HAVA MODELLERİ VE RADAR İÇİN TIKLAYINIZ

by Serkan Sezenoğlu at 19-02-2017, Saat: 00:06
1987-2020 YILLARI ARASINDA,
İSTANBUL'DA, MART VE NİSAN AYINDA KAR YAĞIŞLI GÜNLER

Bu yazıda, 1987 yılından günümüze kadar geçen 34 yıllık süreçte İstanbul'da mart ve nisan ayındaki karlı günlerin istatistik,anı, fotoğraf , video ve hikayelerini bulacaksınız..

4 Mart 1987 günü başlayan ve yaklaşık 15 gün süren, İstanbul'un mart ayı için son 100 yılın en etkili ve efsane kışıyla ilgili Türkiye'nin en büyük arşiv çalışmasını yüzlerce fotoğraf, yazı ve videolarla başka bir yazıda paylaşmıştık:
İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1987 KIŞI  ↗

Kar tutkunu ve sevdalısı her insanın 87'den beri hep kıyaslama yapıp, acaba bir daha 87 gibi olur mu beklentileriyle geçirdiği sonraki 30 yıllık süreçte bir daha aynısını yaşayamadık.  Bazı seneler sadece havada, bazı seneler yerde örtü oluşturan kar olmak üzere (özellikle yükseklerde ve kuzey ilçelerde) birçok senenin mart ayında yine kar yağışları gördük.

Aşağıda tablo olarak da, yazı olarak da 1987 kışından itibaren İstanbul'da mart ayında kar yağan günlerin şeceresini görebilirsiniz. Tabii ki 1987 kışını bir yana ayırırsak ki, zaten asıl konumuz da bu, 87 yılı gibi çok kuvvetli , günler boyunca yerde kalıcı örtü bırakan veya okulları tatil ettiren etkili bir sistemi, İstanbul olarak  sonraki yıllarda alamamışız.

 Ancak Batı Karadeniz ve İç Anadolu'da okullara da kar tatili yaptıracak bir çok sert sistem gelmiş. İstanbul'da,  elbette gün içerisinde sahil kesimlerde dahi yerde örtü oluşturan kar yağışlı günler de olmuştu. Bunların bazılarının yazı , fotoğraf ve videolarını yazının devamında paylaşacağım.

Aşağıda, 1987 kışından itibaren son 34 yılda Mart ve Nisan ayında İstanbul'da kar yağışlı günlerin şeceresi var. 

4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15-16 mart 1987
3-4 mart 1988
4 mart 1991
18-19 mart 1992
9-10 mart 1993
24-25 mart 1995
5-6-7 11-20 -21 mart 1996
18-19 23-24 mart 1997 - 10 Nisan 1997
11-12 16-17-18-23 mart 1998
7 mart 18-19-20-21 mart 2000
21-22-23-24 mart 2003 - 8 Nisan 2003
4-5-6 mart 2003
1-2-8-11 mart 2005
8-9 mart 2006
8-9-10 mart 2011
1-3-11-15 mart 2012
16 mart 2013 
18 mart 2015
1 mart 2018

Görüldüğü üzere,  son 34 yılın 19'unda mart ayında kar yağmış. Son 34 yılın istatistiklerine bakarsak, kar yağışlı bir mart ayı geçirme ihtimalimiz % 56. Son 34 yılda, mart aylarında İstanbul'da toplam 66 gün kar yağışı görülmüş. . Tabii ki 87 kışı, istatistikleri çok yukarı çekiyor. Ancak bir yenisinin daha bu yıl veya sonraki yıllarda da tekrarı olmaması için hiçbir sebep yok.

Nisan ayındaki kar yağışlarına,  aşağıda yazının içeriğinde değindim

Eski kışlar başlığımızdan da ulaşabileceğiniz üzere yaklaşık 20-30 yılda bir extrem kışlar yaşanabiliyor bu coğrafyada. Ancak hem extrem olup, hem de mart ayına denk gelmesi kaç yılda bir olabilir sorusuna cevap verebilmek mümkün değil.
  
İSTANBUL'UN MEŞHUR KIŞLARI 

Mart ayında kar yağan bazı kışların o günlere ait 500hpa veya 850 hpa sinoptik görüntülerini ve bulabildiğim yazı ve fotoğrafları paylaşacağım.

*************************************************************************************

1987 kışı zaten karsever her hava delisi için eşsiz sinoptik görüntüsüyle bir numara. 1987 kışının zaten kendine has başlığında ayrıntılarını okuyabilirsiniz.
İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1987 KIŞI 


*************************************************************************************

3 Mart 1988 yılında, Kırım üzerinde 990 mb.'lik bir Alçak Basınç ile karayelli bir sistem vurmuş İstanbul'u.Ancak tabii ki ömrü çok kısa olmuş...Çünkü karayel ancak AB'lı sistemlerde İstanbul'un işine yarıyor. AB uzaklaşınca DEK (Deniz etkisiyle kar) kütlelerinin devreye girmesi için yıldız ya da poyraz olmalı rüzgar.


resim


*************************************************************************************

18 Mart 1992. Avrupa kupa galipleri kupası çeyrek final maçında Galatasaray'ın Werder Bremen'le Mecidiyeköy'de yoğun kar yağışı altında oynayıp, Rotariu'nun 85.dakikada kale çizgisi civarında kar çamur karışımına takılan topuyla 0-0 berebare kalıp , kupadan elendiği, yıllarca akıllarda kalacak bir gün.Sonrasında o sene Werder Bremen kupayı müzesine götürmüştü.


resim


1992 kışıyla ilgili daha detaylı bilgiler için:

http://www.forumatmosfer.com/konu-1992-k...anesi.html


*************************************************************************************

6 Mart 1996 yılında da İstanbul'a kar yağdıracak bir sinoptik görüntü oluşmuş. AB hızla doğu Karadeniz üzerine tırmanırken, poyrazla az da olsa DEK (Deniz etkisiyle kar) yağışları görülmüş. 850hpa'da -10 derece soğuk yaklaşık yarım gün kadar İstanbul'un üzerinde kalıp, 2-3 dereceler civarında klasik cıvık mart karı bırakmış...


