari

1929 KIŞI - BOĞAZDA BUZ ÜZERİNDE İNSANLARIN FOTOĞRAF ÇEKTİRDİĞİ EFSANE KIŞ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1929-k...e-kis.html

UNKAPANI KÖPRÜSÜNÜ 4 PARÇAYA AYIRAN MEŞHUR 1936 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-unkapa...-kisi.html

1954 KIŞI VE BOĞAZI KAPLAYAN BUZ KÜTLELERİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1954-k...eleri.html

1957 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1957-k...anbul.html

İSTANBUL, EDİRNE VE AVRUPA'YI FELÇ EDEN MEŞHUR 1963 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

1966 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1966-k...anbul.html

1967 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1967-k...anbul.html

1972-1973 KIŞI - İSTANBUL'DAN KIŞ MANZARALARI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1972-1...alari.html

İSTANBUL'UN MEŞHUR 1985 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1987 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

BİR FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ... 1987 KIŞINDA ATATÜRK HAVAALANI
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-fo...alani.html

1992 KIŞI - BİR KIŞ EFSANESİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1992-k...anesi.html

İSTANBUL'UN MEŞHUR 2004 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

1987-2017 YILLARI ARASINDA, İSTANBUL'DA, MART AYINDA KAR YAĞIŞLI GÜNLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-1987-2...unler.html


DÜNYA TARİHİNDE İZ BIRAKAN METEOROLOJİK OLAYLAR:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya...ik-olaylar

ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA DÜŞMANA 16.000 KAYIP VERDİREN KAR FIRTINASI:27 KASIM 1915
http://www.forumatmosfer.com/konu-canakk...-1915.html

1816 - YAZSIZ GEÇEN YIL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1816-y...n-yil.html

3 ŞUBAT 1972 (İRAN) - 8 METRE KAR KALINLIĞIYLA TARİHİN EN ÖLÜMCÜL KAR FIRTINASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-3-suba...inasi.html


DÜNYA İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya-iklimi

ORMANLIK ALANLAR YAĞIŞI ÇEKER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-ormanl...er-mi.html

KUTUP IŞIKLARI - AURORA BOREALIS
http://www.forumatmosfer.com/konu-kutup-...ealis.html

YANARDAĞ PATLAMALARI KIŞ MEVSİMİNİ ETKİLER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-yanard...er-mi.html

ÇILDIR GÖLÜ’NDE BUZDA BALIK AVI
http://www.forumatmosfer.com/konu-cildir...k-avi.html

SALAR DE UYUNİ - UYUNİ TUZ ÇÖLÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-salar-...-colu.html

NASA GÖRSELLERİ KANIT GÖSTERİLDİ : HAVA DURUMUNA MÜDAHALE EDİLİYOR
http://www.forumatmosfer.com/konu-nasa-g...liyor.html

SİBİRYA'DA YENİ BİR GİZEMLİ KRATER BULUNDU
http://www.forumatmosfer.com/konu-sibiry...lundu.html

1984-2016 YILLARINA AİT İSTANBUL UYDU FOTOĞRAF GÖRÜNTÜLERİ KIYASLAMASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1984-2...amasi.html

1880-2017 YILLARI ARASI KÜRESEL SICAKLIK ANAMOLİSİ GRAFİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1880-2...afigi.html


TÜRKİYE İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-turkiye-iklimi

TÜRKİYE'DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE METEOROLOJİK AFETLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...etler.html

TÜRKİYE'NİN ŞİDDETLİ DOLU İKLİMİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...klimi.html

ÇÖL TOZLARININ  ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ... 
http://www.forumatmosfer.com/konu-col-to...ileri.html

BEYAZIT KULESİ: ÇOCUKLUĞUMUZUN KAR SEVİNCİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-beyazi...vinci.html


FORUM ATMOSFER OKULU:
 
AVRASYA KAR ÖRTÜSÜNÜN KIŞA ETKİSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-avrasy...tkisi.html

BİR UZUN VADE KLAVUZU: MJO ENDEKSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-uz...deksi.html

