HAVA MODELLERİ VE RADAR İÇİN TIKLAYINIZ

  •  Önceki
  • 1
  • 2(current)
  • 3
  • 4
  • 5
  • ..
  • 190
  • Sonraki 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 6 Oy - Ortalama: 4.83
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
[GENEL SOHBET] - FORUM CAFE
bugün gözümüzü radardan etrafa bakamadık.delilik bu yaptığımız ama biz bu yolla stresimizi atıyoruz. ümit devam ediyor avrupa yakasında özellikle karadenize bakan kuzey kesimler için.
Cevapla
Video 


30. dk dan itibaren izlermisiniz  ayrıca yorumlarınızı bekliyorum. Big Grin
Cevapla
salı günü ispanya ve portekiz şiddetli yağış alacak.15/09/2015.
Cevapla
Merhaba arkadaşlar adım hakan serkan abinin tavsiyesiyle forma gelmiş bulunuyorum bir çoğunuzu gıyaben tanıyorum gerek yapmış olduğunuz tutarlı tahminlerden gerek arkadaşlarımın vasıtası ile.Bundan sonra inşallah Havacity de olduğum kadar burada da olmaya çalışacağım sizlerinde sayesinde meteoroloji hakkında daha fazla fikir ve bilgi sahibi olmak için.
Herkesin Kurban Bayramını kutlar hayırlara vesile olmasını yüce Allahtan niyaz ederim
Sevgilerle ...
Cevapla
Kurban Bayramımız mübarek olsun. Allah kestiğimiz kurbanlarımızı kabul etsin.
Hz.İbrahim ve Hz.İsmail arasında geçen ve bugün kutladığımız Kurban Bayramımızın çıkış hikayesini de okuyalım....
Vakta ki İbrahim Aleyhisselâm Allah’ü Teâlâ’dan kendisine salih bir evlat vermesini istedi. Cebrail Aleyhisselâm geldi ve bir oğlan çocuğu olacağını müjdeledi. İbrahim Aleyhisselâm da aşırı sevincinden, onu, Allah rızası için kurban edeceğini nezretti. Sonra İsmail Aleyhisselâm dünyaya geldi. Yedi veya on üç yaşına geldiğinde Halil-İbrahim Aleyhisselâm Celil olan Rabbinin emriyle Hazreti İsmail’in de yardımı ile Kabe’yi bina etti. Kabe’nin inşaası bitince Beyt-i Şerifi haccetti. Hac vazifelerini bitirdikten sonra Zilhiccenin sekizinci gecesi rüyasında:
“Rabbin sana şu çocuğu kurban etmeni emrediyor” denildiğini gördü.Sabahleyin tefekkür etti. “Allah’tan mı, yoksa şeytandan mı? diye iyiden iyiye düşündü. Bu güne “Tevriye günü” denildi. Sabahleyin koyunlarının en iyilerinden yüz tane seçti ve onları kurban etti. Bir ateş geldi, onları yok etti. İbrahim Aleyhisselâm da bunların kafi olduğunu zannetti.İkinci gece (dokuzuncu gece) aynı rüyayı tekrar gördü. Bunun Allah’tan olduğunu anladı. Onun için dokuzuncu güne “Arefe” adı verildi. Bu sefer develerinden yüz tanesini seçti ve onları da kurban etti.Üçüncü gece (kurban bayramı gecesi) tekrar aynı rüyayı gördü ve;“İlâhi, benim kurbanım nedir?” dedi. Cenab-ı Hak:“Sevgide bana ortak ettiğin oğlundur,” buyurdu. İbrahim Aleyhisselâm istiğfar ederek uyandı. Oğlunu kesmeye karar verdi. Zilhiccenin onuncu günü olan bu gün “Nahr” kurban kesme günü diye isimlendirildi.
