by Serkan Sezenoğlu at 17-05-2018, Saat: 09:01
10 comments
2018 YAZ MEVSİMLİK HAVA TAHMİNİ
Accuweather Avrupa yaz tahminini açıkladı.

Buna göre; ülkemizin batı kesimleri normal sıcaklıklarda, Karadeniz, İç Anadolu'nun doğusu, güney ve doğu Anadolu'ya ise kuraklık riski öngörüsünde bulunmuş. Balkanlar'dan Trakya'ya kadar sarkan stormy (fırtınalı) yazısı ise zaman zaman Trakya'ya kadar sarkabilecek extrem hava olaylarının da yaşanabileceğinin sinyalini vermiş görünüyor..Orta Avrupa'ya ise sıcaklardan kavrulacaklar öngörüsünde bulunulmuş.
Yukarıdaki anketi işaretlerseniz sevinirim
Accuweather Avrupa yaz tahminini açıkladı.

Buna göre; ülkemizin batı kesimleri normal sıcaklıklarda, Karadeniz, İç Anadolu'nun doğusu, güney ve doğu Anadolu'ya ise kuraklık riski öngörüsünde bulunmuş. Balkanlar'dan Trakya'ya kadar sarkan stormy (fırtınalı) yazısı ise zaman zaman Trakya'ya kadar sarkabilecek extrem hava olaylarının da yaşanabileceğinin sinyalini vermiş görünüyor..Orta Avrupa'ya ise sıcaklardan kavrulacaklar öngörüsünde bulunulmuş.
Yukarıdaki anketi işaretlerseniz sevinirim
by Serkan Sezenoğlu at 24-03-2018, Saat: 12:55
3 comments
ÇÖL TOZLARININ ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ...
Yaklaşık 1000 yıl önce, büyük tıp bilgini İbn-i Sina: “Eğer toz olmasaydı, insan ömrünün 1000 sene olmaması için hiçbir sebep yoktu.” demişti.

Toz tanecikleri, varlıkları ile dünyadaki kusursuz dengenin kurulmasında büyük bir paya sahiptirler. Havadaki su buharı toz taneciklerinin üzerinde yoğunlaşarak pus, sis ve bulutları oluşturur. Eğer atmosferde bu toz zerrecikleri olmasaydı, su buharının damlalar halinde yoğunlaşması çok zor olurdu. Hatta havada toz zerreleri bulunmasaydı, yoğunlaşan su buharı yere yağmur damlaları halinde asla düşemez, çok şiddetli sağnak yağışlara sebep olur bu da sellere, heyelanlara kısacası büyük doğal afetlere yol açardı.
Çöl tozu taşınımının yoğun olarak gerçekleştiği Mart ve Nisan ayları Türkiye ve çevresindeki ülkeler için havaların ısınmaya başladığı, bitkilerin de vejetasyon evresine girdiği süreç olarak bilinir. Bu dönemde meydana gelen toz çökelmeleri bu süreçte bitkiler için adeta bir doğal gübre vazifesi görmekte büyümeyi hızlandırmaktadır.

Türkiye’nin çevresindeki toz kaynaklarını gösteren uydu fotoğrafı (http://www.maps.google.com)
Toz zerrecikleri bize evrende çok üstün ve detaylı bir yaratılış olduğunu göstermektedir.
“Allah, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp, dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.” (Rum Suresi, 48)
Atmosferde toplanan ince tozlar, yukarıdaki ayette yüce yaradanın da belirttiği gibi, rüzgarlarla birlikte bulut oluşumuna vesile olur. Büyük kısmı yağmurla çamur şeklinde yeryüzüne iner ve düştüğü yere bereket getirir. Çünkü toprağı ve suyu besler.Bitkilerin fotosentez sırasında kullanacağı ve bitkinin gelişimini doğrudan etkileyen topraktaki mineral maddelerin artmasına vesile olurlar.

24 Şubat 2006 tarihinde Sahra çölünden Anadolu’ya ve Akdeniz havzasına Lodos rüzgârları ile taşınan tozların uydu görüntüsü (Doğanay, 2006; 8)

Çöl tozlarıyla büyütülmüş ve normal boyutlardaki asma yaprağı
(Bilim-Teknik, Ekim Bir Asma Yaprağı.2002)
Hacettepe Üniversitesi, Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam bu konuda yaptığı araştırmalarla tanınan bir isim. http://www.havadantozdan.com isimli bir internet sitesi de vardır.

Çöl tozlarının bulut içerisinde Fe 3’ten Fe 2’ye indirgenmesini gösteren şekil (Bilim-Teknik, Ekim 2002; 40)
Çöl tozlarının bazı bitkiler için besleyici olduğu bir gerçektir, ancak bütün çöl tozlarının aynı düzeyde besleyici olduğunu söylemek yanlış olur. Saydam bir çalışmasında; laboratuar ortamında farklı çöl bölgelerinden gelen toz ve kumları karşılaştırmış, bunlar içerisinde Sahra çölü tozunun en verimlisi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Saydam’ın araştırma sonrasında “Sahra, Riyad ve Anadolu’nun çeşitli yörelerini temsil ettiğine inandığımız örnekler ile deneyler yaptık. Aynı koşullarda Sahra 4500 birim indirgenmiş demir (Fe2) üretirken, Riyad örneği en fazla 800 birim demir üretebildi. Anadolu toprağının performansı ise, ne yazık ki, pek parlak değil: Sadece 100-200 birim arasında demir üretebildi.” demektedir. Saydam bu durumu Anadolu ve Arabistan yarımadalarının uzun süre denizin altında kalmış olmasına, Sahra’nın ise yakın geçmişte göller ve nehirlerle kaplı bir alan olmasının bir sonucu olduğunu ifade etmektedir (Bilim-Teknik, Ekim, 2002; 40).

9 Mart 2010 Batman (http://www.milliyet.com)
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Cemal Saydam, yaklaşık 8 yıldır çöl tozu üzerinde araştırmalar yaptığını ve bu araştırmalar sonucunda çöl tozunun birçok faydasını tespit ettiğini söylemişti. Afrika ve Arabistan Yarımadası'ndan rüzgarlarla Anadolu'ya gelen çöl tozlarının yağışı artırdığını ve denizlerdeki balıklara besin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Saydam, Karadeniz'e çöl tozlarını serperek balık ve özellikle hamsi patlaması sağlanabileceğini belirtmişti.
Karaya ulaşamayan tozlar denizde de benzer etkiyi yapar ve demir bakımından fakir olan okyanusların demir miktarını arttırarak onları zenginleştirirler.Okyanuslardaki plankton adı verilen organizmalar soğuk okyanus sularında hızla çözünmüş karbon ve tozlarla gelen diğer iyonlarla beslenerek büyür. Bu mikroorganizmaları yiyen diğer deniz canlılarının ölüp, denizin dibinde birikmesi ile karbonun deniz altında depolanması sağlanır. Böylece atmosferde fazla CO2 birikmesine izin verilmez.

