HAVA MODELLERİ VE RADAR İÇİN TIKLAYINIZ

by OrcunKutluad at 20-08-2015, Saat: 17:07
Kolay takip açısından sürekli tek başlıktan devam edeceğiz...

Güncel yorumlara ulaşmak için son sayfalara bakınız...



UZUN SÜREDEN SONRA SERİNLİK VE YAĞMUR

Yarından itibaren özellikle Edirne'den başlayarak sıcaklıklarda 5-8 dereceye varacak düşüşler meydana gelecek. Elbette bunun beraberinde bol bol yağmurda var. Yağışlar özellikle bu akşam ve Cuma sabah saatlerinde Edirne, Çanakkale (Gelibolu) ve Tekirdağ'ın batısında etkili olacak. Gökgürültülü sağanak geçişleri ile özellikle bu akşam saatlerinde Cuma ilk saatlere kadar 15-20mm arası yağış düşebilir dediğimiz bölgelere. Rüzgar KKD, poyraz yönünden orta kuvvette, yağış anında yer yer kuvveti esecek (30-35km) bu tüm trakya ve kuzey marmara geneli için geçerli bir durumdur. Yağışlar Cuma öğleden sonra hafifleyecek ancak rüzgar özellikle cumartesi günü poyraz yönünden orta kuvvette esmeye devam edip havayı daha da serinletecektir. Haftanın en serin günü Pazar.

resim
by Mehmet Cengiz Küllük at 20-08-2015, Saat: 09:24
Kolay takip açısından sürekli tek başlıktan devam edeceğiz...

Güncel yorumlara ulaşmak için son sayfalara bakınız...




Herkese Merhaba... Sonbahar Kapıda...

Cümleten selamünaleyküm/ Herkese merhabalar... (Samimi bir giriş olsun istedim Big Grin )

Öncelikle beni bu köşeye layık gören tüm forum yönetimine teşekkürlerimi bir borç bilirim.

Şimdi öncelikle, şu mesajımda ve hatta mart ayından beri söylediğim gibi mevsim normallerinde bir yaz(2015 yazı), serin bir sonbahar(2015 sonbaharı) ve akabinde soğuk bir kış(2015-2016 kışı) beklediğimi daha önce ifade etmiştim. 10 Temmuz-15 Ağustos arası zaman zaman sıcak dalgalar olsa da nispeten serin bir yaz yaşadığımızı söyleyebilirim.

Bölge olarak, yazın bitmeye yüz tuttuğu şu günlerde, bu serin sonbaharın ayak sesleri olan, nispeten serin ve yer yer yağışlı havaların etkisi altına giriyoruz.

Ayın 23-26'sı arasında etkisini göstermesi beklenen yağışlı hava daha çok Doğu Anadolu Bölgesi'nde etkisini gösterecek olsa da zaman zaman Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Kahramanmaraş çevrelerinde de yerel yağmurlar görülebilir.

Aşağıdaki Gaziantep diyagramından da görülebileceği gibi, Eylül ayından önce Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kuvvetli yağış beklentim yok. 23-26 Ağustos arası yerel, hafif yağmurlar görülme ihtimali olsa da biz bu yağışlı sistemin serin havası ile idare edeceğiz şimdilik Smile Doğu Anadolu Bölgesi ise gelecek yağmurlarla nispeten daha serin günler yaşayacak...

resim
by Gökhan Günerler at 19-08-2015, Saat: 21:13
Herkese merhaba...

Ramazan ayının bitişiyle başlayan ve son zamanlarda etkisini artıran sıcak ve nemli havayı, bugün biraz poyrazdan gelen rüzgar  esintisiyle hafifletmiş olsak da, yarın bir tık hızında artış olsa bile sıcaklık 31-32 dereceyle perşembe gününü de kapatacak görünüyor...