resim


*************************************************************************************


24 Mart 1997 . 850hpa'da yine -10 girmiş ancak karayelle muhtemelen Anadolu yakasının daha fazla etkilenebileceği DEK yağışları olmuştur.


resim



Ayrıca 10 Nisan 1997 tarihinde de İstanbul'a kar yağmış o sene...


resim



*************************************************************************************


12 Mart ve 16 Mart 1998 yine İstanbul'un kar gördüğü günler.


resim




*************************************************************************************


7 Mart ve 18-19-20 Mart 2000 tarihleri yine İstanbul'un ve özellikle Batı Karadeniz'in fazlaca kardan etkilendiği tarihler.

resim


resim

resim


resim



*************************************************************************************


2003 yılının ise yine ayrı bir özelliği var. Çünkü o yıl da hem 23 Martta , hem de 8 Nisan'da İstanbul'a kar yağmıştı.Tıpkı 10 Nisan 1997'de yağan kar gibi.Son 30 yıl içinde İstanbul ikinci kez Nisan ayında karla tanışmıştı.  


resim


Ekşi sözlükte konuyla ilgili yorumlar:
https://eksisozluk.com/nisanda-kar-yagmasi--590513



resim


Bu sistem 23 martta Zonguldak'ta okullara kar tatili bile yaptırmıştı.

http://www.internethaber.com/zonguldakta...07170h.htm



21 Mart 2003'de İstanbul'da yaşananlar ile ilgili wowturkey'den Aras Berkin'in anlattıkları:

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=4219222

''Cuma günüydü,  hava 0 dereceydi.  Önce anca sulu sepken gördük kar yağışını.  Öğleden  sonra bütün gün aralıklarla lapa lapa kar yağdı.

Cumartesi günü ne zaman başladı hatırlamıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam DEK kütleleri geçiş  yapıyordu.
Cumartesi günü aralıklı kar yağışları vardı. Hava bir açıp,  bir kapıyordu ama kar tutmadı.

Pazar günü bembeyaz bir güne uyandığımızı hatırlıyorum. Bütün gün kar yağdı.  Öğlen  hava +1 +2 lerde gezindiğinden tutmuş yerlerde kar tabakası kalınlaştı ama yollar, beton vs. gibi ezilmiş  yerlerdeki karlar biraz eridi.
Aksam hava sıcaklığı tekrar - li değerlere düştü , kar da aralıklarla devam etti. ''


resim


resim



resim




*************************************************************************************


2004 yılı, ocak ve şubat ayındaki iki efsane sistemin ardından 5-6 marttaki kar yağışlarıyla da adından söz ettiriyor.


Ekşi sözlükten o gün için şu yorumlar yapılmış:
https://eksisozluk.com/6-mart-2004-istan...si--836537


resim

İstanbul için efsane kışlardan sayılan 2004 kışıyla ilgili ayrıntılara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz  

http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

*************************************************************************************

2005 yılı, şubatın son günlerinde gelip mart ayının ilk günlerini de kapsayan şekilde kar getirmişti İstanbul'a.Sonrasında 8'i ve 11'i olmak üzere iki gün daha kar görmüştü İstanbul.




resim


resim

resim


*************************************************************************************


8-9 Mart 2006 tarihleri yine İstanbul'un kar gördüğü tarihler...


resim


*************************************************************************************


2011 Yılı 7-8-9 mart MGM'nin çok yoğun kar beklentisiyle geçmişti. Aslında İstanbul'un kuzey ilçelerinde 10 cm. civarı kar bırakırken, yine de beklenildiği kadar etki etmemişti İstanbul'un güney sahilindeki semtlere. Bu sistem Ankara'da müthiş etkili olmuş, hatta okulları bile tatil ettirmişti...



resim

resim


resim


resim



https://eksisozluk.com/8-mart-2011-ankar...i--2707724










Not kısmına dikkat:

resim







resim




*************************************************************************************


2012 yılı mart ayında 4 gün kar yağmıştı. 1-3-11 ve 15 martta.

1 Mart 2012 için ekşi sözlükte yazılanlar:
https://eksisozluk.com/1-mart-2012-istan...i--3280837

resim








11 Mart 2012 için ekşi sözlükte yazılanlar:
https://eksisozluk.com/11-mart-2012-ista...i--3292057


















*************************************************************************************

2013 yılında 16 mart tarihi İstanbul'u yine beyazlatan bir kar yağışı olmuştu.


resim



resim


resim



Wowturkey'de o gün yazılanlardan bir kesit:

resim



*************************************************************************************


2015 yılında 18 martta zayıf da olsa bir kar yağışı almıştık.Ancak çok etkisiz olduğu için sinoptiğini paylaşma gereği duymuyorum...







*************************************************************************************

27-28 Şubat 2018 zayıf karlı sistemiyle başlayan süreçte 1 Mart 2018 tarihinde birkaç santimetre de olsa şehrin birçok ilçesinde kar yağışı görülmüştü.

Fotoğraf: @Benkeremkarasu Ümraniye
resim



1 Martta Ortaköy (video Tayfun Kocaaslan)




Aynı sabah Kadıköy (Fotoğraf Ozan Soyak)

resim


Bu sistemin tüm ayrıntılarına, arşivde kendi konu başlığından ulaşabilirsiniz:
http://www.forumatmosfer.com/konu-27-28-...stemi.html


*************************************************************************************


Bir de tabii ki son anda şans eseri Karadeniz'e veya Balkanlar'a kaçan sistemler de var ki, o da ayrı bir yazının konusu olur elbette. Özellikle bahar havası oluşup, sıcaklıklar artıp,ağaçlar çiçek açtıktan sonra gelen sistemler hep tarımı ve çiftçiyi vurmuştur.Elbette hububatın azalıp, fiyatlarının artması da biz vatandaşların cebine de dokunmuştur.Son yıllardan hatırladığım mesela 2011 yılında ve geçen yıl ağaçlar çiçek açtıktan sonra Karadeniz'e gelen sert sistemler , çiçeklerin donmasına sebep olarak, ağaçların hiç fındık vermemesine neden olduğunu ben yakınen hatırlıyorum.