Sahra çölünden kaynağını alan tozların aylara göre Türkiye’ye taşınım oranları (A.S., Middleton Goudie, 2009; 287).
Afrika’da Sahra çölünden kalkan tozlar da Amazon ormanlarındaki bitkilerin büyümesinde etkilidir. Amazon ormanlarının üzerinde geliştiği lateritik topraklar yüksek miktarlarda yağan ekvatoral yağışlar nedeniyle verimsizdirler. Ancak toprağın bu düşük mineral kapasitesi, fosfor yüklü tozların yağmurla yeryüzüne inmesi sonucu kapanır. Mineral içeren çöl tozları vesilesiyle zenginleşen toprak üzerinde gelişen daima yeşil yapraklı ormanlar ise atmosferdeki karbondioksitin emilmesini sağlar. Bu şekilde demirli ve fosforlu tozlar, kusursuz düzen sayesinde küresel ısınma nedeni olan CO2’i (karbondioksit) azaltır ve CO2 miktarı hep aynı dengede kalır.
Işık demetleri toz zerreciklerine çarparak ışık oluştururlar. Gün ağarırken ya da gün kararırken Güneş ufkun altında olduğu halde Dünyanın Güneşten ışık almasının nedeni toz taneciklerinin güneş ışığını yansıtmasıdır.Günün doğuşu ve batışındaki kırmızılık atmosferin üst katmanlarındaki toz miktarına bağlı olarak ortaya çıkar. Atmosferdeki bu toz zerrecikleri ve renksiz gazlar ışığın saçılmasına neden olur. Bu saçılma mavi ışık için fazla, kırmızı ışık için daha azdır. Gökyüzünün mavi olmasının nedeni toz taneciklerinin kısa dalga boylu mavi ışığı uzun dalga boylu kırmızı ışığa göre daha fazla saçılıma uğratmasıyla ortaya çıkar. Akşam güneş batmadan önce ve sabah doğduktan sonra yani Güneş ufka yakın olduğu konumdayken Güneşten gelen ışık oldukça uzun bir hava tabakasından geçerek Dünyaya ulaştığında toz zerrecikleri olağandan çok daha fazla saçılıma neden olurlar. Bu sebeple Güneş kırmızı görünür. Havanın bulutlarla kaplı olmadığı zamanda aynı prensiple gökyüzü mavi görünür, puslu havalarda ise yoğunlaşmış su buharı kısa dalga boylu mavi ışığı saçılıma uğratır, uzun dalga boylu kırmızı ışığı ise kırmızı ya da turuncu renge dönüştürür.
Fırat Üniversitesi, İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Coğrafya Bölümünden Harun Reşit BAĞCI ve M. Taner ŞENGÜN'ün bu konuda hazırladığı tezlerinin (ÇÖL TOZLARININ BEŞERİ ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ ) özeti aşağıdaki paragrafı içeriyor:
MARMARA COĞRAFYA DERGİSİ SAYI: 24, TEMMUZ - 2012, S. 409 - 433
Son yıllarda bilim insanlarının yaptığı çalışmalar ülkemize yakın çevresinde bulunan başta Sahra olmak üzere İran, Suriye ve Arabistan çöllerinden rüzgârlar vasıtasıyla her yıl 20 milyon ton toz taşınımının gerçekleştiğini ortaya çıkarmıştır. Rüzgârlar vasıtasıyla çöllerden kalkarak atmosfere karışan boyutları mikronlarla ifade edilen ince toz partikülleri atmosferik taşınım ile çok uzak bölgelere kadar taşınmaktadır. Aynı zamanda çökeldiği ortamlarda insanlar ve vejetasyon üzerinde çeşitli etkiler bırakmaktadır. Bütün bunlar çöllerin önemsiz kum yığınlarından ibaret alanlar olmadığını doğal sistemler içerisinde önemli olumlu veya olumsuz işlevler gördüğünü ortaya koymaktadır. Çöl tozları, insanların migren, astım gibi bazı rahatsızlıklarını tetiklerken solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere birçok sağlık probleminin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bunun yanında ulaşım, turizm gibi ekonomik faaliyetlerin aksamasına günlük hayatın zorlaşmasına ve soluduğumuz havanın kalitesinin düşmesine de neden olmaktadır. Bitkiler üzerine kuru veya yağışlarla yaş olarak çökelen çöl tozları içerisinde barındırdığı demir, alüminyum gibi minerallerle bitkilerin gelişimini hızlandırdığı kültür bitkilerinin verimini artırdığı gibi bitkilerin yaprak yüzeylerini kaplayarak, stomalarını tıkayarak fotosentez ve solunum yapmalarını da engelleyebilmektedir. Bu yönüyle çöl tozları bitkiler üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiler bırakabilmektedir.
Tozun bunca faydasının yanında elbette zararları da vardır.
- Kirlilik oluştururlar.
- İnsanlardaki alerjik hastalıkların sebebi tozlardır.
- Sanayi bölgelerinde sağlık için büyük tehlike oluştururlar.
- Makine ve motorlarda aşındırma etkileri vardır.
- Tozlu ortamlarda patlama tehlikesi artar.
Çöl kaynaklı tozların atmosferde yoğunlaştığı günlerde dış ortamdaki hava kalitesi önemli ve ciddi oranda düşmekte bu da insan sağlığına zarar vermektedir. Bu olaylar öncesinde halk sağlığının korunması için gerek ülke çapında gerekse kişisel anlamda gerekli tedbirlerin alınması özellikle Türkiye gibi toz taşınımının fazla olduğu hassas ülkeler için bir zorunluluktur.
Çöl tozları ile birlikte taşınan bazı partiküller ve çöl tozları içerisinde bulunan zararlı maddeler insan metabolizmasında ciddi hasarlara yol açabilmektedir. Atmosferdeki toz konsantrasyonunun yüksek olduğu dönemlerde akciğer ve solunum yolları rahatsızlıkları bulunan hastaların yaşamı daha da zorlaşmakta astım, bronşit, migren gibi hastalıkları olan insanların şikâyetleri normal seyrinin dışına çıkarak artış göstermektedir. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay bu konuda şunları söylemektedir: “ Bahar dönemlerinde Lodos’un artmasıyla birlikte baş ağrısı, yüksek tansiyon, astım ve halsizlik gibi yakınmalarda artışlar olmaktadır.” İnsanlarda migren gibi hastalıklara neden olan faktörün tozun kendisinin değil mikroorganizmalar olduğu yine Bolay tarafından bildirilmektedir. Atmosferik hava koşullarının baş ağrısı üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalar da toplumun %20’sini oluşturan migren hastalarının yaklaşık olarak %60’ının atmosferik değişimlere karşı hassas olduklarını ortaya koymuştur.
Bunun dışında çöl tozlarıyla birlikte hareket eden bazı mikroorganizmalar insanlarda gribal enfeksiyonlara ve menenjit gibi ateşli hastalıklara sebep olmaktadır. Çöl tozlarının bazı salgın hastalıkların dünyada yayılmasını sağladığı da yapılan araştırmaların sonuçları arasındadır.
İnsanların günlük yaşantısını en fazla etkileyen doğa olaylarından biride çöl tozları ve bu tozların taşınımına bağlı olarak ortaya çıkan kum fırtınalarıdır. Tozlu günlerde kara, deniz, demir ve hava yolu ulaşımı başta olmak üzere birçok beşeri faaliyet bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Çok yüksek toz konsantrasyonu görüş mesafesini sis
veya kar gibi neredeyse sıfıra kadar düşürebilmekte bu durum ise çeşitli kazalara neden olmaktadır.

Çukurova çiftçisine yönelik "Sahra Tozu ve Tabiat Etkileşiminin Verim Üzerindeki Etkileri" konulu bir seminerde Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam, "Yerde toz, havada toz. Ancak ne zaman toz bulutla buluşuyor, işte o zaman işler değişiyor. Toz, bulut ve cemre sonrası güneş enerjisi, bulut içindeki kimyasal ve biyolojik değişimleri tetikliyor ve sonuç olarak bize gökten rahmet yağıyor" şeklinde ifadeler kullanmıştı.
Tozla karışık yağmur sayesinde doğanın, ihtiyaç duyduğu birçok elementle buluştuğunu anlatan Saydam, "Sahra tozuyla karışık yağan yağmurla doğanın kullanımına hazır demir elementi, bikarbonat geliyor. Bu da doğanın kullanımına hazır karbon kaynağı demektir. Her türlü element geliyor, hem de doğanın beklediği oranlarda. Bildiğiniz tüm aminoasitler geliyor. Aminoasit demek, proteinin temeli demektir. Bizler için olmazsa olmazların en başındadır. Bunlar gündüz yağan yağmurda oluşmaktadır. Tozlar ve yağmurlar bu yıl çok bereketli bir tarımsal dönem geçirileceğini gösteriyor. Ağaçlar daha da çiçeklenecek.
Sahra Çölü'nden aldıkları örneklerle birçok başarılı deneme gerçekleştirdiklerini de anlatan Saydam, "Tozun gelmesi beklenmemeli. Bandırma fosfat fabrikasına nasıl Sahra'dan fosfat kayası getiriyorsak, çöl toprağı da getirebiliriz. Bunu, sulama kanallarına bir ton suya 10 kilogram kadar koyarsak, bir başka deyişle Seyhan Barajı suyunu kanallara öylesine vermek yerine çöl tozuyla birleştirip bırakırsak, çok daha verimli sonuçlar elde edebiliriz" diye belirtmişti.
Rahmetli prof.dr. Cemil Cangir'in de, Ankara'ya yağan toz ve çamur yağmurlarıyla ilgili ayrıntılı bir çalışması vardır. Makaleye ulaşmak için:
http://dergipark.ulakbim.gov.tr/mta/arti...4UoC0CNL0E

