by Serkan Sezenoğlu at 06-03-2020, Saat: 21:46
6 comments
İSTANBUL'A YAĞMAYAN KARIN SEBEBİ
- KÜRESEL ISINMA MI?
- ISI ADASI MI ?
SORUNSALI
Geçtiğimiz günlerde Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), geride bıraktığımız 2019 yılının , 2016 yılından sonra dünyada 1880 yılından beri ölçülen en sıcak ikinci yıl olduğunu açıklamıştı.
Türkiye'de ise geçen yıl (2019) yaşanan sıcaklık ortalaması, son 49 yılın en sıcak dördüncü yılı olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl ortalama sıcaklık, 1981-2010 yılları arasındaki ortalama sıcaklıklara göre 1,3 °C artarak 14,8 °C olmuştu.
En sıcak yıl olan 2010 senesinde ortalama sıcaklık 15,6 °C olarak kayıtlara geçmişti.
En sıcak ikinci yıl ise 2018 yılında yaşanmıştı. 2018'de ortalama sıcaklık 15,5 °C olarak kaydedilmişti.
2014 yılında ise en sıcak üçüncü yıl gerçekleşirken, ortalama sıcaklık 14,9 °C tespit edilmişti.
Aslında sanayi devrimi ve ardından gelen 2000'li yıllarda küresel sıcaklıklardaki müthiş artışa rağmen elbette Türkiye'de birçok şehirde yine yoğun kar yağışları görüldü.
İstanbul özeline gelirsek, 2000'li yıllardaki bu müthiş küresel sıcaklık artışı değerlerine rağmen 2002, 2004, 2012, 2015 ve 2017 yıllarında hatırı sayılır miktarda örtü bırakan etkili kar yağışları görüldü.
İstanbul'un meşhur kışlarının arşivine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
http://www.forumatmosfer.com/forum-istanbul-un-meshur-kislari
Fakat asıl sorun, son yıllarda yukarıdaki örneklerde olduğu gibi etkili karlı sistemler görme ihtimalimizin seyrekliği ve sıcaklığın sınırda kaldığı sistemlerle. semtler arası büyük farklılıklar görülmesi.
- KÜRESEL ISINMA MI?
- ISI ADASI MI ?
Sınırda sistemlerle ilgili büyük şehirlerde ısı adası,betonlaşma, artan nüfus varlığıyla birlikte ''50 yıl önce gelse bu sistem kar yapardı şehir merkezine'' , '' Küresel ısınma sayesinde artık karlı sistemler gelmiyor'', '' O kadar şehirleşme var ki, İstanbul'a artık kar mı yağar?'' ''Isı adası NewYork'ta da var ,oraya nasıl çok kar yağıyor?'' tarzında sorulara pek çoğumuz tanık olmuşuzdur.
https://rda.ucar.edu/
sitesinde yayınlanan geçmiş yıllar aylık sıcaklık verilerinin (yer seviyesi, 850 hpa) İstanbul için istatistik değerlerinin grafiğe döküldüğünde çıkan sonuçların değerlendirilmesi:
x doğrusu (aylar)
y doğrusu (sıcaklık anomalisi)
mavi renk (ortalama sıcaklık)
kırmızı renk (850 hpa sıcaklık)
Sanayi öncesi yıllardan rastgele seçtiğimiz 30 yıllık süreçle (1948-1977) son 30 yılın (1991-2020) İstanbul için aylık ortalama sıcaklıklarının kıyaslamasını çalıştığımız bu grafikte; 1948-1977 yılları aylık sıcaklık ortalamasına göre son 30 yılda kış aylarında (1. ve 2. ay , yani ocak-şubat) yer seviyesinde 0,5 derecelik artış olduğu görünüyor.
Fakat grafikte asıl ilginç olan kısım; yaz aylarında yani 7. ve 8. aylarda (Temmuz-Ağustos) ortaya çıkan ,geçmiş yıllara kıyasla yaklaşık 2 derece fazla çıkan anomali. Yani yaz sıcaklık artışı son yıllarda kış aylarına göre çok daha fazla.
Peki ısı adası mı yoksa küresel ısınma mı buna daha çok sebebiyet veriyor araştırmamız için ne yaptık?
Grafiğe bir de kırmızı renkle görülen 850 hpa (yani yerden 1500 metre yukarısı) verilerini ekledik. Malumunuz yerden 1500 metre yukarsına ısı adası etkisi yok denecek kadar azdır. Bu durumda kış aylarında , sanayi öncesi çağa göre yine 0,5 derecelik artış göze çarpıyor. Yani aslında ısı adası etkisi yok denecek kadar az görünüyor. Özellikle 11 ve 12. aylarda , 850 hpa değeri anomalisi yer seviyesi anomalisi değerinden bile fazla. Yani küresel ısınma etkisi ihtimali çok daha fazla görünüyor.
Grafiğe gri renkli aylık ortalama en düşük sıcaklıkları da eklediğimizde, ya da gece sıcaklıkları diyelim buna kabaca, son 30 yılda yaz aylarında yaklaşık 3 derecelik bir artış anomalisi dikkati çekiyor. Bu da yaz aylarında bir türlü düşmeyen gece sıcaklıklarını açıklıyor. Dolayısıyla küresel ısınmanın müthiş etkisini. Kış aylarında ise yaklaşık 1 derecelik artış göze çarpıyor.
Sonuç olarak İstanbul özelinde hazırlanan bu grafiklerle, küresel ısınma etkisinin , büyük şehirlerdeki ısı adasından daha fazla etkili olduğunu , sınırda gelen sistemlerde 0,5 veya 1 derecelik farkın kar yağışıyla veya yüksek-alçak semtlerde bu kadarcık farkla bile dramatik değişimlere sebebiyet verebileceğini fakat sıcaklık sorununun olmadığı, kuvvetli gelen soğuklarda, özellikle yer seviyesinde kuvvetli soğumalarla gelecek Sibirya tarzı sistemlerin ısı adası falan dinlemeden alçak-yüksek semt ayrımı yapmadan kar yapabileceği gerçeklerine ulaşabiliriz.
Grafik yardımı: Eren Kısmet
2019 YILI TÜRKİYE İKLİMİ VE KÜRESEL İKLİM DEĞERLENDİRMESİ:
http://www.forumatmosfer.com/konu-2019-yili-turkiye-iklimi-ve-kuresel-iklim-degerlendirmesi.html
2019-2020 KIŞININ DEĞERLENDİRMESİ:
http://www.forumatmosfer.com/konu-2019-2...rmesi.html
- KÜRESEL ISINMA MI?
- ISI ADASI MI ?
SORUNSALI
Geçtiğimiz günlerde Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), geride bıraktığımız 2019 yılının , 2016 yılından sonra dünyada 1880 yılından beri ölçülen en sıcak ikinci yıl olduğunu açıklamıştı.
Türkiye'de ise geçen yıl (2019) yaşanan sıcaklık ortalaması, son 49 yılın en sıcak dördüncü yılı olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl ortalama sıcaklık, 1981-2010 yılları arasındaki ortalama sıcaklıklara göre 1,3 °C artarak 14,8 °C olmuştu.
En sıcak yıl olan 2010 senesinde ortalama sıcaklık 15,6 °C olarak kayıtlara geçmişti.
En sıcak ikinci yıl ise 2018 yılında yaşanmıştı. 2018'de ortalama sıcaklık 15,5 °C olarak kaydedilmişti.
2014 yılında ise en sıcak üçüncü yıl gerçekleşirken, ortalama sıcaklık 14,9 °C tespit edilmişti.
Aslında sanayi devrimi ve ardından gelen 2000'li yıllarda küresel sıcaklıklardaki müthiş artışa rağmen elbette Türkiye'de birçok şehirde yine yoğun kar yağışları görüldü.
İstanbul özeline gelirsek, 2000'li yıllardaki bu müthiş küresel sıcaklık artışı değerlerine rağmen 2002, 2004, 2012, 2015 ve 2017 yıllarında hatırı sayılır miktarda örtü bırakan etkili kar yağışları görüldü.