Velhasıl herşeyde olduğu gibi, mevsimler de zamanında yaşanınca, tadında güzel.
Yazımın sonunda, tarım ve çiftçilikle uğraşan herkese mart ve nisan aylarında, rahmetli Ersin İmer'in tabiriyle ''donsuz geceler'' diliyorum. haha


resim


Aynı gafı 2015 yılında kanal D'de haber yayını sırasında Cüneyt Özdemir de yapmıştı ...








Hazırlayan: Serkan SEZENOĞLU

Kaynaklar:

http://old.wetterzentrale.de/topkarten/tkreaar2.htm

https://www.wunderground.com/history/air....wmo=17060

https://eksisozluk.com

http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/

www.wowturkey.com


DİĞER YAZI DİZİLERİM:
**********************

İSTANBUL'UN MEŞHUR KIŞLARI:
http://www.forumatmosfer.com/forum-istan...ur-kislari

1929 KIŞI - BOĞAZDA BUZ ÜZERİNDE İNSANLARIN FOTOĞRAF ÇEKTİRDİĞİ EFSANE KIŞ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1929-k...e-kis.html

UNKAPANI KÖPRÜSÜNÜ 4 PARÇAYA AYIRAN MEŞHUR 1936 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-unkapa...-kisi.html

1954 KIŞI VE BOĞAZI KAPLAYAN BUZ KÜTLELERİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1954-k...eleri.html

1957 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1957-k...anbul.html

İSTANBUL, EDİRNE VE AVRUPA'YI FELÇ EDEN MEŞHUR 1963 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

1966 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1966-k...anbul.html

1967 KIŞI - İSTANBUL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1967-k...anbul.html

1972-1973 KIŞI - İSTANBUL'DAN KIŞ MANZARALARI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1972-1...alari.html

İSTANBUL'UN MEŞHUR 1985 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1987 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

BİR FOTOĞRAFIN ÖYKÜSÜ... 1987 KIŞINDA ATATÜRK HAVAALANI
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-fo...alani.html

1992 KIŞI - BİR KIŞ EFSANESİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1992-k...anesi.html

İSTANBUL'UN MEŞHUR 2004 KIŞI
http://www.forumatmosfer.com/konu-istanb...-kisi.html

1987-2017 YILLARI ARASINDA, İSTANBUL'DA, MART AYINDA KAR YAĞIŞLI GÜNLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-1987-2...unler.html


DÜNYA TARİHİNDE İZ BIRAKAN METEOROLOJİK OLAYLAR:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya...ik-olaylar

ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA DÜŞMANA 16.000 KAYIP VERDİREN KAR FIRTINASI:27 KASIM 1915
http://www.forumatmosfer.com/konu-canakk...-1915.html

1816 - YAZSIZ GEÇEN YIL
http://www.forumatmosfer.com/konu-1816-y...n-yil.html

3 ŞUBAT 1972 (İRAN) - 8 METRE KAR KALINLIĞIYLA TARİHİN EN ÖLÜMCÜL KAR FIRTINASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-3-suba...inasi.html


DÜNYA İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-dunya-iklimi

ORMANLIK ALANLAR YAĞIŞI ÇEKER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-ormanl...er-mi.html

KUTUP IŞIKLARI - AURORA BOREALIS
http://www.forumatmosfer.com/konu-kutup-...ealis.html

YANARDAĞ PATLAMALARI KIŞ MEVSİMİNİ ETKİLER Mİ?
http://www.forumatmosfer.com/konu-yanard...er-mi.html

ÇILDIR GÖLÜ’NDE BUZDA BALIK AVI
http://www.forumatmosfer.com/konu-cildir...k-avi.html

SALAR DE UYUNİ - UYUNİ TUZ ÇÖLÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-salar-...-colu.html

NASA GÖRSELLERİ KANIT GÖSTERİLDİ : HAVA DURUMUNA MÜDAHALE EDİLİYOR
http://www.forumatmosfer.com/konu-nasa-g...liyor.html

SİBİRYA'DA YENİ BİR GİZEMLİ KRATER BULUNDU
http://www.forumatmosfer.com/konu-sibiry...lundu.html

1984-2016 YILLARINA AİT İSTANBUL UYDU FOTOĞRAF GÖRÜNTÜLERİ KIYASLAMASI
http://www.forumatmosfer.com/konu-1984-2...amasi.html

1880-2017 YILLARI ARASI KÜRESEL SICAKLIK ANAMOLİSİ GRAFİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-1880-2...afigi.html


TÜRKİYE İKLİMİ:
http://www.forumatmosfer.com/forum-turkiye-iklimi

TÜRKİYE'DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE METEOROLOJİK AFETLER
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...etler.html

TÜRKİYE'NİN ŞİDDETLİ DOLU İKLİMİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-turkiy...klimi.html

ÇÖL TOZLARININ  ÇEVRE VE BİTKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ... 
http://www.forumatmosfer.com/konu-col-to...ileri.html

BEYAZIT KULESİ: ÇOCUKLUĞUMUZUN KAR SEVİNCİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-beyazi...vinci.html


FORUM ATMOSFER OKULU:
 
AVRASYA KAR ÖRTÜSÜNÜN KIŞA ETKİSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-avrasy...tkisi.html

BİR UZUN VADE KLAVUZU: MJO ENDEKSİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-bir-uz...deksi.html