MGM yüzey toz konsantrasyonu modeli linki:
https://www.mgm.gov.tr/tahmin/toz-modeli.aspx
MGM Günlük ortalama toz taşınımı ve konsantrasyonu tahmini modeli linki:
https://www.mgm.gov.tr/tahmin/toz-tasinimi.aspx
GFS toz bulutu modeli: (wolken in %)
http://www.wetterzentrale.de/topkarten.p...&mv=0&tr=3
KAYNAKLAR:
MARMARA COĞRAFYA DERGİSİ SAYI: 24, TEMMUZ - 2012, S. 409 - 433 İSTANBUL – ISSN:1303-2429
ÇÖL TOZLARININ BEŞERİ ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Effects on The Human Environment and Plants Desert Dusts
Harun Reşit BAĞCI Fırat Üniversitesi, İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Coğrafya Bölümü,
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/3294
Campbell, N.,A., 2008, Reece, J., B., Bıology, Palme Yayıncılık, İstanbul, 6. Baskı.
http://www.dunyagida.com.tr/haber/toz-ya...rcisi/6293
Doğanay, H., 2006.Atmosferik Toz İçeren Hava Koşullarının Migren Başağrısını Tetikleyici Etkisinin İncelenmesi, (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Uzmanlık Tezi), Gazi Üniversitesi, Ankara.
Dursun, A., Aslantaş, R., Pırlak, L., 1998 “Hava Kirliliğinin Bahçe Bitkileri Yetiştiriciliği Üzerine Etkileri”, Çev-Kor, Cilt:7, Sayı:27.
https://www.dunya.com/sektorler/tarim/to...eri-353899
Ezzati, R., 2009, Atmosferik Taşınıma Giren Değişik Kaynaklı Toprakların Bitki Gelişimlerine Etkilerinin Araştırılması, (Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi), Hacettepe Üniversitesi, Ankara, , s.137
https://fatmaturkkol.wordpress.com/2013/...ol-havasi/
Kıranşan, K., 2010, “Türkiye’yi Etkileyen Çöl Tozları”, (F.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Semineri), Fırat Üniversitesi, Elazığ.
http://gundem.milliyet.com.tr/bu-yagmurl...ndemdetay/ 13.05.2011tarihli erişim.
http://www.biyolojiokulu.net/sitem/index...el?start=5 02.06.2011 tarihli erişim
http://m.harunyahya.org/tr/works/162561/...-Hikmetler
http://www.mynet.com/haber/guncel/saydam...si-34771-1
Hazırlayan ve derleyen:
Serkan SEZENOĞLU
DİĞER YAZI DİZİLERİM:
**********************
İSTANBUL'UN MEŞHUR KIŞLARI:
http://www.forumatmosfer.com/forum-istan...ur-kislari
1929 KIŞI - BOĞAZDA BUZ ÜZERİNDE İNSANLARIN FOTOĞRAF ÇEKTİRDİĞİ EFSANE KIŞ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1929-k...e-kis.html
UNKAPANI KÖPRÜSÜNÜ 4 PARÇAYA AYIRAN MEŞHUR 1936 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-unkapa...-kisi.html
1954 KIŞI VE BOĞAZI KAPLAYAN BUZ KÜTLELERİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1954-k...eleri.html
1957 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1957-k...anbul.html
İSTANBUL, EDİRNE VE AVRUPA'YI FELÇ EDEN MEŞHUR 1963 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html
1966 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1966-k...anbul.html
1967 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1967-k...anbul.html
1972-1973 KIŞI - İSTANBUL'DAN KIŞ MANZARALARI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1972-1...alari.html
İSTANBUL'UN MEŞHUR 1985 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html
İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1987 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html
BİR FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ... 1987 KIŞINDA ATATÜRK HAVAALANI
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-fo...alani.html
1992 KIŞI - BİR KIŞ EFSANESİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1992-k...anesi.html
İSTANBUL'UN MEŞHUR 2004 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html
1987-2018 YILLARI ARASINDA, İSTANBUL'DA, MART AYINDA KAR YAĞIŞLI GÜNLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-1987-2...unler.html
DÜNYA TARİHİNDE İZ BIRAKAN METEOROLOJİK OLAYLAR:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya...ik-olaylar
ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA DÜŞMANA 16.000 KAYIP VERDİREN KAR FIRTINASI:27 KASIM 1915
http://www.forumatmosfer.com/konu-canakk...-1915.html
1816 - YAZSIZ GEÇEN YIL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1816-y...n-yil.html
3 ŞUBAT 1972 (İRAN) - 8 METRE KAR KALINLIĞIYLA TARİHİN EN ÖLÜMCÜL KAR FIRTINASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-3-suba...inasi.html
DÜNYA İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya-iklimi
ORMANLIK ALANLAR YAĞIŞI ÇEKER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-ormanl...er-mi.html
KUTUP IŞIKLARI - AURORA BOREALIS
http://www.forumatmosfer.com/konu-kutup-...ealis.html
YANARDAĞ PATLAMALARI KIŞ MEVSİMİNİ ETKİLER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-yanard...er-mi.html
ÇILDIR GÖLÜ’NDE BUZDA BALIK AVI
http://www.forumatmosfer.com/konu-cildir...k-avi.html
SALAR DE UYUNİ - UYUNİ TUZ ÇÖLÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-salar-...-colu.html
NASA GÖRSELLERİ KANIT GÖSTERİLDİ : HAVA DURUMUNA MÜDAHALE EDİLİYOR
http://www.forumatmosfer.com/konu-nasa-g...liyor.html
SİBİRYA'DA YENİ BİR GİZEMLİ KRATER BULUNDU
http://www.forumatmosfer.com/konu-sibiry...lundu.html
1984-2016 YILLARINA AİT İSTANBUL UYDU FOTOĞRAF GÖRÜNTÜLERİ KIYASLAMASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1984-2...amasi.html
1880-2017 YILLARI ARASI KÜRESEL SICAKLIK ANAMOLİSİ GRAFİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1880-2...afigi.html
TÜRKİYE İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-turkiye-iklimi
TÜRKİYE'DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE METEOROLOJİK AFETLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...etler.html
TÜRKİYE'NİN ŞİDDETLİ DOLU İKLİMİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...klimi.html
ÇÖL TOZLARININ ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ...
http://www.forumatmosfer.com/konu-col-to...ileri.html
BEYAZIT KULESİ: ÇOCUKLUĞUMUZUN KAR SEVİNCİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-beyazi...vinci.html
FORUM ATMOSFER OKULU:
AVRASYA KAR ÖRTÜSÜNÜN KIŞA ETKİSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-avrasy...tkisi.html
BİR UZUN VADE KLAVUZU: MJO ENDEKSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-uz...deksi.html
AMATÖR TAHMİNCİLİK TARİHİ VE MODELLERİN GÜVENİLİRLİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-amator...rligi.html
UZUN VADELİ TAHMİNLER, FIRTINA TAKVİMİ VE SİSTEM DÖNGÜSÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-uzun-v...ngusu.html
KAR YENİR Mİ? KAR NEDEN SEVİLİR? KAR SEVGİSİ !..
http://www.forumatmosfer.com/konu-kar-ye...vgisi.html
UYARI:
https://www.forumatmosfer.com web sitesinden alıntı yapmak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlar; “Yazılı izin almış olsalar dahi” kullandıkları materyalin http://www.forumatmosfer.com sitesinde yayınlanmakta olduğunu ve bu siteden alıntı yapıldığını açık bir şekilde belirtmekle beraber http://www.forumatmosfer.com sitesine link vermek zorundadır.
Yaklaşık 1000 yıl önce, büyük tıp bilgini İbn-i Sina: “Eğer toz olmasaydı, insan ömrünün 1000 sene olmaması için hiçbir sebep yoktu.” demişti.
Toz tanecikleri, varlıkları ile dünyadaki kusursuz dengenin kurulmasında büyük bir paya sahiptirler. Havadaki su buharı toz taneciklerinin üzerinde yoğunlaşarak pus, sis ve bulutları oluşturur. Eğer atmosferde bu toz zerrecikleri olmasaydı, su buharının damlalar halinde yoğunlaşması çok zor olurdu. Hatta havada toz zerreleri bulunmasaydı, yoğunlaşan su buharı yere yağmur damlaları halinde asla düşemez, çok şiddetli sağnak yağışlara sebep olur bu da sellere, heyelanlara kısacası büyük doğal afetlere yol açardı.
Çöl tozu taşınımının yoğun olarak gerçekleştiği Mart ve Nisan ayları Türkiye ve çevresindeki ülkeler için havaların ısınmaya başladığı, bitkilerin de vejetasyon evresine girdiği süreç olarak bilinir. Bu dönemde meydana gelen toz çökelmeleri bu süreçte bitkiler için adeta bir doğal gübre vazifesi görmekte büyümeyi hızlandırmaktadır.
Türkiye’nin çevresindeki toz kaynaklarını gösteren uydu fotoğrafı (http://www.maps.google.com)
Toz zerrecikleri bize evrende çok üstün ve detaylı bir yaratılış olduğunu göstermektedir.
“Allah, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp, dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.” (Rum Suresi, 48)
Atmosferde toplanan ince tozlar, yukarıdaki ayette yüce yaradanın da belirttiği gibi, rüzgarlarla birlikte bulut oluşumuna vesile olur. Büyük kısmı yağmurla çamur şeklinde yeryüzüne iner ve düştüğü yere bereket getirir. Çünkü toprağı ve suyu besler.Bitkilerin fotosentez sırasında kullanacağı ve bitkinin gelişimini doğrudan etkileyen topraktaki mineral maddelerin artmasına vesile olurlar.
24 Şubat 2006 tarihinde Sahra çölünden Anadolu’ya ve Akdeniz havzasına Lodos rüzgârları ile taşınan tozların uydu görüntüsü (Doğanay, 2006; 8)