İstanbul'un meşhur kışlarının arşivine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
http://www.forumatmosfer.com/forum-istanbul-un-meshur-kislari
Fakat asıl sorun, son yıllarda yukarıdaki örneklerde olduğu gibi etkili karlı sistemler görme ihtimalimizin seyrekliği ve sıcaklığın sınırda kaldığı sistemlerle. semtler arası büyük farklılıklar görülmesi.
- KÜRESEL ISINMA MI?
- ISI ADASI MI ?
Sınırda sistemlerle ilgili büyük şehirlerde ısı adası,betonlaşma, artan nüfus varlığıyla birlikte ''50 yıl önce gelse bu sistem kar yapardı şehir merkezine'' , '' Küresel ısınma sayesinde artık karlı sistemler gelmiyor'', '' O kadar şehirleşme var ki, İstanbul'a artık kar mı yağar?'' ''Isı adası NewYork'ta da var ,oraya nasıl çok kar yağıyor?'' tarzında sorulara pek çoğumuz tanık olmuşuzdur.
https://rda.ucar.edu/
sitesinde yayınlanan geçmiş yıllar aylık sıcaklık verilerinin (yer seviyesi, 850 hpa) İstanbul için istatistik değerlerinin grafiğe döküldüğünde çıkan sonuçların değerlendirilmesi:
x doğrusu (aylar)
y doğrusu (sıcaklık anomalisi)
mavi renk (ortalama sıcaklık)
kırmızı renk (850 hpa sıcaklık)
Sanayi öncesi yıllardan rastgele seçtiğimiz 30 yıllık süreçle (1948-1977) son 30 yılın (1991-2020) İstanbul için aylık ortalama sıcaklıklarının kıyaslamasını çalıştığımız bu grafikte; 1948-1977 yılları aylık sıcaklık ortalamasına göre son 30 yılda kış aylarında (1. ve 2. ay , yani ocak-şubat) yer seviyesinde 0,5 derecelik artış olduğu görünüyor.
Fakat grafikte asıl ilginç olan kısım; yaz aylarında yani 7. ve 8. aylarda (Temmuz-Ağustos) ortaya çıkan ,geçmiş yıllara kıyasla yaklaşık 2 derece fazla çıkan anomali. Yani yaz sıcaklık artışı son yıllarda kış aylarına göre çok daha fazla.
Peki ısı adası mı yoksa küresel ısınma mı buna daha çok sebebiyet veriyor araştırmamız için ne yaptık?
Grafiğe bir de kırmızı renkle görülen 850 hpa (yani yerden 1500 metre yukarısı) verilerini ekledik. Malumunuz yerden 1500 metre yukarsına ısı adası etkisi yok denecek kadar azdır. Bu durumda kış aylarında , sanayi öncesi çağa göre yine 0,5 derecelik artış göze çarpıyor. Yani aslında ısı adası etkisi yok denecek kadar az görünüyor. Özellikle 11 ve 12. aylarda , 850 hpa değeri anomalisi yer seviyesi anomalisi değerinden bile fazla. Yani küresel ısınma etkisi ihtimali çok daha fazla görünüyor.
Grafiğe gri renkli aylık ortalama en düşük sıcaklıkları da eklediğimizde, ya da gece sıcaklıkları diyelim buna kabaca, son 30 yılda yaz aylarında yaklaşık 3 derecelik bir artış anomalisi dikkati çekiyor. Bu da yaz aylarında bir türlü düşmeyen gece sıcaklıklarını açıklıyor. Dolayısıyla küresel ısınmanın müthiş etkisini. Kış aylarında ise yaklaşık 1 derecelik artış göze çarpıyor.
Sonuç olarak İstanbul özelinde hazırlanan bu grafiklerle, küresel ısınma etkisinin , büyük şehirlerdeki ısı adasından daha fazla etkili olduğunu , sınırda gelen sistemlerde 0,5 veya 1 derecelik farkın kar yağışıyla veya yüksek-alçak semtlerde bu kadarcık farkla bile dramatik değişimlere sebebiyet verebileceğini fakat sıcaklık sorununun olmadığı, kuvvetli gelen soğuklarda, özellikle yer seviyesinde kuvvetli soğumalarla gelecek Sibirya tarzı sistemlerin ısı adası falan dinlemeden alçak-yüksek semt ayrımı yapmadan kar yapabileceği gerçeklerine ulaşabiliriz.
Grafik yardımı: Eren Kısmet
2019 YILI TÜRKİYE İKLİMİ VE KÜRESEL İKLİM DEĞERLENDİRMESİ:
http://www.forumatmosfer.com/konu-2019-yili-turkiye-iklimi-ve-kuresel-iklim-degerlendirmesi.html
2019-2020 KIŞININ DEĞERLENDİRMESİ:
http://www.forumatmosfer.com/konu-2019-2...rmesi.html
by Ahmet Uğur Aktaş at 01-03-2020, Saat: 13:34
0 comments
Göllerin yüzde 60’ı kurudu!
Su Politikaları Derneği’nin raporuna göre Türkiye’nin gölleri hem küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkileri hem de kirlilik nedeniyle adeta can çekişiyor...
Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan “Göller ve Sulak Alanlar Eylem Planı”nda Van, Tuz, Manyas, Mogan, Sapanca göllerindeki tahribata dikkati çekilmişti. Su Politikaları Derneği’nin hazırladığı “Doğal Göller ve Sulak Alanlardaki Su Yönetimi Sorunlarımız ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporda da 300’e yakın irili ufaklı gölün yüzde 60’ının kuruduğu vurgulandı.
Doğal doku yok oldu
Raporda özetle şu ifadelere yer verildi: “Kirlilik nedeniyle neredeyse tüm göl alanları doğal dokusunu kaybetti. Türkiye’nin bir zamanlar beşinci büyük tatlı su gölü olan Akşehir Gölü tamamen kurumuş, doğal göl özelliklerini kaybetmiş, kış aylarında su birikintisi haline gelmiştir. Beyşehir gölü 26 metreden 6 metreye, Eğirdir gölü 14 metreden 5 metreye düşmüştür. Avlan, Seyfe, Kulu, Sarıgöl, Yarışlı, Kurugöl, Kırkpınar, Acıgöl, Uyuz, Suğla, Meke, Güvenç, Sasam, Kocagöl, Karagöl, Hotamış Sazlığı ve Küçük göl de ise su seviyeleri çok azalmıştır. Ülkemizdeki doğal göller ve sulak alanlarda karşılaşılan başlıca problemler su miktarındaki azalmalar, biyolojik çeşitliliklerin tehdit altında olması ve su kalitesindeki bozulmalardır. Tescilli olarak 76 adet sulak alan bulunmasına rağmen sadece 24’ünün sulak alan su yönetim planı mevcuttur. Göllerin izinsiz kullanımını ve kirletilmesini önlemeye yönelik yasal mevzuat düzenlenmeli.”
İklim değişikliği etkisi
Türkiye’deki doğal ve insan kaynaklı nedenlerle ekolojik, hidrolojik olarak olumsuz etkilere maruz kalan doğal göl ve sulak alanların sayısı her gün arttığına değinilen raporda; “Göllerdeki nitelik ve nicel olarak koşulların bozulması, ağırlıkla iklim değişimine bağlı olarak meteorolojiktir. Diğer bir ifade ile sıcaklığın buna bağlı olarak da buharlaşmanın artması, yağışın düşmesi ile göllerin hidrolojik dengesi giderek bozulmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Yıllar içerisinde yok olma noktasına gelen göllerden biri de Kulu. Göllerdeki su seviyesinin düşmesi biyolojik çeşitliliği de tehdit ediyor.
Kaynak: https://www.google.com/amp/s/www.milliye...du-6155235
Su Politikaları Derneği’nin raporuna göre Türkiye’nin gölleri hem küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkileri hem de kirlilik nedeniyle adeta can çekişiyor...

Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan “Göller ve Sulak Alanlar Eylem Planı”nda Van, Tuz, Manyas, Mogan, Sapanca göllerindeki tahribata dikkati çekilmişti. Su Politikaları Derneği’nin hazırladığı “Doğal Göller ve Sulak Alanlardaki Su Yönetimi Sorunlarımız ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporda da 300’e yakın irili ufaklı gölün yüzde 60’ının kuruduğu vurgulandı.
Doğal doku yok oldu
Raporda özetle şu ifadelere yer verildi: “Kirlilik nedeniyle neredeyse tüm göl alanları doğal dokusunu kaybetti. Türkiye’nin bir zamanlar beşinci büyük tatlı su gölü olan Akşehir Gölü tamamen kurumuş, doğal göl özelliklerini kaybetmiş, kış aylarında su birikintisi haline gelmiştir. Beyşehir gölü 26 metreden 6 metreye, Eğirdir gölü 14 metreden 5 metreye düşmüştür. Avlan, Seyfe, Kulu, Sarıgöl, Yarışlı, Kurugöl, Kırkpınar, Acıgöl, Uyuz, Suğla, Meke, Güvenç, Sasam, Kocagöl, Karagöl, Hotamış Sazlığı ve Küçük göl de ise su seviyeleri çok azalmıştır. Ülkemizdeki doğal göller ve sulak alanlarda karşılaşılan başlıca problemler su miktarındaki azalmalar, biyolojik çeşitliliklerin tehdit altında olması ve su kalitesindeki bozulmalardır. Tescilli olarak 76 adet sulak alan bulunmasına rağmen sadece 24’ünün sulak alan su yönetim planı mevcuttur. Göllerin izinsiz kullanımını ve kirletilmesini önlemeye yönelik yasal mevzuat düzenlenmeli.”
İklim değişikliği etkisi
Türkiye’deki doğal ve insan kaynaklı nedenlerle ekolojik, hidrolojik olarak olumsuz etkilere maruz kalan doğal göl ve sulak alanların sayısı her gün arttığına değinilen raporda; “Göllerdeki nitelik ve nicel olarak koşulların bozulması, ağırlıkla iklim değişimine bağlı olarak meteorolojiktir. Diğer bir ifade ile sıcaklığın buna bağlı olarak da buharlaşmanın artması, yağışın düşmesi ile göllerin hidrolojik dengesi giderek bozulmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Yıllar içerisinde yok olma noktasına gelen göllerden biri de Kulu. Göllerdeki su seviyesinin düşmesi biyolojik çeşitliliği de tehdit ediyor.
Kaynak: https://www.google.com/amp/s/www.milliye...du-6155235
by Serkan Sezenoğlu at 24-02-2020, Saat: 18:46
5 comments
ABD TARİHİNDEKİ
EN ŞİDDETLİ 11 KAR FIRTINASI
Amerika Birleşik Devletleri tarihinde trajik izler bırakan bu 11 ölümcül kar fırtınası; yüzlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca dolarlık maddi hasara yol açmıştı. İşte o tarihler ve kar fırtınalarına ait fotoğraflar:
1-) Mart 1888 Fırtınası (11-12 Mart 1888)