Hazreti İbrahim oğluna şefkat eder vaziyette İsmail Aleyhisselâm’ın annesi Hacer validemizin yanına geldi, dedi ki: “Başını yıka, koku ve yağ sür, en güzel elbiselerini giydir. Onunla koyun gütmeye gitmek istiyorum.”
İbrahim Aleyhisselâm yola çıkarken yanına ip ve bıçak aldı. Kesilecek yere yöneldiklerinde Şeytan İbrahim Aleyhisselâm’ın yanına geldi. Gönlüne fitne ve fesat sokmak istiyordu. Dedi ki:“Bu işte acele etme. Belki Allah bu kesim işinden sizi muaf tutar. Çocuğun boyunu,endamını, sîret ve suretinin güzelliğini görmüyor musun?” İbrahim Aleyhisselâm:“Bu bana Rabbimin emridir. Bu hayırlı bir iştir. Hayırlı iş geciktirilmez,” dedi. Hazreti İbrahim’den ümidini kesen Şeytan İsmail Aleyhisselâm’ın yanına geldi, şöyle dedi: “Sen sevinip duruyorsun. Ama babanın yanında bıçak var. Rabbinin emrettiği zannıyla seni kesmek istiyor.” İsmail Aleyhisselâm şeytana şöyle cevap verdi:“Peygamberlerin vahyinde yalan olmaz. Eğer böyle yapmak isterse dinler ve itaat ederim.” Şeytan başka sözler de söylemek istediğinde İsmail Aleyhisselâm eline taş aldı ve ona attı. Sol gözünü kör etti. Şeytan Aleyhillane eli boş ve üzüntülü olarak oradan kaçtı.Onun içindir ki Hazreti Allah, şeytanı kovmak için taşları atmayı (hacılara şeytan taşlamayı) vacib kıldı.Melun, bundan sonra Hacer validemizin yanına geldi. Çeşitli şekillerde gönlüne vesvese vermek istedi. Onu aldatmaya da muvaffak olamadı. Hayret içinde kaldı ve perişan oldu. Vakta ki Mina’daki kesim yerine ulaştılar. İbrahim Aleyhisselâm oğlunu imtihan için şöyle dedi: “Oğulcağızım! Rüyada seni kesiyor görüyorum. Sen buna ne dersin, nasıl bir reyde bulunursun?” İsmail Aleyhisselâm:
“Babacığım! Emr olunduğun şeyi işle, İnşaallah beni sabredenlerden bulursun,” dedi.Kesmeye azmettiğinde İsmail Aleyhisselâm dedi ki:
“Babacığım, ellerimi bağla ki hareket etmeyeyim. Yüzümü yere doğru getir ki bana bakıp da merhamete gelmeyesin. Gömleğimi de anneme götür de ona hatıra olsun. Ayrıca ona benden selam söyle ve “Allah’ın emrine sabret” de.”
Sonra kesilmek üzere yatırılan koyun gibi, oğlunu sağ yanı üzerine yatırdı. Ellerini bağladı. Hazreti İsmail kendi kendine düşündü. Dedi ki:
“El ve ayaklarımı çöz babacığım. Ta ki Allâh’ü Teâlâ’nın emrini zorla yaptığımız zannedilmesin. Bıçağı da boğazımın üzerine süratle çekmek için koy ki, melekler Allah’ın emrine itaatkar olduğumu bilsin.”
Sevgilinin eliyle bana zehir sunulsaydı,
Bu zehir onun elinden iyi gelirdi.
Hazreti İsmail elleri ve ayaklarını bağlanmamış vaziyette uzatıverdi. Yüzünü de yere doğru çevirdi. İbrahim Aleyhisselâm bıçağı onun boğazına koydu ve bütün kuvvetiyle çekti.
O anda Hazreti Allah meleklerin gözlerinden perdeyi kaldırdı. Bir de ne görsünler, İbrahim Aleyhisselâm oğlu İsmail’i kurban ediyor. Bu manzarayı görünce hemen secdeye vardılar.
Allâh’ü Teâlâ meleklere buyurdu ki: “Dostum İbrahim’e bakın, benim rızamı kazanmak ve emrimi yerine getirmek için oğlunun boynuna bıçağı nasıl sürüyor ? Halbuki siz:
“Yeryüzünde fesat çıkaracak, kan dökecek bir kavim mi yaratacaksın? Halbuki biz sana hamd etmek suretiyle tesbih ve takdis ediyoruz,” (Bakara-30) demiştiniz.
Rivayete göre;
Hazreti İbrahim bıçağı her çekişinde bıçak tersine, sırtı üstüne döndü ve Allah’ın izniyle kesmedi. İsmail Aleyhisselâm şöyle haykırdı:
“Babacığım! Bana olan sevginin şiddetinden dolayı, korktuğum başına geldi. Elinin kuvveti gitti, kesmeye gücün yetmiyor. Babacığım, bıçağını tekrar bile.”
Hazreti İbrahim kayaya dayandı. Bıçağını tekrar biledi. Bıçak sanki bir ateş parçası gibi oldu. Sonra tekrar sürdü. Allah’ın izniyle yine kesmedi. Oğlu:
“Sana ne oluyor da tembel davranıyorsun?” dedi.
Bunun üzerine İbrahim Aleyhisselâm öfkelendi ve bıçağı bir taşa vurdu. Taş iki parçaya ayrildi,
“Çok acaib bir iş yaptın. Taşı kesiyor, ama et parçasını kesmiyorsun” dedi. Bıçak onun öfkesinden koktu. Allâh’ü Teâlâ’nın kudretiyle konuştu ve şöyle dedi:
“Ya İbrahim! Sen “kes” diyorsun, alemlerin İlâhı ise “kesme” diyor.” Kendisine şöyle nida edildi:
“Ey İbrahim! Gerçekten sen rüyana sadakat gösterdin.”
O anda Allâh’ü Teâlâ Cebrail Aleyhisselâm’a şöyle emretti.
“Cennete gir, boynuzlu, alaca bir koç al, İbrahim’e götür ve benim tarafımdan ona de ki:
“Oğlunu sana hibe ettim. Oğlunun yerine şu dağdan inip gelen koçu kurban et.”
Cebrail Aleyhisselâm Cennete girip de koçun boynundan tutuğu vakit bunu görenler İsmail Aleyhisselâm’ın Rabbi yanındaki kerametine, kadrü kıymetine hayret ettiler. Bunun
üzerine Hazreti Allah şöyle buyurdu:
“İzzetim ve celalim hakkı için, bütün melekler boyunlarını İsmail’e fidye olarak koysalardı yine de onun “babacığım, sana ne emredildiyse yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” sözüne mükafat olamazdı.”
Cebrail Aleyhisselâm dünya semasına geldiğinde Hazreti İbrahim’i, oğlunu kesmek için aceleyle bıçağı boynuna çekerken gördü.
“Allâh’ü Ekber,” diye tekbir aldı. İbrahim Aleyhisselâm da başını dağa doğru kaldırdığı zaman Mina’ya yakın olan dağdan boynuzlu, alaca bir koçun aşağı doğru yavaş yavaş indiğini gördü. Bunun Allah’tan bir müjde olduğunu anladı ve “Lâ İlâhe illallâhü vallâhü ekber,” dedi. Hamd ve şükür makamında bulunan İsmail Aleyhisselâm da:
“Allâh’ü Ekber ve lillâhil hamd,” diye hamd etti. Cebrail Aleyhisselâm Hazreti İbrahim’e:
“Şu kurbanlık, oğlun için bir fidyedir, onu değil, bunu kes,” dedi. İbrahim Aleyhisselâm koçu alıp getirmesi için oğlunu gönderdi. Koç kaçtı. Hazreti İsmail takip etti, “birinci cemre” denilen yere kadar çıktı. İsmail Aleyhisselâm yedi adet taş attı ve oradan çevirdi. Koç “ikinci cemre” ye geldi. Orada da yedi taş attı ve çıkardı. Hazreti İbrahim koçu tuttu ve kesti.
Koçun kaçmasının faydası, kurban kesim yerinin izhar edilmesi idi. Bu da Mina mevki idi. Taşların atılması sünnet, teşrik tekbiri vacip olarak kaldı.