Çöl tozlarıyla büyütülmüş ve normal boyutlardaki asma yaprağı
(Bilim-Teknik, Ekim Bir Asma Yaprağı.2002)
Hacettepe Üniversitesi, Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam bu konuda yaptığı araştırmalarla tanınan bir isim. http://www.havadantozdan.com isimli bir internet sitesi de vardır.
Çöl tozlarının bulut içerisinde Fe 3’ten Fe 2’ye indirgenmesini gösteren şekil (Bilim-Teknik, Ekim 2002; 40)
Çöl tozlarının bazı bitkiler için besleyici olduğu bir gerçektir, ancak bütün çöl tozlarının aynı düzeyde besleyici olduğunu söylemek yanlış olur. Saydam bir çalışmasında; laboratuar ortamında farklı çöl bölgelerinden gelen toz ve kumları karşılaştırmış, bunlar içerisinde Sahra çölü tozunun en verimlisi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Saydam’ın araştırma sonrasında “Sahra, Riyad ve Anadolu’nun çeşitli yörelerini temsil ettiğine inandığımız örnekler ile deneyler yaptık. Aynı koşullarda Sahra 4500 birim indirgenmiş demir (Fe2) üretirken, Riyad örneği en fazla 800 birim demir üretebildi. Anadolu toprağının performansı ise, ne yazık ki, pek parlak değil: Sadece 100-200 birim arasında demir üretebildi.” demektedir. Saydam bu durumu Anadolu ve Arabistan yarımadalarının uzun süre denizin altında kalmış olmasına, Sahra’nın ise yakın geçmişte göller ve nehirlerle kaplı bir alan olmasının bir sonucu olduğunu ifade etmektedir (Bilim-Teknik, Ekim, 2002; 40).
9 Mart 2010 Batman (http://www.milliyet.com)
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Cemal Saydam, yaklaşık 8 yıldır çöl tozu üzerinde araştırmalar yaptığını ve bu araştırmalar sonucunda çöl tozunun birçok faydasını tespit ettiğini söylemişti. Afrika ve Arabistan Yarımadası'ndan rüzgarlarla Anadolu'ya gelen çöl tozlarının yağışı artırdığını ve denizlerdeki balıklara besin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Saydam, Karadeniz'e çöl tozlarını serperek balık ve özellikle hamsi patlaması sağlanabileceğini belirtmişti.
Karaya ulaşamayan tozlar denizde de benzer etkiyi yapar ve demir bakımından fakir olan okyanusların demir miktarını arttırarak onları zenginleştirirler.Okyanuslardaki plankton adı verilen organizmalar soğuk okyanus sularında hızla çözünmüş karbon ve tozlarla gelen diğer iyonlarla beslenerek büyür. Bu mikroorganizmaları yiyen diğer deniz canlılarının ölüp, denizin dibinde birikmesi ile karbonun deniz altında depolanması sağlanır. Böylece atmosferde fazla CO2 birikmesine izin verilmez.
Sahra çölünden kaynağını alan tozların aylara göre Türkiye’ye taşınım oranları (A.S., Middleton Goudie, 2009; 287).
Afrika’da Sahra çölünden kalkan tozlar da Amazon ormanlarındaki bitkilerin büyümesinde etkilidir. Amazon ormanlarının üzerinde geliştiği lateritik topraklar yüksek miktarlarda yağan ekvatoral yağışlar nedeniyle verimsizdirler. Ancak toprağın bu düşük mineral kapasitesi, fosfor yüklü tozların yağmurla yeryüzüne inmesi sonucu kapanır. Mineral içeren çöl tozları vesilesiyle zenginleşen toprak üzerinde gelişen daima yeşil yapraklı ormanlar ise atmosferdeki karbondioksitin emilmesini sağlar. Bu şekilde demirli ve fosforlu tozlar, kusursuz düzen sayesinde küresel ısınma nedeni olan CO2’i (karbondioksit) azaltır ve CO2 miktarı hep aynı dengede kalır.
Işık demetleri toz zerreciklerine çarparak ışık oluştururlar. Gün ağarırken ya da gün kararırken Güneş ufkun altında olduğu halde Dünyanın Güneşten ışık almasının nedeni toz taneciklerinin güneş ışığını yansıtmasıdır.Günün doğuşu ve batışındaki kırmızılık atmosferin üst katmanlarındaki toz miktarına bağlı olarak ortaya çıkar. Atmosferdeki bu toz zerrecikleri ve renksiz gazlar ışığın saçılmasına neden olur. Bu saçılma mavi ışık için fazla, kırmızı ışık için daha azdır. Gökyüzünün mavi olmasının nedeni toz taneciklerinin kısa dalga boylu mavi ışığı uzun dalga boylu kırmızı ışığa göre daha fazla saçılıma uğratmasıyla ortaya çıkar. Akşam güneş batmadan önce ve sabah doğduktan sonra yani Güneş ufka yakın olduğu konumdayken Güneşten gelen ışık oldukça uzun bir hava tabakasından geçerek Dünyaya ulaştığında toz zerrecikleri olağandan çok daha fazla saçılıma neden olurlar. Bu sebeple Güneş kırmızı görünür. Havanın bulutlarla kaplı olmadığı zamanda aynı prensiple gökyüzü mavi görünür, puslu havalarda ise yoğunlaşmış su buharı kısa dalga boylu mavi ışığı saçılıma uğratır, uzun dalga boylu kırmızı ışığı ise kırmızı ya da turuncu renge dönüştürür.
Fırat Üniversitesi, İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Coğrafya Bölümünden Harun Reşit BAĞCI ve M. Taner ŞENGÜN'ün bu konuda hazırladığı tezlerinin (ÇÖL TOZLARININ BEŞERİ ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ ) özeti aşağıdaki paragrafı içeriyor:
MARMARA COĞRAFYA DERGİSİ SAYI: 24, TEMMUZ - 2012, S. 409 - 433
Son yıllarda bilim insanlarının yaptığı çalışmalar ülkemize yakın çevresinde bulunan başta Sahra olmak üzere İran, Suriye ve Arabistan çöllerinden rüzgârlar vasıtasıyla her yıl 20 milyon ton toz taşınımının gerçekleştiğini ortaya çıkarmıştır. Rüzgârlar vasıtasıyla çöllerden kalkarak atmosfere karışan boyutları mikronlarla ifade edilen ince toz partikülleri atmosferik taşınım ile çok uzak bölgelere kadar taşınmaktadır. Aynı zamanda çökeldiği ortamlarda insanlar ve vejetasyon üzerinde çeşitli etkiler bırakmaktadır. Bütün bunlar çöllerin önemsiz kum yığınlarından ibaret alanlar olmadığını doğal sistemler içerisinde önemli olumlu veya olumsuz işlevler gördüğünü ortaya koymaktadır. Çöl tozları, insanların migren, astım gibi bazı rahatsızlıklarını tetiklerken solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere birçok sağlık probleminin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bunun yanında ulaşım, turizm gibi ekonomik faaliyetlerin aksamasına günlük hayatın zorlaşmasına ve soluduğumuz havanın kalitesinin düşmesine de neden olmaktadır. Bitkiler üzerine kuru veya yağışlarla yaş olarak çökelen çöl tozları içerisinde barındırdığı demir, alüminyum gibi minerallerle bitkilerin gelişimini hızlandırdığı kültür bitkilerinin verimini artırdığı gibi bitkilerin yaprak yüzeylerini kaplayarak, stomalarını tıkayarak fotosentez ve solunum yapmalarını da engelleyebilmektedir. Bu yönüyle çöl tozları bitkiler üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkiler bırakabilmektedir.
Tozun bunca faydasının yanında elbette zararları da vardır.
- Kirlilik oluştururlar.
- İnsanlardaki alerjik hastalıkların sebebi tozlardır.
- Sanayi bölgelerinde sağlık için büyük tehlike oluştururlar.
- Makine ve motorlarda aşındırma etkileri vardır.
- Tozlu ortamlarda patlama tehlikesi artar.
Çöl kaynaklı tozların atmosferde yoğunlaştığı günlerde dış ortamdaki hava kalitesi önemli ve ciddi oranda düşmekte bu da insan sağlığına zarar vermektedir. Bu olaylar öncesinde halk sağlığının korunması için gerek ülke çapında gerekse kişisel anlamda gerekli tedbirlerin alınması özellikle Türkiye gibi toz taşınımının fazla olduğu hassas ülkeler için bir zorunluluktur.
Çöl tozları ile birlikte taşınan bazı partiküller ve çöl tozları içerisinde bulunan zararlı maddeler insan metabolizmasında ciddi hasarlara yol açabilmektedir. Atmosferdeki toz konsantrasyonunun yüksek olduğu dönemlerde akciğer ve solunum yolları rahatsızlıkları bulunan hastaların yaşamı daha da zorlaşmakta astım, bronşit, migren gibi hastalıkları olan insanların şikâyetleri normal seyrinin dışına çıkarak artış göstermektedir. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay bu konuda şunları söylemektedir: “ Bahar dönemlerinde Lodos’un artmasıyla birlikte baş ağrısı, yüksek tansiyon, astım ve halsizlik gibi yakınmalarda artışlar olmaktadır.” İnsanlarda migren gibi hastalıklara neden olan faktörün tozun kendisinin değil mikroorganizmalar olduğu yine Bolay tarafından bildirilmektedir. Atmosferik hava koşullarının baş ağrısı üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalar da toplumun %20’sini oluşturan migren hastalarının yaklaşık olarak %60’ının atmosferik değişimlere karşı hassas olduklarını ortaya koymuştur.
Bunun dışında çöl tozlarıyla birlikte hareket eden bazı mikroorganizmalar insanlarda gribal enfeksiyonlara ve menenjit gibi ateşli hastalıklara sebep olmaktadır. Çöl tozlarının bazı salgın hastalıkların dünyada yayılmasını sağladığı da yapılan araştırmaların sonuçları arasındadır.
İnsanların günlük yaşantısını en fazla etkileyen doğa olaylarından biride çöl tozları ve bu tozların taşınımına bağlı olarak ortaya çıkan kum fırtınalarıdır. Tozlu günlerde kara, deniz, demir ve hava yolu ulaşımı başta olmak üzere birçok beşeri faaliyet bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Çok yüksek toz konsantrasyonu görüş mesafesini sis
veya kar gibi neredeyse sıfıra kadar düşürebilmekte bu durum ise çeşitli kazalara neden olmaktadır.