AMATÖR TAHMİNCİLİK TARİHİ VE MODELLERİN GÜVENİLİRLİĞİ
http://www.forumatmosfer.com/konu-amator...rligi.html

UZUN VADELİ TAHMİNLER, FIRTINA TAKVİMİ VE SİSTEM DÖNGÜSÜ
http://www.forumatmosfer.com/konu-uzun-v...ngusu.html

KAR YENİR Mİ? KAR NEDEN SEVİLİR? KAR SEVGİSİ !..
http://www.forumatmosfer.com/konu-kar-ye...vgisi.html


UYARI:

https://www.forumatmosfer.com web sitesinden alıntı yapmak isteyen kişi, kurum ve kuruluşlar;  “Yazılı izin almış olsalar dahi” kullandıkları materyalin  http://www.forumatmosfer.com sitesinde yayınlanmakta olduğunu ve bu siteden alıntı yapıldığını açık bir şekilde belirtmekle beraber http://www.forumatmosfer.com sitesine link vermek zorundadır.
by Ozan Soyak at 18-02-2017, Saat: 21:10
Şu an dinlediğiniz müzik, paylaşalım.



by cemal Reşit at 18-02-2017, Saat: 12:09
resim
by cemal Reşit at 17-02-2017, Saat: 10:17
Merhaba arkadaşlar.
Bildiğiniz gibi yaz tatili için erken rezervasyonlar bayağı avantajlar sağlıyor.
Şimdiden yer ayarlamak düşüncesinde olanlarımız vardır.
Gidip gezip gördüğümüz yerler hakkında bilgi paylaşırsak birbirimize yardımcı olmuş
oluruz.
Tabiki insanlar gideceği yöreyi ve otelleri deneyimlemiş kimselerden referans alırsa kötü sürprizlerle karşılaşma şansı azalır.

mesela kendim 2016 haziran ayında PALOMA CLUB SULTAN ***** Özdere(İzmir) deneyimimi paylaşayım.
Açıkçası 2 ve 3 yaşında iki tane çocuğum olduğu için ve özel aracımla gideceğim için istanbula yakın yer araştırıyordum.En yakın yer acenta görevlisinin tavsiyesi ile gittiğim bu otel genel olarak çocuklu aileler için tasarlanmış. çocukların çok eğleneceği 2 adet su oyun parkı var.yetişkinler için oldukça büyük ve iddialı su kaydırağı var. 2 adet büyük havuzu ve yeşillikler içinde sessiz sakin bir yer.yemekleri de çok güzel.
bunlar olumlu kısımlarıydı.

Şimdi gelelim kötü notlara.
2 adet kendine ait plajı vardı ama bir kere dahi girmedim.çünkü yosunlu ve temiz değildi.otel engebeli arazi üzerine kurulu yürümeyi sevmeyene tavsiye etmem.odalarındaki mobilyalar biraz eski üstelik televizyonlar tüplü.(ve öfkeli) haha
animasyonları zayıf.
en önemlisi otelin yakınlarında gezip görebileceğiniz bir yer yok.
En yakınında (60 km)gezebileceğiniz meryem ana,efes harabeleri ve şirince kasabası var.
puan olarak 10 üzerinden 7 verip bir daha gidermisiniz derseniz. gitmem derim.
daha önce 8 kez aynı yere tatile gitmişliğim var.aşık olunacak bir yer.orası neresi derseniz sonra paylaşayım. Big Grin Big Grin
by Ozan Soyak at 16-02-2017, Saat: 18:43
Albert Einstein'ın 1900'lü yılların başında ortaya attığı iki kuram olan Özel Görelilik ve Genel Görelilik Teorileri günümüzde modern fiziğin temelini oluşturan konulardır. Birçok kez kanıtlanan ve hala kanıtlanmaya devam eden bu teoriler günümüzde birçok yerde karşımıza çıkmakta.


Teori-Yasa hakkında ayrıntılı bilgi için bu konuya göz atabilirsiniz: http://www.forumatmosfer.com/konu-hipote...rsisi.html

İlk olarak Özel Görelilik teorisini ele alalım. Özel görelilik 2 temel prensipe dayanır. İlki, elimizde 2 cisim var ise hangisinin hareket edip hangisinin durdugunu kesin olarak söyleyemeyiz. Sabit hızla ilerleyen her iki cisim de kendisini duruyor hisseder. İkinci prensip ise, ışık hızı tüm gözlemciler için aynıdır. Şöyle açıklayalım, ışık hızı saniyede 300.000km hızındadır. Dünyada duran bir kişi ışığı izlediğinde hızını saniyede 300.000km görür. Başka bir kişi ise dünyadan saniyede 100.000km hızla uzaklaşıyor olsun. Bu uzay aracının içerisindeki kişi de ışığa baktığı zaman ışığın hızını 300.000km görür. Normal şartlarda ışık 300.000km hızla gidiyor ve kendisi de 100.000km hızla gidiyor olduğuna göre ışığın kendisinde 200.000km hızla uzaklaşıyor görmesi gerekirdi. İşte görelilik kuramı burada ortaya çıkıyor. Işığın hızı hiçbir zaman değişmediği için zaman algısı farkı ortaya çıkıyor. Uzay aracındaki kişi ışığı hala 300.000km hızla gidiyor görebilmesinin nedeni zaman algısının yavaşlaması. Bu yavaşlama dünyadaki kişiye göre daha yavaş anlamına geliyor. Yani uzay aracındaki kişinin hareketlerinin yavaşladığını hissetmiyor. Bunu ancak dışarıdan bakan kişi görebiliyor. Ya da uzay aracındaki kişi dışarıdaki kişiye baksa o da dışarıdakinin hareketleri ve zamanının yavaşladığını düşünecek. İkizler paradoksu da buradan ortaya çıkıyor. Aslında bu bir paradoks değil gerçek. Eğer ikizlerden birisini uzay aracına bindirip saniyede 299.000km hızla dünyadaki kişiye göre 30 yıl boyunca seyahat ettirirseniz dünyadaki kişi 30 yıl yaşlanırken uzay aracındaki kişi için çok az zaman geçmiş olur. Hatta öyle ki ne çabuk geldim hani 30 yıl sürecekti diyebilir. Çünkü o kişi için belki de 1-2 yıl geçmiştir, belki daha az. Bu durum çok kez kanıtlandı. Bir jete atom saati konuldu. Bu atom saati birkaç saat dünya çevresinde yüksek hızla yolculuk yaptırıldı. Deney sonunda atom saati birkaç nanosaniye geri kalmıştı. Burada miktarın önemi yok, önemli olan bu teorinin doğru çıkması. Çünkü henüz bizim kullandığımız hızlar çok düşük. Bu hız arttıkça zaman değişmesi de artar. Özel göreliliği daha fazla uzatmadan Genel göreliliğe geçelim. Çünkü ayrıntısına inersek 10 sayfa yazı çıkabilir. 