1888 yılı, Mart ayında, Boston, New York, Philadelphia ve Washington şehirlerini vuran, bu güçlü kar fırtınası sebebiyle; kar yüksekliği 1.20 cm yüksekliğe ulaşır. Ve bu şehirlerde yaşayanların hayatını kabusa çevirir.
2-) Knickerbocker Fırtınası (27-28 Ocak 1922)

Fırtına adını Washington'da bulunan Knickerbocker adlı bir tiyatrodan alır. Tiyatronun çatısı, içerisinde insanlar film izlediği sırada, karın ağırlığına dayanamayıp çökmüştür. Toplamda 98 kişinin hayatını kaybettiği açıklanır.
3-) Büyük Orta Batı Fırtınası, (26-27 Ocak 1967)

Ohio'dan New Mexico'ya kadar şiddetini hissettiren kar fırtınası toplamda 76 cana mal olur. Fırtına Chicago'da kar yüksekliği 24 saat içinde 60 cm'ye ulaşır. Bu yükseklik hala rekordur.
4-) 1969 Noel Arifesi Fırtınası (Aralık 25-28 1969)

New England'ı ve New York'un kuzeyinde etkili olan fırtına yüzünden, bu bölgelerde kar yüksekliği yer yer 1 metreye kadar ulaşır.
5-) Şubat 1978 Fırtınası (5-7 Şubat 1978)

Saatteki hızı 145 km'ye ulaşan rüzgarlar yüzünden, kasırga olarak anılan kar fırtınası, Massachussets'i çok şiddetli vurur. Karın yüksekliği kimi yerlerde 1 metreyi aşar.
6-) Mart 1993 Süper Fırtınası (12-13 Mart 1993)

New York'u vuran bu büyük fırtınada, kar yüksekliği 1.5 metreye ulaşır. Ve 300 insan hayatını kaybeder.
7-) Ocak 1996 Fırtınası (6-9 Ocak 1996)

Fırtına Kuzeydoğu ve Orta Atlantik eyaletlerini etkisi altına alır. Philadelphia'da 80 cm'ye ulaşan kar yüksekliği, bugün hala bir rekordur.
8-) Ocak 2005 Fırtınası (20-24 Ocak 2005)

Kuzeydoğuyu vuran fırtınada, Boston'a, saat başına 12 cm kar düşer. Şehir sonunda 1.2 metre yüksekliğinde kar örtüsünün altında kalır.
9-) 2010 Noel Arifesi Fırtınası (25-28 Aralık 2010)

New York'u etkileyen fırtınada, kar yüksekliği.50 cm'ye ulaşır.
10-) Kunduz Festivali Fırtınası (1-2 Şubat 2011)

Fırtına orta batıdaki bazı şehirleri öyle şiddetli vurur ki, felakete uğrayan bölgelerde devlet, olağanüstü hal ilan eder.
11-) Buffalo-New York Fırtınası (18-20 Kasım 2014)

Fırtına yüzünden Buffalo'da kar kalınlığı 2 metre yüksekliğe kadar ulaşmıştı. 100'den fazla insanın 2 gün boyunca evlerinde ve yollarda mahsur kaldığı fırtınada, 6 insan hayatını kaybetmişti.
EN ŞİDDETLİ 11 KAR FIRTINASI
Amerika Birleşik Devletleri tarihinde trajik izler bırakan bu 11 ölümcül kar fırtınası; yüzlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca dolarlık maddi hasara yol açmıştı. İşte o tarihler ve kar fırtınalarına ait fotoğraflar:
1-) Mart 1888 Fırtınası (11-12 Mart 1888)