Çukurova çiftçisine yönelik "Sahra Tozu ve Tabiat Etkileşiminin Verim Üzerindeki Etkileri" konulu bir seminerde Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam, "Yerde toz, havada toz. Ancak ne zaman toz bulutla buluşuyor, işte o zaman işler değişiyor. Toz, bulut ve cemre sonrası güneş enerjisi, bulut içindeki kimyasal ve biyolojik değişimleri tetikliyor ve sonuç olarak bize gökten rahmet yağıyor" şeklinde ifadeler kullanmıştı.
Tozla karışık yağmur sayesinde doğanın, ihtiyaç duyduğu birçok elementle buluştuğunu anlatan Saydam, "Sahra tozuyla karışık yağan yağmurla doğanın kullanımına hazır demir elementi, bikarbonat geliyor. Bu da doğanın kullanımına hazır karbon kaynağı demektir. Her türlü element geliyor, hem de doğanın beklediği oranlarda. Bildiğiniz tüm aminoasitler geliyor. Aminoasit demek, proteinin temeli demektir. Bizler için olmazsa olmazların en başındadır. Bunlar gündüz yağan yağmurda oluşmaktadır. Tozlar ve yağmurlar bu yıl çok bereketli bir tarımsal dönem geçirileceğini gösteriyor. Ağaçlar daha da çiçeklenecek.
Sahra Çölü'nden aldıkları örneklerle birçok başarılı deneme gerçekleştirdiklerini de anlatan Saydam, "Tozun gelmesi beklenmemeli. Bandırma fosfat fabrikasına nasıl Sahra'dan fosfat kayası getiriyorsak, çöl toprağı da getirebiliriz. Bunu, sulama kanallarına bir ton suya 10 kilogram kadar koyarsak, bir başka deyişle Seyhan Barajı suyunu kanallara öylesine vermek yerine çöl tozuyla birleştirip bırakırsak, çok daha verimli sonuçlar elde edebiliriz" diye belirtmişti.
Rahmetli prof.dr. Cemil Cangir'in de, Ankara'ya yağan toz ve çamur yağmurlarıyla ilgili ayrıntılı bir çalışması vardır. Makaleye ulaşmak için:
http://dergipark.ulakbim.gov.tr/mta/arti...4UoC0CNL0E