Genel görelilik teorisi ise, yerçekimi teorisini de kapsar. Genel göreliliğe göre tüm maddeler uzayı büker. Bu büküklük de uzay-zaman kavramını ortaya çıkarır. Aslında yerçekimi diye bir şey yok, bizler dünyanın yarattığı uzay-zaman eğriliğinde ilerliyoruz. Şöyle ki, dünya uzayı büker, dünya çevresinde zaman uzaydakine göre daha yavaş akar. Bu uzay-zaman farkı bizi ve hatta Ay'ı bu büküklüğe sürükler. Ay, Dünyanın uzay-zaman büküklüğüne kapılmıştır, Dünya ise Güneş'in, Güneş, yıldız takımlarının yıldız takımları Galasinin, Galaksiler de Galaksiler takımlarının uzay-zaman büküklüğünde sürüklenir.

Peki bu Genel görelilik kanıtlandı mı? Evet, hem de çok kez. Ve hala kanıtlanmaya devam ediyor. Şu an kullandığımız Gps uyduları her yıl birkaç dk Dünya saatine göre ileri gider. Bu durumda Gps uydularının saatleri her an güncellenir. Çünkü Gps uyduları yerden biraz daha uzaktadır ve zaman Dünyaya göre daha hızlı akar. Bu da uyduların yılda birkaç dk saat sapmalarına neden olur.

4. boyut olan uzay-zaman boyutunun 3 boyutlu hale simüle edilmiş şekli.

resim

Özet olarak geçtim, anlamadığınız yer varsa ya da daha detaylı öğrenmek istediğiniz noktalar varsa yazabilirsiniz. Sizin de bildikleriniz var ise yorum olarak ekleme yapabilirsiniz.

Ozan Soyak
by Serkan Sezenoğlu at 16-02-2017, Saat: 18:33
En Karanlık Zihinlerin Bile Rahatsız Edici Bulacağı Psikolojik İşkence Yöntemi: Gaslighting

Bu yazımda psikolojik işkence yöntemlerinin belki de en acımasız, en rahatsız edici türlerinden birini işleyecem: Gaslighting.
Bu manipülasyon yöntemini hemen tüm hatlarıyla ele almaya başlayalım. Belki de farkında olmadan bu yöntemi en sevdiklerimize ve özellikle çocuklarımıza, sonuçlarını bilmeden uyguluyoruzdur.

Baştan belirteyim: Yazı oldukça uzun olacak, çayınızı kahvenizi hazır etmeniz yararınıza olabilir. İyi okumalar!

Gaslighting; genellikle narsist ve sosyopatlar tarafından, karşısındaki insana uygulanan psikolojik manipülasyon tekniğidir. Amacı, kişinin zamanla kendinden şüphe etmesini sağlamaktır. Yani yavaş yavaş uygulanan bir duygusal taciz tekniği…

İlk iş olarak "Gaslighting" teriminin nereden geldiğini açıklayayım.

Ingrid Bergman ve Charles Boyer’in rol aldığı Gaslight (1944) filminden çıkan terim, 1938’de sahnelenen “Angel Street” adlı tiyatro oyuna dayanmaktadır. Konusu narsist insanların, yıkıcı forma ulaşan duygusal istismarlarıdır.

 Filmde Boyer, Bergman’ı kasırga gibi esen bir romantizm ile evliliğe ikna eder. Evlendikten sonra eşi Bergman’a akıl oyunları oynamaya başlar. Her gece ışıkları biraz daha kısar. Bergman “Gaz lambası giderek daha mı az ışık veriyor?” dediğinde Boyer’den sert tepkiler alır. Boyer’in amacı, Bergman’ı aklını kaybettiğine inandırarak mücevherlerine sahip olmaktır. Ve Bergman’ı aklını kaybetmeye başladığına ikna eder. Taa ki bunların farkına varan dedektif ortaya çıkana kadar….

resim

Bu film sağlıklı ve masum bir hedefin, zamanla gerçeklik ve güven duygusunun nasıl yok edilebileceğine, yani duygusal istismara güzel bir örnektir. Hepimiz bu tür bir manipülasyonla karşılaşabiliriz. İstismarı eşler, sevgililer, bir aile üyesi, arkadaş veya meslektaşımız da yapabilir.

Filmin konusu kafanızda mutlaka bir şeyler uyandırmıştır, şimdi direkt olarak bu manipülasyon yönteminin kendisini inceleyelim.

Tam olarak Türkçe bir karşılığı olmayan Gaslighting, karşıdaki insana çeşitli oyunlar oynayarak zamanla kendisinden şüphe etmesini sağlamasına yönelik olan bir psikolojik işkence/manipülasyon yöntemi olarak biliniyor. Genellikle narsistler ve sosyopatlar tarafından uygulanan bu yöntemin korkunç olan tarafıysa kurban tarafından fark edilmesinin neredeyse imkansıza yakın olması. Bunun nedenlerinden biri de sevdiğimiz insanlara güvenmemiz ve sözlerine inanma eğiliminde olmamız. Daha da kötüsü, çoğumuz bir dönemler farkında bile olmadan böyle bir manipülasyona maruz kalmış olabiliriz; küçük çaplı olsa bile.