1888 yılı, Mart ayında, Boston, New York, Philadelphia ve Washington şehirlerini vuran, bu güçlü kar fırtınası sebebiyle; kar yüksekliği 1.20 cm yüksekliğe ulaşır. Ve bu şehirlerde yaşayanların hayatını kabusa çevirir.
2-) Knickerbocker Fırtınası (27-28 Ocak 1922)

Fırtına adını Washington'da bulunan Knickerbocker adlı bir tiyatrodan alır. Tiyatronun çatısı, içerisinde insanlar film izlediği sırada, karın ağırlığına dayanamayıp çökmüştür. Toplamda 98 kişinin hayatını kaybettiği açıklanır.
3-) Büyük Orta Batı Fırtınası, (26-27 Ocak 1967)

Ohio'dan New Mexico'ya kadar şiddetini hissettiren kar fırtınası toplamda 76 cana mal olur. Fırtına Chicago'da kar yüksekliği 24 saat içinde 60 cm'ye ulaşır. Bu yükseklik hala rekordur.
4-) 1969 Noel Arifesi Fırtınası (Aralık 25-28 1969)

New England'ı ve New York'un kuzeyinde etkili olan fırtına yüzünden, bu bölgelerde kar yüksekliği yer yer 1 metreye kadar ulaşır.
5-) Şubat 1978 Fırtınası (5-7 Şubat 1978)

Saatteki hızı 145 km'ye ulaşan rüzgarlar yüzünden, kasırga olarak anılan kar fırtınası, Massachussets'i çok şiddetli vurur. Karın yüksekliği kimi yerlerde 1 metreyi aşar.
6-) Mart 1993 Süper Fırtınası (12-13 Mart 1993)

New York'u vuran bu büyük fırtınada, kar yüksekliği 1.5 metreye ulaşır. Ve 300 insan hayatını kaybeder.
7-) Ocak 1996 Fırtınası (6-9 Ocak 1996)

Fırtına Kuzeydoğu ve Orta Atlantik eyaletlerini etkisi altına alır. Philadelphia'da 80 cm'ye ulaşan kar yüksekliği, bugün hala bir rekordur.
8-) Ocak 2005 Fırtınası (20-24 Ocak 2005)

Kuzeydoğuyu vuran fırtınada, Boston'a, saat başına 12 cm kar düşer. Şehir sonunda 1.2 metre yüksekliğinde kar örtüsünün altında kalır.
9-) 2010 Noel Arifesi Fırtınası (25-28 Aralık 2010)

New York'u etkileyen fırtınada, kar yüksekliği.50 cm'ye ulaşır.
10-) Kunduz Festivali Fırtınası (1-2 Şubat 2011)

Fırtına orta batıdaki bazı şehirleri öyle şiddetli vurur ki, felakete uğrayan bölgelerde devlet, olağanüstü hal ilan eder.
11-) Buffalo-New York Fırtınası (18-20 Kasım 2014)