MGM yüzey toz konsantrasyonu modeli linki:
https://www.mgm.gov.tr/tahmin/toz-modeli.aspx
MGM Günlük ortalama toz taşınımı ve konsantrasyonu tahmini modeli linki:
https://www.mgm.gov.tr/tahmin/toz-tasinimi.aspx
GFS toz bulutu modeli: (wolken in %)
http://www.wetterzentrale.de/topkarten.p...&mv=0&tr=3
KAYNAKLAR:
MARMARA COĞRAFYA DERGİSİ SAYI: 24, TEMMUZ - 2012, S. 409 - 433 İSTANBUL – ISSN:1303-2429
ÇÖL TOZLARININ BEŞERİ ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Effects on The Human Environment and Plants Desert Dusts
Harun Reşit BAĞCI Fırat Üniversitesi, İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Coğrafya Bölümü,
http://dergipark.gov.tr/download/article-file/3294
Campbell, N.,A., 2008, Reece, J., B., Bıology, Palme Yayıncılık, İstanbul, 6. Baskı.
http://www.dunyagida.com.tr/haber/toz-ya...rcisi/6293
Doğanay, H., 2006.Atmosferik Toz İçeren Hava Koşullarının Migren Başağrısını Tetikleyici Etkisinin İncelenmesi, (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Uzmanlık Tezi), Gazi Üniversitesi, Ankara.
Dursun, A., Aslantaş, R., Pırlak, L., 1998 “Hava Kirliliğinin Bahçe Bitkileri Yetiştiriciliği Üzerine Etkileri”, Çev-Kor, Cilt:7, Sayı:27.
https://www.dunya.com/sektorler/tarim/to...eri-353899
Ezzati, R., 2009, Atmosferik Taşınıma Giren Değişik Kaynaklı Toprakların Bitki Gelişimlerine Etkilerinin Araştırılması, (Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi), Hacettepe Üniversitesi, Ankara, , s.137
https://fatmaturkkol.wordpress.com/2013/...ol-havasi/
Kıranşan, K., 2010, “Türkiye’yi Etkileyen Çöl Tozları”, (F.Ü Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Semineri), Fırat Üniversitesi, Elazığ.
http://gundem.milliyet.com.tr/bu-yagmurl...ndemdetay/ 13.05.2011tarihli erişim.
http://www.biyolojiokulu.net/sitem/index...el?start=5 02.06.2011 tarihli erişim
http://m.harunyahya.org/tr/works/162561/...-Hikmetler
http://www.mynet.com/haber/guncel/saydam...si-34771-1
Hazırlayan ve derleyen:
Serkan SEZENOĞLU
DİĞER YAZI DİZİLERİM:
**********************
İSTANBUL'UN MEŞHUR KIŞLARI:
http://www.forumatmosfer.com/forum-istan...ur-kislari
1929 KIŞI - BOĞAZDA BUZ ÜZERİNDE İNSANLARIN FOTOĞRAF ÇEKTİRDİĞİ EFSANE KIŞ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1929-k...e-kis.html
UNKAPANI KÖPRÜSÜNÜ 4 PARÇAYA AYIRAN MEŞHUR 1936 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-unkapa...-kisi.html
1954 KIŞI VE BOĞAZI KAPLAYAN BUZ KÜTLELERİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1954-k...eleri.html
1957 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1957-k...anbul.html
İSTANBUL, EDİRNE VE AVRUPA'YI FELÇ EDEN MEŞHUR 1963 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html
1966 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1966-k...anbul.html
1967 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1967-k...anbul.html
1972-1973 KIŞI - İSTANBUL'DAN KIŞ MANZARALARI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1972-1...alari.html
İSTANBUL'UN MEŞHUR 1985 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html
İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1987 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html
BİR FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ... 1987 KIŞINDA ATATÜRK HAVAALANI
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-fo...alani.html
1992 KIŞI - BİR KIŞ EFSANESİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1992-k...anesi.html
İSTANBUL'UN MEŞHUR 2004 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html
1987-2018 YILLARI ARASINDA, İSTANBUL'DA, MART AYINDA KAR YAĞIŞLI GÜNLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-1987-2...unler.html
DÜNYA TARİHİNDE İZ BIRAKAN METEOROLOJİK OLAYLAR:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya...ik-olaylar
ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA DÜŞMANA 16.000 KAYIP VERDİREN KAR FIRTINASI:27 KASIM 1915
http://www.forumatmosfer.com/konu-canakk...-1915.html
1816 - YAZSIZ GEÇEN YIL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1816-y...n-yil.html
3 ŞUBAT 1972 (İRAN) - 8 METRE KAR KALINLIĞIYLA TARİHİN EN ÖLÜMCÜL KAR FIRTINASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-3-suba...inasi.html
DÜNYA İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya-iklimi
ORMANLIK ALANLAR YAĞIŞI ÇEKER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-ormanl...er-mi.html
KUTUP IŞIKLARI - AURORA BOREALIS
http://www.forumatmosfer.com/konu-kutup-...ealis.html
YANARDAĞ PATLAMALARI KIŞ MEVSİMİNİ ETKİLER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-yanard...er-mi.html
ÇILDIR GÖLÜ’NDE BUZDA BALIK AVI
http://www.forumatmosfer.com/konu-cildir...k-avi.html
SALAR DE UYUNİ - UYUNİ TUZ ÇÖLÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-salar-...-colu.html
NASA GÖRSELLERİ KANIT GÖSTERİLDİ : HAVA DURUMUNA MÜDAHALE EDİLİYOR
http://www.forumatmosfer.com/konu-nasa-g...liyor.html
SİBİRYA'DA YENİ BİR GİZEMLİ KRATER BULUNDU
http://www.forumatmosfer.com/konu-sibiry...lundu.html
1984-2016 YILLARINA AİT İSTANBUL UYDU FOTOĞRAF GÖRÜNTÜLERİ KIYASLAMASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1984-2...amasi.html
1880-2017 YILLARI ARASI KÜRESEL SICAKLIK ANAMOLİSİ GRAFİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1880-2...afigi.html
TÜRKİYE İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-turkiye-iklimi
TÜRKİYE'DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE METEOROLOJİK AFETLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...etler.html
TÜRKİYE'NİN ŞİDDETLİ DOLU İKLİMİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...klimi.html
ÇÖL TOZLARININ ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ...
http://www.forumatmosfer.com/konu-col-to...ileri.html
BEYAZIT KULESİ: ÇOCUKLUĞUMUZUN KAR SEVİNCİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-beyazi...vinci.html
FORUM ATMOSFER OKULU:
AVRASYA KAR ÖRTÜSÜNÜN KIŞA ETKİSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-avrasy...tkisi.html
BİR UZUN VADE KLAVUZU: MJO ENDEKSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-uz...deksi.html
AMATÖR TAHMİNCİLİK TARİHİ VE MODELLERİN GÜVENİLİRLİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-amator...rligi.html
UZUN VADELİ TAHMİNLER, FIRTINA TAKVİMİ VE SİSTEM DÖNGÜSÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-uzun-v...ngusu.html
KAR YENİR Mİ? KAR NEDEN SEVİLİR? KAR SEVGİSİ !..
http://www.forumatmosfer.com/konu-kar-ye...vgisi.html
UYARI:
https://www.forumatmosfer.com web sitesinden alıntı yapmak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlar; “Yazılı izin almış olsalar dahi” kullandıkları materyalin http://www.forumatmosfer.com sitesinde yayınlanmakta olduğunu ve bu siteden alıntı yapıldığını açık bir şekilde belirtmekle beraber http://www.forumatmosfer.com sitesine link vermek zorundadır.
by kadersakin at 20-03-2018, Saat: 13:59
0 comments
MADDE BAĞIMLILIĞI
TEDAVİ VE TERAPİ SÜRECİ
Madde bağımlılığı en kaba tabirle, madde olmadığı zamanlarda bireysel ya da sosyal bir insan olarak hayatı sürdürememek, sürdürmekten keyif alamama durumudur ve belirli aralıklarla madde kullanmaya ihtiyaç duyma durumudur.
Madde bağımlılarının ortak ve çoğu zaman kurduğu cümlelerden biri “istediğim zaman bırakabilirim” ya da “ben Ramazanda hiç içki içmiyorum ki, alkolik olsam içerdim.” İnsan belli bir dönem bir davranışını durdurabilir. Bir süre davranışı durdurabilyor olmak kişinin bağımlılığından kurtulmuş olduğunu göstermemektedir. İnsanlar probleminin olmadığına kendilerini inandırmak isterler, istedikleri zaman bunu değiştireceklerini söylerler ama aslında hayatları bu problemle devam ediyordur. Öncelikle bu inkarla başa çıkamazsak tedavi olamayız.
Yüzleşme, farkındalık ve bağımlılıkla ilgili iç görü geliştirme bağımlılıktan kurtulmanın temelini oluşturmaktadır. İç görü bireyin kendisi ile ilgili meseleyi bilmesi ve kabul etmesidir. “Sigarayı bırakmam lazım, alkol kullanmayı durdurmam lazım, kendime çeki düzen vermem lazım” gibi gibi… Fakat meseleyi bir aklen farketmek vardır, bir de duygusal olarak farketmek vardır. Aklen, bazı insanlar durumunun farkındalığına sahiptirler. Fakat bu farkındalık duygusal anlamda farkedildiği zaman bağımlılık tedavisinin kapısı kendisine açılır.
Kişinin durumunu kendi sorununu idrak ettikten sonra hayatını buna göre düzenlemesi gerekir. Bütün hayat alışkanlıklarını değiştirmesi gerekmektedir. Bu çok büyük destek, çaba ve konsantrasyon gerektiren bir durumdur ve kolay değildir. Eğlenme biçimi, dinlenme biçimini, sosyalleşme biçimini ve hatta rahatlama biçimini bile değiştirmesi gerekebilir. Uzun süre kendisine maddeyi çağrıştıracak, geçmişte madde kullandığı ortamdan uzak kalması gerekebilir. Buna küçük bir örnek verecek olursak, Trans müzik dinlerken madde kullanmaktan keyif alan bir kişinin trans müzikten bir süre uzak kalması gerekebilir ya da madde kullanırken sevgilisinin parfüm kokusundan keyif alan bir kişinin o parfüm kokusundan uzak durması gerekebilir. Bu nedenle maddeyi bırakma sürecinde aile ve yakın çevrenin desteği büyük ölçüde önem taşır.
Madde kullanan değil, bırakan kişilerin belirli dönemlerde bir araya gelerek konu üzerinde biri birlerine destek olmaları en etkin ve bilimsel olarak etkinliği kanıtlamış yöntemlerden bir tanesidir. Aynı sorunu yaşayan kişilerin bir araya gelerek paylaşımda bulunmaları ciddi anlamda motivasyonu artırmaktadır.
Madde kullanımının bırakılması kesinlikle bir uzman psikolog, psikiyatrist, psikoterapist gibi profesyonellerle birlikte yapılması gerekir. Maddenin aniden kesilmesi durumunda beyin krize girebilir, otonom sinir sistemi, kalp, tansiyon, bütün yaşamsal dengeler bozulabilir. Risklidir ve kötü sonuçlar doğurabilir.
Günümüzde madde kullanımını bırakırken gerçek anlamda destek olabilecek etkinliği yüzde yüz kanıtlanmış rahatlatıcı ilaçlar bir Psikiyatrist tarafınca düzenlenebilir (Bu ilaçlar kendi başına asla kullanılmaması gereken ilaçlardır.) Madde tedavisinin temelini “nüks önleme” tedavisi oluşturur. Bu ilaçlar ve psikoterapi nüks’ü azaltabilmektedir. Kişiye maddeyi çağrıştıracak her şeyden uzak durması konusunda “profesyonel motivasyon” lazımdır. Yani; pek çok insanda var olan motivasyon bir profesyonelle birlikte işe yarar, amaca yönelik ve nitelikli hale gelmesi sağlanmalıdır. Madde bırakıldıktan sonra kaygı ve depresyon da çoğu zaman kişiye eşlik etmektedir ve bunun da mutlaka aktif olarak tedavi edilmesi /psikoterapi alınması gerekmektedir.
Madde bağımlılığından kurtulma sürecinin tümünde psikoterapi ve grup terapileri en etkili yöntemlerdendir.
Madde bağımlısı ömür boyu o maddeye karşı diğer insanlardan daha duyarlı olsa da, ya da kişi maddeyi hiç bırakamayacağı hissine kapılsada çok sayıda insan “bağımlılık tedavisi”nden sonra çok daha keyifli, düzelmiş ve sağlıklı bir hayata başlamıştır.
TEDAVİ VE TERAPİ SÜRECİ
Madde bağımlılığı en kaba tabirle, madde olmadığı zamanlarda bireysel ya da sosyal bir insan olarak hayatı sürdürememek, sürdürmekten keyif alamama durumudur ve belirli aralıklarla madde kullanmaya ihtiyaç duyma durumudur.
Madde bağımlılarının ortak ve çoğu zaman kurduğu cümlelerden biri “istediğim zaman bırakabilirim” ya da “ben Ramazanda hiç içki içmiyorum ki, alkolik olsam içerdim.” İnsan belli bir dönem bir davranışını durdurabilir. Bir süre davranışı durdurabilyor olmak kişinin bağımlılığından kurtulmuş olduğunu göstermemektedir. İnsanlar probleminin olmadığına kendilerini inandırmak isterler, istedikleri zaman bunu değiştireceklerini söylerler ama aslında hayatları bu problemle devam ediyordur. Öncelikle bu inkarla başa çıkamazsak tedavi olamayız.
Yüzleşme, farkındalık ve bağımlılıkla ilgili iç görü geliştirme bağımlılıktan kurtulmanın temelini oluşturmaktadır. İç görü bireyin kendisi ile ilgili meseleyi bilmesi ve kabul etmesidir. “Sigarayı bırakmam lazım, alkol kullanmayı durdurmam lazım, kendime çeki düzen vermem lazım” gibi gibi… Fakat meseleyi bir aklen farketmek vardır, bir de duygusal olarak farketmek vardır. Aklen, bazı insanlar durumunun farkındalığına sahiptirler. Fakat bu farkındalık duygusal anlamda farkedildiği zaman bağımlılık tedavisinin kapısı kendisine açılır.
Kişinin durumunu kendi sorununu idrak ettikten sonra hayatını buna göre düzenlemesi gerekir. Bütün hayat alışkanlıklarını değiştirmesi gerekmektedir. Bu çok büyük destek, çaba ve konsantrasyon gerektiren bir durumdur ve kolay değildir. Eğlenme biçimi, dinlenme biçimini, sosyalleşme biçimini ve hatta rahatlama biçimini bile değiştirmesi gerekebilir. Uzun süre kendisine maddeyi çağrıştıracak, geçmişte madde kullandığı ortamdan uzak kalması gerekebilir. Buna küçük bir örnek verecek olursak, Trans müzik dinlerken madde kullanmaktan keyif alan bir kişinin trans müzikten bir süre uzak kalması gerekebilir ya da madde kullanırken sevgilisinin parfüm kokusundan keyif alan bir kişinin o parfüm kokusundan uzak durması gerekebilir. Bu nedenle maddeyi bırakma sürecinde aile ve yakın çevrenin desteği büyük ölçüde önem taşır.
Madde kullanan değil, bırakan kişilerin belirli dönemlerde bir araya gelerek konu üzerinde biri birlerine destek olmaları en etkin ve bilimsel olarak etkinliği kanıtlamış yöntemlerden bir tanesidir. Aynı sorunu yaşayan kişilerin bir araya gelerek paylaşımda bulunmaları ciddi anlamda motivasyonu artırmaktadır.
Madde kullanımının bırakılması kesinlikle bir uzman psikolog, psikiyatrist, psikoterapist gibi profesyonellerle birlikte yapılması gerekir. Maddenin aniden kesilmesi durumunda beyin krize girebilir, otonom sinir sistemi, kalp, tansiyon, bütün yaşamsal dengeler bozulabilir. Risklidir ve kötü sonuçlar doğurabilir.
Günümüzde madde kullanımını bırakırken gerçek anlamda destek olabilecek etkinliği yüzde yüz kanıtlanmış rahatlatıcı ilaçlar bir Psikiyatrist tarafınca düzenlenebilir (Bu ilaçlar kendi başına asla kullanılmaması gereken ilaçlardır.) Madde tedavisinin temelini “nüks önleme” tedavisi oluşturur. Bu ilaçlar ve psikoterapi nüks’ü azaltabilmektedir. Kişiye maddeyi çağrıştıracak her şeyden uzak durması konusunda “profesyonel motivasyon” lazımdır. Yani; pek çok insanda var olan motivasyon bir profesyonelle birlikte işe yarar, amaca yönelik ve nitelikli hale gelmesi sağlanmalıdır. Madde bırakıldıktan sonra kaygı ve depresyon da çoğu zaman kişiye eşlik etmektedir ve bunun da mutlaka aktif olarak tedavi edilmesi /psikoterapi alınması gerekmektedir.
Madde bağımlılığından kurtulma sürecinin tümünde psikoterapi ve grup terapileri en etkili yöntemlerdendir.
Madde bağımlısı ömür boyu o maddeye karşı diğer insanlardan daha duyarlı olsa da, ya da kişi maddeyi hiç bırakamayacağı hissine kapılsada çok sayıda insan “bağımlılık tedavisi”nden sonra çok daha keyifli, düzelmiş ve sağlıklı bir hayata başlamıştır.
Arkadaşlar Merhaba,
Bu sene daha çok yazı yazmayı düşünüyordum ancak elle tutulur bir sistemi bu sene malesef göremedik o yüzden yazacak hiçbirşey de olamadı açıkçası. Kışı şahsım adına ocakta bitirmiştim ancak ilk göründüğü şekli ile gelse çok güzel şeyler görebileceğimiz bir sistem kapımıza dayandı, dayandı diyorum çünkü metre ile hesap edilebilecek bir sistem trakyadan içeri giremedi. Şimdi bilgim dahilinde bölge adına bazı öngörülerde bulunacağım.Öncelikle bu sistemde, ki son anda sistemin merkezi değişmez ise, şanslı bölgeler anadolu yakası, güneydoğu marmara ve batı kardeniz, şanslı derken az da olsa kar görebilecek kısım desek daha doğru olur yoksa çok bir beklentide olmayın derim.