Yani olayın temelinde yatan şey, karşıdaki insanın güvenini ve sevgisini suistimal ederek zamanla özgüvenini ve özsaygısını yaralamak.

Bu eylemi yapan insanların genelde tek bir amacı oluyor: Karşı tarafı kendisine bağımlı hale getirmek. Gözlemleri ve düşünceleri sürekli yalanlanan kurban, belli bir zaman sonra kendi zihnine düşman haline geliyor. Her yapacağı hareketin, her kuracağı cümlenin, her düşüncesinin yanlış olacağını düşünmeye başlıyor ve karar alma yetisini kaybediyor. Zamanla kendine olan şüphesi iyice artan kurban, bütün kontrolü karşı tarafa bırakıp iyiden iyiye kendi köşesine çekiliyor. İşler bu noktaya kadar geldiğinde geri dönülmesi iyice imkansızlaşan bir yola girmiş olan kişi, çevresinde güvenebileceği tek insan olarak karşısındakini görüyor ve o ne isterse onları yapmaya başlıyor.

Özellikle karşıdaki kişi bu davranışları sergiliyorsa bir manipülasyonla karşı karşıya olmanız olası:
  • Söylediği bir şeyi söyledikten sonra, cümleleri ile yüzleştirilince "Ben asla öyle bir şey demedim" demesi,
  • Defalarca belli bir olaydan veya söylemden kırıldığınızı anlatmanıza rağmen sizi üzüp kırdıktan sonra "Çok abartıyorsun, fazla dramatiksin" demesi,
  • Size hakaret ettikten sonra "Hep sen beni sinirlendirip bu hale getiriyorsun" demesi,
  • Suçlanacak çok şeyi olmasına rağmen "Hep beni suçluyorsun, sanki sen suçsuzsun" demesi,
  • Sizi üzüp, ağlatıp, kırıp "Sen histeriksin, başkaları görse bu halini bana acırdı, senin deli olduğunu düşünürdü"  demesi.
  • Sizin için çok önemli olmasına rağmen bir konu için "Bir daha bu saçmalığı dinlemeyeceğim" diyip, sizi söyledikleriniz veya inandıklarınızın saçmalık olduğuna inandırması,
  • Emin olduğunuz bir hatıra konusunda "Hayır sen yanlış hatırlıyorsun" demesi,
  • "Hep negatifsin", "Çok kötümsersin", "Daha önce de kız/erkek arkadaşlarım oldu, hiç biri senin gibi değil" diyerek inanç, his ve fikirleriniz konusunda sizi şüpheye düşürmesi.
  • Kafanız hep karışık mı, "Ben ne yaptım, yanlış mı davrandım" gibi sorular kafanızı devamlı kurcalıyor mu?
  • Durumu kurtarmak, anlık huzur bulmak için yalan söylediğiniz oluyor mu?
  • Hır çıkmasın diye sustuğunuz, doğruluğunuzu savunacak, savaşacak gücü bile bulamadığınız oluyor mu?
  • Mutlu bir hayat için ümidiniz kalmadı mı?
  • Devamlı yeterince iyi bir insan, iyi bir sevgili, iyi bir arkadaş olup olmadığınızı sorguluyor musunuz?
  • Ne yaparsanız yapın yeterince iyi olmadığını, hatta hep kötü yapıyor olduğunuz hissine kapılıyor musunuz?
  • Sanki eskiden daha özgüvenli, mutlu ve geleceğe karşı ümidiniz vardı da şimdi yokmuş gibi düşünüyor musunuz? Kendinizi tanımadığınız hissine kapılıyor musunuz?
Bu manipülasyonun uygulanma şekilleri farklılıklar gösterebiliyor.

Temelde yatan üç ana yöntem bulunuyor. Bunlardan birincisi, sözlü şekilde bir şeyleri ifade edip bu bilgileri her seferinde tekrardan, bu sefer farklı şekillerde anlatmak. Böylece karşıdaki kişinin algılarını allak bullak etmek amaçlanıyor. İkinci yöntem ise fiziksel; sürekli evde bulunan şeylerin yerlerini değiştirmek ve bir süre sonra olması gereken yerlerine tekrar koymak. Böylece eşyayı ilk başta ait olduğu yerde göremeyen ama bir süre sonra tam orada bulan kurban, bu durumdan bahsettiğinde "Ne saçmalıyorsun, hep oradaydı o" tepkisi alıyor. Bu durum zamanla yine kendisinden şüphe etmesine yol açıyor. Üçüncü yöntem ise bir olayın detaylarından bilinçli olarak bahsetmemek, daha sonrasındaysa önceden bahsetmiş gibi konuşmak ve karşıdaki insana hafıza kayıpları yaşadığı vurgusunu yaparak aklını bulandırmak üzerine.

Diğer yöntemlere bir örnek vermek gerekirse; karşıdaki kişiyle önce sert bir ses tonuyla konuşup daha sonrasında bunu inkar etmek ve oldukça yumuşak bir ses tonuyla konuştuğunu, onun yanlış anladığını söylemek. Bu durumun devamında kurban her şeyi olumsuz anlamasıyla suçlanıyor ve zamanla karşıdaki sert konuştuğunda bile kendi kendine sadece yanlış anladığını, son derece normal bir konuşma yaşadığını söylemeye başlıyor.

Olayın uygulanış yöntemlerini anlamak oldukça önemli, böylece bu tarz bir durumla karşı karşıya kalındığında olayı kavrayabilmek mümkün olabilir.