Asıl serinleme ise cuma günü... Sıcaklığın kuvvetli poyraz ve yağışla birlikte 28 derecelere düşmesini bekliyoruz. Cumartesi ve pazar da zaman zaman yağış beklentimiz var...Pazartesi günü batı Karadeniz açıklarında oluşacak cephe sistemi, yağışı daha çok Doğu Marmara'da bırakacak ve salı günü akşam itibariyle Marmara'yı terk edecek...Bu birkaç gün sürecek yağış etkili olduğu taktirde anlık güncel uyarı bilgi paylaşım yapılacaktır.


resim
by Serkan Sezenoğlu at 26-06-2015, Saat: 23:36
5 ASIR SONRA SİNAN'IN MİNARELERİNDEN 4 MEVSİM İSTANBUL

Mimar Sinan'ın inşa ettiği 5 asırlık camilerin minarelerinden 4 mevsim doyumsuz İstanbul manzaraları time - lapse...
HD seçeneği ile izleyiniz...

Design By Serkan SEZENOĞLU Forum Atmosfer








Alıntılar ve daha net uzun metrajlı görüntüler için:
sinansminarets.com/
vimeo.com/116346511
by Şenay Alkan at 11-05-2015, Saat: 20:21
        Bazen duygular yürekten dökülüverir satırlara... Kimi bir öykü olur , kimi dizilir mısra mısra... Bazen bir yaşanmışlık vardır, bazen hayalinde canlandırdıkların düşer satırlara ... Karın beyaz büyüsüne takılıp birbirimizi bulduk dostlar... Seneler önce yüreğimden düşen, kimseyle paylaşmadığım , paylaşmaya korktuğum bir kaç satırımı sunuyorum sizlere ... Baharınız şiir tadında geçsin diye ...


resim

HASRET
Ne zaman aklıma gelse
Gözlerim dolar
Geceler sanki karanlığıyla
Üstüme çöken bir mezar
Susamış gibiyim ismini söylemeye
Dilimden düşen   birkaç hecede    
Hasretin var...
Yine gözlerine baksam, ellerini tutsam
Seni bir gül misali koklasam
Keşke her gece rüyalarımda olsan    
Ve ben ,"seni seviyorum" diye
Defalarca sayıklasam
Duyamayacağını bildiğim halde
Senin için haykırsam...
O zaman belki biraz aydınlanır geceler
Üzerime çöken karanlık mezar
Belki biraz daha hafifler...
Buldum sandığım anda,    
Kaybetmek varmış meğer
Sevdim dediğim anda, nefret etmek
Geleceği düşlerken, hatıralara gömülmek    
İki uç arasında kaybolup gitmek varmış meğer...
Sensizlik zormuş birtanem      
Ya geceler boyu seni düşünmek?
En kötüsü ise senin O'nu sevdiğini bilmek
Ne zaman   aklıma gelse
Gözlerim dolar
Dilimden düşen birkaç hecede
Hasretin var  ...
                            Şenay Pısıl  Alkan  
                                      15.7.1992

resim


KORKUYORUM
Denizlerin derinliğindeyim
Yüreğim dalgalarla yarışıyor
Deli gibi
Yetişemiyorum...
Gecelerin sessizliğindeyim
Bedenim rüzgarlara karışıyor
Yaprak gibi
Üşüyorum...
Yağmurların serinliğindeyim
Gözlerim damlalara açılıyor  
Sorar gibi
Ağlıyorum...
Acılarım mutluluğu engelliyor
Zehir gibi
Korkuyorum...
             Şenay Pısıl Alkan
                      25.1.1998

resim


BİR GÜN GELECEK...    
Bir gün gelecek sessizliğim  bozulacak
Fırtına gibi eseceğim  o kara bulutlara
Hepsi yok olacak
Ve ben aydınlığa kavuşacağım
Bir gün gelecek gözyaşlarım susacak
Yağmur gibi yağacağım o kötü anılara
Hepsi ıslanacak
Ve ben onları kıvırıp atacağım
Bir gün gelecek yalnızlığım yok olacak
Güneş gibi bakacağım yüreğimdeki buzlara
Hepsi kaybolacak
Ve ben sıcacık sevgiye doyacağım
Bir gün sessizliğim bozulacak gözyaşlarım susacak
Bir gün çaresiz yalnızlığım son bulacak
İşte o gün gökkuşağı gibi ulaşacağım
Mutluluğa bir uçtan bir uca ...
                                   Şenay Pısıl Alkan
                                            19.2.1998