Yaptığım harita üzerinden anlatmaya çalışayım: Beklediğimiz Yağış orta akdeniz ege üzerinden gelip siklonun hareketine göre kabaca batı doğu ( haritada mavi) ile gösterdiğim güzargahtan ilerleyecek, soğuk girişi geç olduğu için yağışın büyük kısmı yağmur olarak düşecek. Yağış cinsi yağmur olan sistem ege üzerinden yükselirken karşısına çıkan dağlarda çarpıp yükselecek kaz dağlarında, uludağ ve eteklerinde yağışı kar olarak bırakacak. Diğer bölge genelinde yağmur olarak devame decek.
28i akşam ise Kırmızı okla gösterdiğim soğuk hava ise güney marmaraya kavis yapıp batı karadenize yönelecek.
Burada en büyük sınıtımız yağısın azalmaya başladığı anlarda soğuk havanın giriş yapacak olması.
Bunu aşağıda diyagramda gösterebilirsiniz

Anadolu yakası Güney marmara ve batı karadeniz niye daha şanslı derseniz; soğuk giriş yaptığında yağışlar kuzey marmara ve trakya bölgesinde kesilmiş olacak. Kalan yağış (ki bu az mikrada) 28 gece yarısından 1 mart sabaha kadar kar olarak bölge haritasında Siyah noktalar ile taradığım bölgelere düşecek. 1 mart perşembe çok soğuk ama yağışsız bir güne uyanacağız. 28i 1e bağlayan gece ne olursa o diyeceğiz. Deklerin Güney marmaraya ulaşma sansı yok belki batı karadeniz olabilir, DEK içi forumda daha detaylı analiz yapan arkadaşları takip etmenizi tavsiye ederim.
Yukarıda anlatığımı wfr modeli üzerinden görelim: yağışlar gördüğünüz üzere (mavi renkten sarı renge) yukarıda yazdığım rota üzerinden devam edecek yağış saatleri grafikte sol üstte yazıyor. esas yağış bitince mavi beyaz taralı alanarda lokal saf kar yağışları olacak.