Fırtına yüzünden Buffalo'da kar kalınlığı 2 metre yüksekliğe kadar ulaşmıştı. 100'den fazla insanın 2 gün boyunca evlerinde ve yollarda mahsur kaldığı fırtınada, 6 insan hayatını kaybetmişti.
Türkiye'de 2019, aşırı hava olaylarının en çok meydana geldiği yıl oldu. Toplam 935 ekstrem (aşırı) hava olayında, yüzde 36 ile en fazla şiddetli yağış-sel ve yüzde 27 ile fırtına oldu. Dolu, yıldırım, yoğun kar, heyelan, çığ, orman yangını ve kum fırtınası gibi olaylar ardından sıralandı.
Tarım ve Orman Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne bağlı Araştırma Dairesi Başkanlığı'nca '2019 Yılı İklim Değerlendirmesi' başlıklı rapor hazırlandı. Küresel iklim değişikliklerinin etkilerini göz önüne seren raporda, hem dünya, hem Türkiye açısından sıcaklıklar ve aşırı hava olaylarında son yıllarda ciddi oranda artışını gösteren çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Rapora göre Meteoroloji Genel Müdürü Volkan Mutlu Coşkun, Akdeniz havzasındaki Türkiye'nin, iklim değişikliğinin sıcak hava dalgaları, orman yangınları, kuraklık, sel, fırtına, dolu gibi olumsuz etkilerinden en fazla etkilenen bölgede olduğunu söyledi. Değişen iklime bağlı olarak ekstrem hava olaylarının sayısı ve şiddetinin de her geçen ay ve yıl arttığına işaret eden Coşkun, "2019 yılı 1971'den bu yana en sıcak 4'üncü yıl olarak kayıtlara geçti. Yağışlar açısından uzun yıllar ortalama değerlerin yaklaşık yüzde 1,9 üzerine çıkılmıştır" dedi.
DÜNYADA SON 140 YILIN EN SICAK 2'NCİ SENESİ
Raporda, Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Yönetimi'ne (NOAA) göre 2019'un, dünyada 0,95 derecelik sıcaklık anomalisi ile son 140 yıl içinde, 2016'dan sonraki 2'nci en sıcak yıl olduğu kaydedildi. Son 5 sıcak yılın hepsinin 2015 ve sonrası, en sıcak 10 yılın 9'unun 2005 ve sonrasında yaşandığı belirtildi.
ORTALAMA SICAKLIK 1,2 DERECE ARTTI
Türkiye'de 2019 yılı ortalama sıcaklığın 14,7 derece olduğu açıklanan raporda, bu değerin 1971- 2010 normalinden (13,5 derece) daha yüksek ve 1971'den bu yana 2010, 2018 ve 2014'ten sonraki en sıcak 4'üncü yıl olduğu açıklandı. Türkiye'de, Karabük ve Bitlis dışında kalan büyük bölümde sıcaklıkların normallerin üzerinde ve sıcaklık anomalilerinin 2 derece üzerinde gerçekleştiği kaydedildi.
EN ÇOK ARTIŞ SONBAHARDA
2018- 2019 kış mevsimi ortalama sıcaklığı 4,9 derece ile normalin 1,3 derece üzerinde, ilkbahar mevsimi ortalama sıcaklığı 12,7 derece ile normalin 0,7 derece üzerinde, yaz ortalama sıcaklığı 24,4 derece ile normalin 1 derece üzerinde gerçekleşti. Bütün mevsimlerin ortalama sıcaklıkları 1981- 2010 normallerinin üzerinde gerçekleşirken, en yüksek artış sonbahar anomalisi 1,9 derece ile dikkat çekti.
EN SICAK İLÇELER CİZRE VE ALANYA
Türkiye'de 2019 yılında en düşük sıcaklık -28,1 derece ile ocak ayında Yüksekova'da, en yüksek sıcaklık ise 46,8 derece ile ağustos ayında Cizre'de ölçüldü. 2019 yılında 63 merkezin en yüksek sıcaklıklarda, 1 merkezin ise en düşük sıcaklıklarda kendi rekorlarını kırdığı belirlendi. Ağustos ayında Alanya 45,2, Siverek 44,4 derece ile Cizre'den sonraki en yüksek sıcaklık değerleri ölçülen 2 ilçe oldu.
AŞIRI HAVA OLAYLARINDA REKOR ARTIŞ
2019 yılı, 935 ile en fazla ekstrem olay yaşanan yıl oldu. 2019'da kaydedilen aşırı hava olaylarının başında yüzde 36 ile şiddetli yağış-sel ve yüzde 27 ile fırtına geliyor. Diğer olaylar ise yüzde 18 ile dolu, yüzde 7 ile yıldırım, yüzde 5 ile şiddetli kar, yüzde 3 ile heyelan, yüzde 1 ve daha az oranlarda çığ, orman yangını, kum fırtınası ve sis olarak gerçekleşti. Şiddetli yağış, sel, fırtına, dolu gibi aşırı hava olaylarında 2019'dan sonra en çok olay 840 ile 2018'de yaşandı. 1990'larda 28-74 arasında değişirken, 2011'den sonra özellikle her yıl 500'ün üzerinde aşırı hava olayı gerçekleşti.
YAĞIŞLAR GÜNEYDE ARTTI, KUZEYDE AZALDI
Türkiye'de 2019 yılı alansal ortalama yıllık yağışı 585,1 mm olarak gerçekleşti. Bu değer 1981-2010 normalinin (574 mm) yüzde 1,9 üzerinde oldu. Alansal olarak 2019 yağışları güneyde normallerinin üzerinde, kuzeyde ise normallerinin altında gerçekleşti. Rize, Artvin, Ordu, Zonguldak, Muğla, Antalya, Adana ve Osmaniye'de günlük maksimum yağışlar 100 mm'yi geçti.
YAZ VE SONBAHAR YAĞIŞLARI DÜŞTÜ
2019'da aylık yağışlar şubat, mart, mayıs, eylül, ekim ve kasım aylarında 1981-2010 normallerinden düşük, diğer aylarda normallerinden yüksek gerçekleşti. Ocak ve aralık yağışları normallerinin çok üzerinde oldu. Güney kesimlerde kış yağışları oldukça yüksek miktarda olurken, ilkbahar yağışları Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde mevsim normallerinin üzerinde, Karadeniz Bölgesi hariç ülkede yaz ve sonbahar yağışları normallerinin altında gerçekleşti.