resim


BİR ZAMANLAR
Bir zamanlar bir ben vardım bir de yalnızlığım
Gözlerimde yaşlarla ettiğim dualarım  
Umutlarım, korkularım, çektiğim acılarım
Ulaşılmazdı  benim için hayalimdeki yarınlarım  
Mutluluktu tek aradığım, bir de diğer yarım
Yüreğimde sabırla beklettiğim duygularım
Sorgularım ,kaygılarım , vardığım tüm yargılarım  
Adı yoktu benim için sevgilerin ve aşkların
Bir zamanlar bir ben vardım bir de yalnızlığım
Şimdi yine bir ben varım bir de diğer yarım...  
                                    Şenay Pısıl Alkan    
                                              1.6.1998

resim


ÜMİTSİZCE
Bir an geliyor ki içimden  
İsyan etmek istiyorum
Her şeye...
Nedense hep ben yaşıyorum
Ümitsiz sevgileri
İşte o an nefret ediyorum
Herkesten...
Tam her şey pespembe görünürken
Sönüveriyor tüm ışıklar
Aniden...
Ve ben çaresiz, tek başıma  
Kalıveriyorum
İçimde deli duygular dans ediyor
Hayallerim birer birer
Yok oluveriyor
Bana sadece yalnızlığı yaşamak kalıyor
Yeniden...
Her şey öyle çekilmez oluyor ki
Dayanamıyorum            
Gözlerimi kapıyorum
Akmasın diye gözyaşlarım
Sımsıkı kapıyorum  ama içimden
Hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum
Biliyorum ki her şeyin olduğu gibi
Bunun da sonu gelecek
Ama ben buna ulaşamıyorum
Tıpkı sana ulaşamadığım gibi
Ve seni sensiz yaşıyorum    
Ümitsizce
Seni seviyorum...
                   Şenay Pısıl Alkan
                           11.5.1992

resim

UNUTMAM
Bir gün gelir de koparsak  birbirimizden
Saklarım   hatıranı  kimse bilmez
İlkin belki ağlarım bile
Sonra alışırım elbet sensizliğe
Yalnızca unutulmak korkutur beni gizlice
Her zaman böyle olmaz mı zaten
Tek kişiler farklıdır yaşanan hikayelerde
Bir gün döner gelirsem yalnız çaresizliğime  
Suçun varsa kimse bilmez
Suçların büyüğü benimdir bilirim  
Ve ben seni suçlarınla sevmişimdir
Bir gün sevmiş olsam bile bin yıl sevmişcesine
Seni unutmam unutulacağımı bile bile..
                                   Şenay Pısıl Alkan  
                                              2.4.1998




resim
by Akın Kurtoğlu at 15-04-2015, Saat: 20:22
resim

ESKİ BİR İSTANBUL SABAHINDA KAR TELÂŞESİ

Köprü'nün Karaköy ayağı, Kalafatyeri-Fermeneciler'in meydana açıldığı kesim... Kar kuzeydoğudan, yani Karadeniz üzerinden, yani Poyraz'dan geliyor olmalı... Grubun ortasındaki beyin o yöne doğru şemsiyesini siper etmesi bunu gösteriyor. Zaten Haliç suyunun çizgiler halinde Unkapanı istikametine doğru kırkbeş derecelik açılarla dalgalanması da bunu doğruluyor. Demek ki hava o saatlerde oldukça soğuk. Sabah ayazında bilhassa Poyraz, insanın iliklerine kadar işler mazallah... Paltoların yakaları olabildiğince kaldırılmış, boyunlar pardesülerin, paltoların içine gömülmüş. Ayaklarda da üst üste giyilmiş çifte çorap varsa, soğuk pek işlemez insana... Poyraz, yerdeki karların bir kısmını Haliç’in sularına doğru süpürüyor çaktırmadan. Ama suhûnet (sıcaklık) eksilerde olduğundan, yerine yenileri konuveriyor anında...