Buraya ECMWF yağış ve kar haritasını ekliyorum buradan yağışın çokluğunu toplam birimi ve yağışın azaldığı zaman kar birikimini görebilirziniz, ilki toplam yağış ikinicisi ise toplam kardır.


Lokal modellere göz atarsak tahmini kar yağışı ve girişi saatini görebiliriz



Gönül isterdi ki bu sene onlarca sistem konusu açalım ama nasip olmadı.
Bu sene daha çok yazı yazmayı düşünüyordum ancak elle tutulur bir sistemi bu sene malesef göremedik o yüzden yazacak hiçbirşey de olamadı açıkçası. Kışı şahsım adına ocakta bitirmiştim ancak ilk göründüğü şekli ile gelse çok güzel şeyler görebileceğimiz bir sistem kapımıza dayandı, dayandı diyorum çünkü metre ile hesap edilebilecek bir sistem trakyadan içeri giremedi. Şimdi bilgim dahilinde bölge adına bazı öngörülerde bulunacağım.Öncelikle bu sistemde, ki son anda sistemin merkezi değişmez ise, şanslı bölgeler anadolu yakası, güneydoğu marmara ve batı kardeniz, şanslı derken az da olsa kar görebilecek kısım desek daha doğru olur yoksa çok bir beklentide olmayın derim.

Yaptığım harita üzerinden anlatmaya çalışayım: Beklediğimiz Yağış orta akdeniz ege üzerinden gelip siklonun hareketine göre kabaca batı doğu ( haritada mavi) ile gösterdiğim güzargahtan ilerleyecek, soğuk girişi geç olduğu için yağışın büyük kısmı yağmur olarak düşecek. Yağış cinsi yağmur olan sistem ege üzerinden yükselirken karşısına çıkan dağlarda çarpıp yükselecek kaz dağlarında, uludağ ve eteklerinde yağışı kar olarak bırakacak. Diğer bölge genelinde yağmur olarak devame decek.
28i akşam ise Kırmızı okla gösterdiğim soğuk hava ise güney marmaraya kavis yapıp batı karadenize yönelecek.
Burada en büyük sınıtımız yağısın azalmaya başladığı anlarda soğuk havanın giriş yapacak olması.
Bunu aşağıda diyagramda gösterebilirsiniz

Anadolu yakası Güney marmara ve batı karadeniz niye daha şanslı derseniz; soğuk giriş yaptığında yağışlar kuzey marmara ve trakya bölgesinde kesilmiş olacak. Kalan yağış (ki bu az mikrada) 28 gece yarısından 1 mart sabaha kadar kar olarak bölge haritasında Siyah noktalar ile taradığım bölgelere düşecek. 1 mart perşembe çok soğuk ama yağışsız bir güne uyanacağız. 28i 1e bağlayan gece ne olursa o diyeceğiz. Deklerin Güney marmaraya ulaşma sansı yok belki batı karadeniz olabilir, DEK içi forumda daha detaylı analiz yapan arkadaşları takip etmenizi tavsiye ederim.
Yukarıda anlatığımı wfr modeli üzerinden görelim: yağışlar gördüğünüz üzere (mavi renkten sarı renge) yukarıda yazdığım rota üzerinden devam edecek yağış saatleri grafikte sol üstte yazıyor. esas yağış bitince mavi beyaz taralı alanarda lokal saf kar yağışları olacak.

Buraya ECMWF yağış ve kar haritasını ekliyorum buradan yağışın çokluğunu toplam birimi ve yağışın azaldığı zaman kar birikimini görebilirziniz, ilki toplam yağış ikinicisi ise toplam kardır.


Lokal modellere göz atarsak tahmini kar yağışı ve girişi saatini görebiliriz



Gönül isterdi ki bu sene onlarca sistem konusu açalım ama nasip olmadı.
- Bu yazı tamamen benim kişisel görüşlerim kapsamında yazılmıştır ana konudan ayrı olup bağlayıcılığı yoktur

by Ahmet Ustaoğlu Kasva at 25-02-2018, Saat: 14:17
482 comments
Sistem bu başlık altından gerek analizler ile gerek anlık fotoğraflarla paylaşıma açılacaktır. Takipte kalın 

by Tayfun Kocaaslan at 23-02-2018, Saat: 13:06
16 comments
Bu konu altında karsız geçirdiğimiz yakın tarihteki kışları tartışabiliriz. Başlıktaki yıllar ankete sunulacaktır. Bu arada 2018 daha bitmedi tabi, atmosfer sürprizlere açık ama nedense o sürprizler bize hiç gebe değil 

Forum: Şenay Pısıl ALKAN
by Şenay Alkan at 21-02-2018, Saat: 21:45
0 comments
Tüm kış modellerin istenileni göstermemesi yüzünden , verilmek istenen tepki böyledir eminim...
Şaka bir yana , belki biraz stres azaltır umuduyla oğlumun MEB Taekwando İstanbul Şampiyonasından bir kesit paylaşmak istedim sizlerle... Umarım keyif alırsınız... İyi seyirler...
Şaka bir yana , belki biraz stres azaltır umuduyla oğlumun MEB Taekwando İstanbul Şampiyonasından bir kesit paylaşmak istedim sizlerle... Umarım keyif alırsınız... İyi seyirler...
Hoşgeldin, Ziyaretçi
|
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız. |
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
|
Toplam Üyeler: 5,408 Son Üye: mvptkfjb Toplam Konular: 352 Toplam Yorumlar: 79,517 |
Kimler Çevrimiçi
|
Toplam: 6100 kullanıcı aktif 0 Kayıtlı » 6100 Ziyaretçi |
Son Aktiviteler
|
İSTANBUL HAVA TAHMİNİ VE ...
Last
by Ümitt 27,250 Replies |
|
Türkiye Çölleşiyor! Süper...
Last
by Ümitt 14 Replies |
|
KARTEPE HAVA VE KAR TAHMİ...
Last
by atsizat 17 Replies |
|
Ege Bölgesi Hava Tahmini
Last
by Ümitt 615 Replies |
|
ULUDAĞ HAVA VE KAR TAHMİN...
Last
by Ümitt 85 Replies |
|
İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1...
Last
by Yalçın Kaya (Mrsnowizma) 208 Replies |
|
Trakya Hava Tahmini
Last
by Yalçın Kaya (Mrsnowizma) 195 Replies |
|
Meteoroloji neden kendisi...
Last
by atsizat 32 Replies |
|
Marmara Bölgesi Hava Tahm...
Last
by snowsnow 222 Replies |
|
[GENEL SOHBET] - FORUM CA...
Last
by atsizat 1,897 Replies |