AMATÖR TAHMİNCİLİK TARİHİ VE MODELLERİN GÜVENİLİRLİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-amator...rligi.html

UZUN VADELİ TAHMİNLER, FIRTINA TAKVİMİ VE SİSTEM DÖNGÜSÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-uzun-v...ngusu.html

KAR YENİR Mİ? KAR NEDEN SEVİLİR? KAR SEVGİSİ !..
http://www.forumatmosfer.com/konu-kar-ye...vgisi.html


UYARI:

https://www.forumatmosfer.com web sitesinden alıntı yapmak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlar;  “Yazılı izin almış olsalar dahi” kullandıkları materyalin  http://www.forumatmosfer.com sitesinde yayınlanmakta olduğunu ve bu siteden alıntı yapıldığını açık bir şekilde belirtmekle beraber http://www.forumatmosfer.com sitesine link vermek zorundadır.
by Serkan Sezenoğlu at 10-04-2019, Saat: 17:56
ABD Ulusal Bilim Vakfı öncülüğündeki astrofizikçiler, ilk gerçek kara delik fotoğrafını tüm dünya ile aynı anda, canlı yayında bugün paylaştı.

Projede görevli bilim insanı Dimitrios Psaltis'e göre, araştırma Albert #Einstein'ın izafiyet teorisine katkıda bulunacak.

KARA DELİK

Kara delik, astrofizikte çekim alanı her türlü maddesel oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan ve kütlesi büyük kozmik bir cisimdir.

resim

resim
by atsizat at 12-03-2019, Saat: 23:14
Meteorolojiyi sürekli takip ediyorum. Gecenin en düşük sıcaklıklar listesinde bu sene ocak ayında Göle ve Çaldıran ilçelerinin -30 derecenin altına düştükleri yazdı ( Göle ilçe merkezi -32.5*C, Çaldıran ilçe merkezi -31.6, Çaldıran ilçesine bağlı Bedirzane köyü ise -34.5*C)

Ama meteorolojinin 2019 ocak ayı analizinde ise gerçekleşen en düşük sıcaklık -28.1 derece ile Yüksekova yazılmış.

Meteoroloji kendi ile çelişiyor. Neden?

Gene Türkiye'de ölçülen en düşük rekor sıcaklık ocak 1990 ' da -46.4 derece ile Çaldıran 'da ölçüldü yazıyor meteorolojinin genel sitesinde fakat meteorolojinin aylara göre ölçülen en düşük rekor sıcaklıklar listesinde aralık ayında -42.5 derece ile Yüksekova yazarken, ocak ayında ise -45.6 derece ile Ağrı yazıyor. Ya peki Çaldıran'ın -46.4 derecesine ne oldu? O da Ocak ayında ölçülmüştü? Türkiye'de yılın 12 ayı en düşük sıcaklıklar çoğu zaman Göle'de ölçülüyor fakat yılın 12 ayında da bu listede ismi geçmemiş. Ardahan'ın bile adı geçmiş, Göle yok. Oysaki gecenin en düşük sıcaklıkları listesinde yılın 12 ayı Göle, Ardahan'dan hep daha soğuk.

Meteoroloji kendisi ile fena halde çelişiyor.

Edit:

Gene 2019 ocak ayında Türkiye'deki en düşük  ortalama sıcak Ardahan ( il merkezi) olarak yazılmış  fakat gecenin en düşük sıcaklıkları listesinde hergün Göle, Ardahan'dan daha soğukdu. Ay boyunca! Hergün!

Bu kadar çelişki olamaz ya!!!!
  • 1(current)
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • ..
  • 42
  • Sonraki 
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
Kullanıcı Adı/E-posta:

Şifreniz:


Giriş Yap
Forumda Ara

Forum İstatistikleri
Toplam Üyeler: 4,271
Son Üye: Ahmet Uğur Aktaş
Toplam Konular: 294
Toplam Yorumlar: 58,326
Kimler Çevrimiçi
Toplam: 402 kullanıcı aktif
4 Kayıtlı
» 398 Ziyaretçi
hava, kazablanka özgür, muko2009, Mustafa Atıcı