Gölgelerin oluşumuna bakacak olursak, sabah mesai öncesi vakitlerdeyiz. Yüzleri bize dönük olan şahısların sûretleri, griden siyaha çalıyor. Yani sırtları önlerine nazaran daha aydınlık. Demek ki cılız da olsa güneş ışınları Sarayburnu-Kızkulesi taraflarından vurmakta ve Kalafatyeri, Fermeneciler, Azebkapının Haliç’e bakan cephe kesimini parlatmakta. Herhalde sabah sekiz-sekizbuçuk suları... Öğleden sonraysa güneş Rüstempaşa-Küçükpazar-Unkapanı üzerinden vurur ve Üsküdar-Kuzguncuk-Çengelköy-Çamlıca taraflarını aydınlatır.

Belki yoğun kar ve tipiden ötürü mesai biraz geç başlayabilir o gün için... Daire şeflerinin o kadar müsamahası vardır herhalde. Galata Köprüsü'nün üzerinde seyrüseferin yok denecek kadar az olması, hava şartlarının ağırlığından olsa gerek. Köprü'de bir tramvay motrisinden başka bir araç yok gibi. Dolmuşların ve taksilerin kıtlığına kıran girmiş adeta... Köprü'nün üzerine raptedilen direklerin tabelâlarında “Siera” reklâmları olmalı...

Fermeneciler ile Köprü'nün Karaköy ayağı arasındaki dar rıhtıma muvâzi kesimde kalan bu alan, dolmuş durakları... Buradan Cağaloğlu, Türbe, Bayazıd, Aksaray, Fatih, Çarşamba, Yedikule, Paşa ve Topkapı Kaleiçi’ne dolmuşlar hareket ediyor. Kar gece boyunca öyle yoğun inmiş ki, yerde birikenlerin erimesi bir yana; üzerine bir o kadar daha ilâve olmuş. Zaten tipinin şiddetinden Eminönü tarafı dahi görülemiyor. Sanki orta dubadan sonrası yok... Karşıda, yoğun tipiden ötürü adeta naif bir tülün ardına gizlenmiş bölge, Eminönü-Bahçekapı-Yenicami-Rüstempaşa-Yemiş tarafları...

Sağda, ileride ponton iskeleye bağlı duran minik vapur, “7” numaralı “Köprü-Kasımpaşa-Fener-Balat-Sütlüce-Eyüb”, Derûn-ı Haliç hattında kalkış saatini beklemekte... Haliç Dersaadet Şirketi’ne ait küçük ebatlı bir gemi. Belli saatlerde tâ Kâğıthane iskelesine kadar gidip-geliyor. Hemen gerimizdeyse Wagon-Lits (sonradan Denizcilik Bankası) binası ve Nordstern Han var. Daha arkalarda Minerva Han ile Voyvoda (Bankalar) Caddesi'nin giriş rampası... Karşımızda da, kadrajın dışında Ziraat Bankası’nın o ilginç binası (Eski Wiener Bank).

Minik vapur, sabah yolcularını alarak yönünü sağa çevirecek ve yaklaşık kırkbeş dakikalık bir azimet seferine başlayacak Eyüb'e doğru... Bacasından kesif dumanlar salmadığına göre, hareket saatine henüz daha biraz var. Bacaklarına güvenip de koşturabilen rahatlıkla yetişebilir. O senelerde dış cepheleri henüz siyaha boyalı teknelerin. Köprü'nün sol dış cephesindeki iskelelerden hareket eden ve bir tanesinin silindirik bacası dahi hayal-meyal seçilebilen vapurlarsa; Şirket-i Hayriye (Boğaziçi) ve AKAY İdaresine ait (Adalar-Kadıköy-Anadolu-Yalova Postaları).