Gaslighting; toplumda kişilerin farkında olması gereken şeydir. İnsanların bazı işaretleri görmesi gerekir. Kişi o zaman sağlıksız bir ilişki yaşadığını fark edebilir. Dikkat etmeniz gereken genel uyarı işaretlerini şöyle sıralayabiliriz. Önce sizi çok sevdiğine ikna eder ve güveninizi kazanır.

1- Sizi sürekli aşağılıyor ve ses tonunu yükseltiyorsa.
2- Ses tonu konusunda onu uyardığınızda inkar ediyor ve sizin her şeyi abarttığınızı, çok hassas, duygusal olduğunuzu söylüyorsa,
3- Eşyaların yerini değiştiriyorsa ve kendi algınızdan şüpheye düşüyorsanız,
4- Süreklilik taşımaya başlayan bir unutkanlıktan yakınmaya başladıysanız,
5- Size hakaret ediyor, sonra da ‘’ Sen bu hale getiriyorsun. ‘’ diye sizi suçluyorsa,
6- Ailenizden ve arkadaşlarınızdan sizi uzaklaştırıyor ve onların size zarar vereceğine inandırıyorsa,
7- ‘'Ben mi yanlış hatırlıyorum, yanlış mı yapıyorum?” soruları kafanızı meşgul etmeye başladıysa,
8- Onu kırmamak için, yumurta kabuğu üzerinde yürür gibi davranıyorsanız
9- Davranışlarınız yüzünden sürekli özür diliyorsanız,
10- Tek başına alışverişe çıkamıyorsanız ve karar verme mekanizmanız çalışmamaya başladıysa,
11- Nereye gittiğinizi ve ne yaptığınızı sürekli kontrol ediyorsa,
12- Ekonomik olarak sizi sınırlıyorsa (para erişimi, telefon, araba…),
13- Kimsenin sizi onun kadar sevemeyeceğini ve size yaptıklarını yapmayacağını söylüyorsa,
14- Sürekli normal davranmadığınızı, başkalarının sizin gibi olmadığını telkin ediyorsa…

Burada yapılacak en kritik hata ise "Bunlar olsa fark ederim herhalde, fark edilmeyecek gibi değiller." demek.

Bunlar, Gaslightinge uğradığınızın belirtileridir. Eğer bütün bunları fark ederseniz, size tasarlanmış farklı bir hikaye anlatacaktır. Kişisel alanınızı işgal etmeye devam edecektir. Sizin için çok üzüldüğünü söyleyerek, kurban rolünü oynamaya başlayacaktır. Kendinizi içiniz boşalmış, uyuşmuş, izole edilmiş gibi hissedersiniz. Hemen uzaklaşmalısınız.

Araştırmalara göre çoğu insan bir şekilde, ister küçük çapta ister büyük çapta olsun, böylesi bir manipülasyona maruz kalıyor. Karşınızda sevdiğiniz ve güvendiğiniz bir insan olduğu için de onun sözlerine değil, kendi algılayış biçiminize şüpheyle yaklaşmanız daha kolay geliyor. Bunu yaparkenki temel düşünce de "O neden yalan söylesin ki, ben yanlış anlamışımdır altı üstü.". Bu nedenle gaslighting en tehlikeli psikolojik manipülasyon yöntemlerinden. Sonuçları nedeniyle de adeta bir işkence aracına dönüşebiliyor.

Manipülasyona uğrayan kişide gözlemlenebilecek ana problemleri şöyle sıralayabiliriz:

Sürekli özür dileme: Kurban diğer insanlara ve manipüle eden kişiye karşı sürekli bir özür dileme halinde olacaktır, yanlış yaptığı bir şey yoksa bile.

Karar alamama: Seçim şansı sunulduğunda kurban ne seçerse seçsin yanlış olacağını düşünecek ve kendi başına bir seçim yapamayacaktır. Bu durum zamanla manipüle eden kişiye daha büyük bir otorite ve güç sağlayacaktır.

İçe kapanıklık: Hem morali, hem de kendine saygısı yerle bir olan kurban zihnen sürekli yorgun hissedecek ve sosyalleşmeye daha az zaman harcamaya başlayacaktır. Böylece zamanla ailesiyle ve arkadaşlarıyla arasındaki mesafe artacak, bu da manipüle eden kişiye kurban üzerinde daha çok etkili olma şansı tanıyacaktır.

Gaslighting size hala kanılması zor olan, oldukça bariz bir manipülasyon yöntemi gibi geliyorsa, bu durumun kurbanlarından birinin oldukça çarpıcı hikayesiyle sizi baş başa bırakıp konuyu noktalayayım.

"3 hafta önce erkek arkadaşımla aynı evde yaşamaya başladık. Bu süreç içerisinde daha önce hiç olmayan bir problem baş göstermeye başladı. Olayı kafamdan kurguluyor olabilirim, ancak o bize taşındığından beri evdeki eşyalar sürekli kaybolup bir gün sonra yeniden ortaya çıkıyorlar. Bahsettiğim durum anahtarı kaybedip başka bir yerde bulmak gibi bir şey değil. Özellikle olmaları gereken yerlerde aradığım ve bulamadığım eşyaları, bir gün sonra tam olarak o baktığım yerlerde buluyorum.

Bu noktada örnek vermek istiyorum. Her sabah işe giderken yanımda bir tane çikolata götürürüm. Bu çikolata paketlerini hep aynı yere koyuyorum. Bir sabah uyandığımda çikolata paketlerinin yerinde yeller estiğini gördüm, sevgilime sorduğumda bilmediğini söyledi. Akşam eve döndüğümde manzarayı tahmin edin! Evet, çikolatalar tekrar olması gereken yerlerine dönmüştü. Sevgilim bu konuda "Belki sabah görmemişsindir" dedi. Dikkatinizi çekerim, burada bahsettiğimiz şey toplamda tam 12 paket çikolata, nasıl görmemiş olabilirim ki?"