resim
KRAL
Cevapla
(23-09-2015, Saat: 18:47)Hknbrsmz Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Merhaba arkadaşlar adım hakan serkan abinin tavsiyesiyle forma gelmiş bulunuyorum bir çoğunuzu gıyaben tanıyorum gerek yapmış olduğunuz tutarlı tahminlerden gerek arkadaşlarımın vasıtası ile.Bundan sonra inşallah Havacity de olduğum kadar burada da olmaya çalışacağım sizlerinde sayesinde meteoroloji hakkında daha fazla fikir ve bilgi sahibi olmak için.
Herkesin Kurban Bayramını kutlar hayırlara vesile olmasını yüce Allahtan niyaz ederim
Sevgilerle ...

Aramıza hoşgeldin Hakan kardeşim.. Hayırlı uğurlu olsun... Ben de herkesin bayramını kutlarım bu vesileyle.... 
Cevapla
Herkese selamlar. Uzun bir yaz doneminin ardindan sonbaharla birlikte forumdaki ufak kipirdanmalar gercekten de keyif veriyor. Hepinizi cok ozledim. Insallah guzel bir kis mevsimi yasariz birlikte.

Gecen gun esimle konusuyordum. Bir taraftan da foruma bakiyordum caktirmadan. Sonra durumu fark etti ve sordu; nedir bu tutkunun sebebi diye?

87 kisi dedim. Sonra da devam ettim. Benim babam hep evden uzakti. Annem calisirdi, ananem bana bakardi. O zaman 5 yasindaydim. Ev nufusu genelde 2 yi gecmezdi. Annem isten 20:00 gibi gelirdi ve ben onunla ancak 1-2 saat gecirebilirdim. Sariyer, bahcekoyde yasiyorduk. O seneki efsane kar yagisindan bir gun evvel 2 dayim, onlarin esleri, kuzenler derken ev nufusu 10 u gecmisti. Birlikte yapilan kahvaltilar, sohbetler ve uzerine patlayan kar firtinasi tadindan yenmiyordu. Kar yollari kapatinca bu ziyaret uzamisti. Hergun tek basima gittigim firina bu sefer 5 kisi gitmek, giderken karlara batip cikmak daha once hic yasamadigim bir duygu yasatiyordu bana. Odami kuzenlerimle paylasiyorsum ve hic sikayetci degildim.Cunku artik yalniz degildim. Insanlarin icine huzun dolduran, yollari kapatip insanlari bulunduklari yere mahkum eden kar, benim icin tam tersi bicimde calismisti.

Esim herhangi bir sey soyleyemedi. Sadece basimi oksadi. Ve beni forumda istedigim kadar vakit gecirme konusunda ozgur kildi.

Bu forumda ne zaman ciddi bir sistem ihtimali okusam, tipki 5 yasimda hissettigim gibi hissediyorum gene. O yuzden hem bu forum hem de siz degerli uyeler benim icin cok sey ifade ediyorsunuz. Yalnizligin bitisinin habercisisiniz benim icin. Insallah bu sene de baska cocuklarin ani defterlerini cok guzel anilarla dokduracak bir kis sezonu yasariz.
Kardan Baba & Ilıkçı Slayer
Cevapla
Hoşgeldin tekrar kardeşim..İnan ki biz de aynı duyguları yaşıyoruz seninle... Bu arada 87 kışı ile ilgili arşivimize, dün yeni fotoğraflar ekledim duygulanarak, E5 Avcılar'da karda kalmış belediye otobüsleri vesaire... Bu yazını o başlığa da yazmanı tercih ederdim evladiyelik kalsın... Bu arada orada altta diğer efsane kışların linkleri de var... Bu sene hazırladığım 63 kışını bilmem okudun mu?
.
Cevapla
Hoşgeldin abi. O kadar güzel betimlemişsin ki, o zamana şahit olmuş gibi oldum bi' an...
Anlıyorum
Cevapla
Hoşgeldiniz sayın Ortilkici. Bu anınızı 1987 kışı başlığına aktarirsaniz tadından yenmez. Özellikle kar yağışının şiddeti süresi vs gibi ayrıntılarla yazarsaniz arşiv için çok güzel bi yazı olur. Keyifli forumlar
WhatsApp grubumuz yoktur
Cevapla
  
  •  Önceki
  • 1
  • 2(current)
  • 3
  • 4
  • 5
  • ..
  • 190
  • Sonraki 


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar:
212 Ziyaretçi