Zeminde çamurlaşma ve sulanma eğilimi yok. Düşen kar hemen tutuyor ve giderek de yükseliyor. Paçalar sırılsıklam. Akşam eve dönünce şifâyı kapanların sayısı bir hayli olacak. Allah'tan bu gibi durumlar için nane-limon ve ıhlamur var, mutfak tezgâhının üzerindeki tel dolapların dip raflarında, stok halinde. Hanımlar sağolsun, beş dakikada cezvede kaynatıverirler hemen. En azından vücudun titremesini alıverir. Bir de sobada ısıtılmış bir tuğlayı/mermer parçasını çift kat beze sarıp bacaklarınızın arasına sıkıştırarak yatağa dalarsanız, değmeyin keyfinize. O tuğla soğuyana kadar çoktan uykuya dalmış olursunuz...

Kar tipisi bu hızla devam ederse, alacakaranlık öğleden sonra, ikindiyle birlikte hızla çökecek İstanbul’a. Yenicami'nin şerefelerinden yayılan Akşam ezânının duyulmasıyla birlikte gözlerinizi Süleymaniye sırtlarına çevirirseniz, Bayazıd Kulesi'nin balkonunu çevreleyen kesimine raptedilen ışıkların "kan kırmızı" yandığını göreceksiniz. Bu, ertesi gün de karın devam edeceğini işaret etmekte. Kulede; kırmızı: kar, yeşil: yağmur, sarı: sis, mavi: açık hava olmak üzere dört farklı meteorolojik uyarı rengi vardı seksenlerin ikinci yarısına kadar... Akşama doğru alacakaranlıkta yanar, sabah ezânıyla birlikte söndürülürdü ve öngörüler hep de tutardı. Meteorolojik tahminler o yıllarda şimdikine nazaran çok daha gerçekçiydi. Abartıya yer yoktu.

Yine de ayakbileklerine kadar kara batmış onüç kişinin, içlerinden “Ahh, keşke bu gün Pazar olaydı” diye hayıflandığını hissetmek mümkün. Gerçi bizler gibi karseverler için bulunmaz bir nimet o saatlerde, orada, o hava şartları altında ayakta dikilmek dahi... Ama sıcacık yataktan uyanıp da, o soğukta, deniz kıyısında ümitsizce vasıta beklemek, herkes için pek de çekici olmasa gerek.

Günümüzde artık böyle keyifli karlar pek yok. Böyle karlar olsa da, kadrajı süsleyen o insanlar, o eski İstanbul beyefendileri yok maalesef. Sahi, nereye kaybolup gittiler? Sad

Akın KURTOĞLU
by Serkan Sezenoğlu at 22-03-2015, Saat: 10:41
ÖNCE KENDİ ÇİZGİNİ UZAT...

Öğretmen sınıftaki zeki fakat kıskanç öğrenciye:
- “Niçin arkadaşlarını çekemiyorsun, onların yaptıklarını bozup kavga ediyorsun?” diye sordu.

Öğrenci, bir süre düşündükten sonra,
- “Çünkü onların beni geçmelerini istemiyorum” dedi. “En iyi ben olmalıyım. "

Öğretmen, masasından kalktı, eline bir parça tebeşir aldı ve yere 15 cm. uzunluğunda bir çizgi çekti, kıskanç öğrenciye bakarak,
- “Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?” dedi.

Öğrenci bir süre bu çizgiyi inceleyip, içlerinde, çizgiyi birçok parçaya bölmek de olan birkaç yanıt verdi.

Öğretmen, yanıtları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun bir çizgi çekti.
- “Şimdi birinci çizgi nasıl görünüyor?” diye sordu.

Öğrenci utana sıkıla,
- “Daha kısa” diyerek başını öne eğdi.

Öğretmen bu yanıt üzerine öğrencisine unutmaması gereken şu öğüdünü verdi:
- Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir...


                         m7feys.gif
  •  Önceki
  • 1
  • ..
  • 35
  • 36
  • 37(current)
  • 38
  • 39
  • ..
  • 51
  • Sonraki 
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
Kullanıcı Adı/E-posta:

Şifreniz:


Giriş Yap
Forumda Ara

Forum İstatistikleri
Toplam Üyeler: 5,408
Son Üye: mvptkfjb
Toplam Konular: 352
Toplam Yorumlar: 79,517
Kimler Çevrimiçi
Toplam: 6294 kullanıcı aktif
0 Kayıtlı
» 6294 Ziyaretçi