Kurban ilk etapta tüm bunların garip bir şaka olduğunu düşünmüş.

"Başlarda ilginç bir espri anlayışı olduğunu düşünmüş ve bunu yüzüne söylemiştim. Ancak ne demek istediğimi anlamadığını söyledi ve oldukça sert şekilde tepki verdi. Durum böyle olunca ben de geri adım atmak zorunda kaldım. Sanırım böyle saçma bir işe kalkışma ihtimali, tüm bunların benim yanılgılarım sonucunda meydana geldiği fikrinden daha az olası geldi. Fakat zamanla iyice sinirlerim bozulmaya başlamıştı. İş için gerekli olan bir evrağı koyduğum yerde bulamamak, ve sonra tam o yerde ortaya çıkması çok keyfimi kaçırıyordu. Ne yapacağımı bilmiyorum, durumla ilgili hiçbir fikrim yok. Delirmediğime eminim, ancak mantıklı bir açıklama da bulamıyorum. Sevgilime ne zaman konuyu açsam gerginlik yaratmaya çalıştığımı söylüyor. Lütfen bana yardım edin..."


Durumu sosyal medyada paylaştıktan sonra kısa sürede bir çok yanıt alıyor kendisi.
 
"Yardımlarınız için hepinize teşekkürler. Son gelişmeleri özet geçiyorum. Böyle bir manipülasyon yönteminin varlığından haberdar edilince hemen gizli kamera siparişi verdim. Kameralar gelene kadar başımızdan birolay daha geçti. Bir kitap aldığımı ve ertesi gün babama vereceğimi söyledim, masanın üzerine bıraktım. Ertesi sabah tam da beklediğim gibi kitap ortadan yok olmuştu. Hiçbir tepki vermedim, bunun üzerine sevgilim garip davranışlar sergiledi. Kitabı hatırlatmaya çalıştı, ancak sürekli "Ne kitabı" diye sordum ve siniri bozuldu. Akşam eve geldiğimdeyse kitap tekrar yerli yerindeydi, ama yine hiç tepki vermedim. En sonunda kendisi "Aa bak, kitap buradaymış işte" dedi. "O kitaptan mı bahsediyordun ya, tamamdır teşekkürler" diyerek geçiştirdim. Gecenin kalanında oldukça gergin davrandı.
 
Kameralar geldikten sonra gerçek tamamen ortaya çıktı, gerçekten de eşyaların yerini değiştirenin o olduğunu gördüm. Daha sonrasında evime arkadaşımın geleceğini ve bir süre kalacağını, bu yüzden ayrılması gerektiğini söyledim. Gittikten bir iki gün sonra da telefonda ayrılık konuşması yaparak ayrıldım. Biliyorum, bu olabilecek en iyi son değil. Onunla yüzleşebilirdim de. Yine de bundan kaçındım ve olabilecek en sorunsuz ve hızlı şekilde kurtulmaya çalıştım. Hala neden böyle bir şey yaptığını bilmiyorum, ama benim hikayem de böyle."


Kendi yaşamınızın kontrolünü geri alabilirsiniz. Bir terapist yardımıyla kaybettiğiniz güveni geri yükleyebilirsiniz. Şefkat ve merhametle kendinizi şımartın. Başarısız olduğunuzda kendinizi affedin. Sizi sevenlerden destek alın. Pes etmeyin. Her zaman sevgi dolu bir ilişki içinde olmayı hak ediyorsunuz. Bu sizin suçunuz değil.

Ne yazık ki bu davranış türü tüm toplumlarda var. Dinlerde, kuruluşlarda, aile sistemlerinde ve ilişkilerde bu kontrol ve egemenlik ilkesini görürüz. Psikolojik istismar desenleri, çevremizdeki dünyayı yöneten aynılaşmış kalıplardır. İyileşme süreci zor bir iştir, ama siz buna değersiniz.

 Özetle, gaslighting konusunda bilinçlenin ve çevrenizdekileri de bilinçlendirin. Unutmayın, hepimiz bu tür bir manipülasyona maruz kalabiliriz; ama bugün, ama yarın. Üstelik yalnızca sevgililerimiz tarafından değil; arkadaşlarımız, hatta ailemiz tarafından bile -kasıtlı olmasa dahi- bu şekilde manipüle edilebilir, hatta ve hatta farkında olmadan başkalarını aynı şekilde manipüle edebiliriz. Dolayısıyla hem mağdur olmamak, hem de kimseyi mağdur etmemek için bu konu hakkında ne kadar çok şey bilirsek ve ne kadar çok insanı bilinçlendirirsek o kadar iyi. Aksi takdirde sonuçları psikolojik açıdan çok yıkıcı ve yıpratıcı olabilir.
by Hakan Solbudak at 16-02-2017, Saat: 18:14
Şiir hiç kuşkusuz duyguların sözcüklerle en güzel şekilde dile getirildiği bir Edebiyat türüdür.Edebiyatımız özgün ve başarılı şiirler bakımıdan çok zengin.Siz de sevdiğiniz şairlerin sevdiğiniz şiirlerini bu başlık altında paylaşabilirsiniz.

Ben şiirlerini çok sevdiğim bir şair olan Ahmed Arif'in meşhur şiiriyle açılışı yapıyorum.

Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.

Ard-arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana...

Seni bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
Seni anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...
  •  Önceki
  • 1
  • ..
  • 21
  • 22
  • 23(current)
  • 24
  • 25
  • ..
  • 51
  • Sonraki 
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
Kullanıcı Adı/E-posta:

Şifreniz:


Giriş Yap
Forumda Ara

Forum İstatistikleri
Toplam Üyeler: 5,408
Son Üye: mvptkfjb
Toplam Konular: 352
Toplam Yorumlar: 79,517
Kimler Çevrimiçi
Toplam: 548 kullanıcı aktif
0 Kayıtlı
» 548 Ziyaretçi