Kaynak:mgm,ntv
Tarım ve Orman Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne bağlı Araştırma Dairesi Başkanlığı'nca '2019 Yılı İklim Değerlendirmesi' başlıklı rapor hazırlandı. Küresel iklim değişikliklerinin etkilerini göz önüne seren raporda, hem dünya, hem Türkiye açısından sıcaklıklar ve aşırı hava olaylarında son yıllarda ciddi oranda artışını gösteren çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Rapora göre Meteoroloji Genel Müdürü Volkan Mutlu Coşkun, Akdeniz havzasındaki Türkiye'nin, iklim değişikliğinin sıcak hava dalgaları, orman yangınları, kuraklık, sel, fırtına, dolu gibi olumsuz etkilerinden en fazla etkilenen bölgede olduğunu söyledi. Değişen iklime bağlı olarak ekstrem hava olaylarının sayısı ve şiddetinin de her geçen ay ve yıl arttığına işaret eden Coşkun, "2019 yılı 1971'den bu yana en sıcak 4'üncü yıl olarak kayıtlara geçti. Yağışlar açısından uzun yıllar ortalama değerlerin yaklaşık yüzde 1,9 üzerine çıkılmıştır" dedi.
DÜNYADA SON 140 YILIN EN SICAK 2'NCİ SENESİ
Raporda, Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer Yönetimi'ne (NOAA) göre 2019'un, dünyada 0,95 derecelik sıcaklık anomalisi ile son 140 yıl içinde, 2016'dan sonraki 2'nci en sıcak yıl olduğu kaydedildi. Son 5 sıcak yılın hepsinin 2015 ve sonrası, en sıcak 10 yılın 9'unun 2005 ve sonrasında yaşandığı belirtildi.
ORTALAMA SICAKLIK 1,2 DERECE ARTTI
Türkiye'de 2019 yılı ortalama sıcaklığın 14,7 derece olduğu açıklanan raporda, bu değerin 1971- 2010 normalinden (13,5 derece) daha yüksek ve 1971'den bu yana 2010, 2018 ve 2014'ten sonraki en sıcak 4'üncü yıl olduğu açıklandı. Türkiye'de, Karabük ve Bitlis dışında kalan büyük bölümde sıcaklıkların normallerin üzerinde ve sıcaklık anomalilerinin 2 derece üzerinde gerçekleştiği kaydedildi.
EN ÇOK ARTIŞ SONBAHARDA
2018- 2019 kış mevsimi ortalama sıcaklığı 4,9 derece ile normalin 1,3 derece üzerinde, ilkbahar mevsimi ortalama sıcaklığı 12,7 derece ile normalin 0,7 derece üzerinde, yaz ortalama sıcaklığı 24,4 derece ile normalin 1 derece üzerinde gerçekleşti. Bütün mevsimlerin ortalama sıcaklıkları 1981- 2010 normallerinin üzerinde gerçekleşirken, en yüksek artış sonbahar anomalisi 1,9 derece ile dikkat çekti.
EN SICAK İLÇELER CİZRE VE ALANYA
Türkiye'de 2019 yılında en düşük sıcaklık -28,1 derece ile ocak ayında Yüksekova'da, en yüksek sıcaklık ise 46,8 derece ile ağustos ayında Cizre'de ölçüldü. 2019 yılında 63 merkezin en yüksek sıcaklıklarda, 1 merkezin ise en düşük sıcaklıklarda kendi rekorlarını kırdığı belirlendi. Ağustos ayında Alanya 45,2, Siverek 44,4 derece ile Cizre'den sonraki en yüksek sıcaklık değerleri ölçülen 2 ilçe oldu.
AŞIRI HAVA OLAYLARINDA REKOR ARTIŞ
2019 yılı, 935 ile en fazla ekstrem olay yaşanan yıl oldu. 2019'da kaydedilen aşırı hava olaylarının başında yüzde 36 ile şiddetli yağış-sel ve yüzde 27 ile fırtına geliyor. Diğer olaylar ise yüzde 18 ile dolu, yüzde 7 ile yıldırım, yüzde 5 ile şiddetli kar, yüzde 3 ile heyelan, yüzde 1 ve daha az oranlarda çığ, orman yangını, kum fırtınası ve sis olarak gerçekleşti. Şiddetli yağış, sel, fırtına, dolu gibi aşırı hava olaylarında 2019'dan sonra en çok olay 840 ile 2018'de yaşandı. 1990'larda 28-74 arasında değişirken, 2011'den sonra özellikle her yıl 500'ün üzerinde aşırı hava olayı gerçekleşti.
YAĞIŞLAR GÜNEYDE ARTTI, KUZEYDE AZALDI
Türkiye'de 2019 yılı alansal ortalama yıllık yağışı 585,1 mm olarak gerçekleşti. Bu değer 1981-2010 normalinin (574 mm) yüzde 1,9 üzerinde oldu. Alansal olarak 2019 yağışları güneyde normallerinin üzerinde, kuzeyde ise normallerinin altında gerçekleşti. Rize, Artvin, Ordu, Zonguldak, Muğla, Antalya, Adana ve Osmaniye'de günlük maksimum yağışlar 100 mm'yi geçti.
YAZ VE SONBAHAR YAĞIŞLARI DÜŞTÜ
2019'da aylık yağışlar şubat, mart, mayıs, eylül, ekim ve kasım aylarında 1981-2010 normallerinden düşük, diğer aylarda normallerinden yüksek gerçekleşti. Ocak ve aralık yağışları normallerinin çok üzerinde oldu. Güney kesimlerde kış yağışları oldukça yüksek miktarda olurken, ilkbahar yağışları Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde mevsim normallerinin üzerinde, Karadeniz Bölgesi hariç ülkede yaz ve sonbahar yağışları normallerinin altında gerçekleşti.
Kaynak:mgm,ntv

Malesef bu kış beklediğimiz sistemlere kavuşamadık, kışın bitmesine 15-20 günlük bir süre kala ilk tahmin accuweatherdan geldi. Bu kışı doğru bildiklerini düşünüyorum. Bu avrupa tahmini asya için ayrıca ülkemize paragraf açılacaktır.
Kıta avrupası için haberler iyi değil kış boyunca soğuk hava avrupa için yetersiz kaldı ve sıcaklıllar ortalamanın üzerinde seyretti, bu ilkbahar bu durum devam edecek.
Kıta için genel olarak normalin üstünde sıcaklıklar tahmin edilirken, en sık ve en uzun süreli sıcaklık bölümleri İber Yarımadası'ndan Almanya'ya ve Birleşik Krallık'ın güney bölgelerinde görülecek.
Tarım beklenenden çok daha erken sezona girecek ekinler olgunlaşacak ve polen sezonu başlayacak.
Mayıs ayında ispanya farnsa ingilterede 28-30 dereceler görülebilir!!
Kıtanın batısında genellikle sıcak havalı durağan bir görüntü bekleniyor. Yanlız bu sıcak havalar aşırı ve ani hava olayları ve fırtınalara neden olacak.Fransa'dan Belçika'ya, Hollanda'ya, Almanya'ya ve kuzeybatı Polonya'ya fırtınaların zarar verme riski en yüksek olacak.
Sezonun en yağışlı bölümünün Mart'tan Nisan ayının başlarına kadar geçmesi ve Akdeniz'in üzerinden geçen ve Rusya'nın güneyinden dalış yapan fırtınaların yağışlar getireceği tahmin ediliyor.
Kısaca Mart Nisan ani ve güçlü yağışlı, Mayıs ve hazirsan ise aşırı kurak ve sıcak geçmeye aday..
Forum: TÜRKİYE İKLİMİ
by Buluttanbildiriyor Eren Kısmet at 20-02-2020, Saat: 08:37
0 comments
CEMRE
2020 CEMRE TAKVİMİ
Birinci Cemre Havaya 19-20 Şubat tarihinde düştü. İkinci Cemre Suya 26-27 Şubat'da düşecek. Üçüncü Cemre 5-6 Mart'ta Toprağa düşecek
Bugün 19 Şubat; yani ilk cemrenin havaya düştüğü tarih. Ben bilime kafayı takmış biri olarak çocukluğumdan beri bu cemre muhabbetini aşırı saçma bulurdum. Fakat yıllar geçtikçe aslında pek de saçma olmadığını kendime itiraf etmeye başladım.
Arapçada kor anlamına gelen bu kelime aslında sırasıyla havaya, suya ve toprağa bir ateş topunun düştüğünü ifade eder. Tabii ki meteorolojik olarak 19 Şubat - 26 Şubat ve 5 Mart'ta bir yerlere ateş topu düşmüyor. Fakat aslında cemrelerin bu tarihlerde düştüğüne inanılması atalarımızın yüzyıllardır süregelen gözlemlerine dayanıyor. İstanbul için örnek verecek olursak; gerçekten de 19-20 Şubat gibi ortalama sıcaklıkların hızla yükselmeye başladığını görebiliriz. Eklediğim grafik, geçtiğimiz 40 yılda Aralık başından beri her 10 günlük periyodun ortalama sıcaklığını gösteriyor. İstanbul'da en düşük sıcaklıkların 1 Ocak - 19 Şubat arasında ölçüldüğünü, 20 Şubat'tan sonra, özellikle de 3. cemrenin de düştüğüne inanıldığı 5-6 Mart tarihlerine kadar ortalama sıcaklıkların hızla arttığını söylemek mümkün. Zaten son 40 seneye baktığımızda, 200 senede bir gerçekleşebilecek Mart 1987 haricinde, şehrin tamamını etkileyen kayda değer kar yağışlarının hiçbiri 22-23 Şubat'tan sonra gerçekleşmemiş. Bu tarihten sonra en fazla şehrin sadece bir kısmını etkileyen veya yerdeki ömrü 24 saati bile geçmeyen vasat kar yağışları görülmüş.
Bu demek değil ki artık havalar sürekli ısınacak. Ilık günlerin sayısı artsa da soğuk günler de yaşamaya devam edeceğiz.
2020 CEMRE TAKVİMİ
Birinci Cemre Havaya 19-20 Şubat tarihinde düştü. İkinci Cemre Suya 26-27 Şubat'da düşecek. Üçüncü Cemre 5-6 Mart'ta Toprağa düşecek
Bugün 19 Şubat; yani ilk cemrenin havaya düştüğü tarih. Ben bilime kafayı takmış biri olarak çocukluğumdan beri bu cemre muhabbetini aşırı saçma bulurdum. Fakat yıllar geçtikçe aslında pek de saçma olmadığını kendime itiraf etmeye başladım.
Arapçada kor anlamına gelen bu kelime aslında sırasıyla havaya, suya ve toprağa bir ateş topunun düştüğünü ifade eder. Tabii ki meteorolojik olarak 19 Şubat - 26 Şubat ve 5 Mart'ta bir yerlere ateş topu düşmüyor. Fakat aslında cemrelerin bu tarihlerde düştüğüne inanılması atalarımızın yüzyıllardır süregelen gözlemlerine dayanıyor. İstanbul için örnek verecek olursak; gerçekten de 19-20 Şubat gibi ortalama sıcaklıkların hızla yükselmeye başladığını görebiliriz. Eklediğim grafik, geçtiğimiz 40 yılda Aralık başından beri her 10 günlük periyodun ortalama sıcaklığını gösteriyor. İstanbul'da en düşük sıcaklıkların 1 Ocak - 19 Şubat arasında ölçüldüğünü, 20 Şubat'tan sonra, özellikle de 3. cemrenin de düştüğüne inanıldığı 5-6 Mart tarihlerine kadar ortalama sıcaklıkların hızla arttığını söylemek mümkün. Zaten son 40 seneye baktığımızda, 200 senede bir gerçekleşebilecek Mart 1987 haricinde, şehrin tamamını etkileyen kayda değer kar yağışlarının hiçbiri 22-23 Şubat'tan sonra gerçekleşmemiş. Bu tarihten sonra en fazla şehrin sadece bir kısmını etkileyen veya yerdeki ömrü 24 saati bile geçmeyen vasat kar yağışları görülmüş.
Bu demek değil ki artık havalar sürekli ısınacak. Ilık günlerin sayısı artsa da soğuk günler de yaşamaya devam edeceğiz.
Herkese Merhaba,
Bu senenin ilk ve son kar konusunu açıyorum :
Güncel Ao ve No nun hareketinden yola çıkarsak 29 Şubat - 6 Mart arası kutuptan bir salınım alacağız bu salınım benim öngörüme göre Balkanlar hattından ülkemize gelecek
İklim tahmin sistemi bu salınımı görüyor.

Vade yaklaşırken Gfsnin de radarına girmesini bekliyorum. Bu benim görüşüme göre ylın son sistemi olacak sonrası ver elini bahar (bahar için ayı bir tahmin yazısı hazırlyacağım). Bu sistemden sonra yağış kovalayacağız zira batıda özellikle ege ve marmaranın güneyinde kuraklık riski var, barajların durumu iyi değil, misal bursa yeraltı sularını şehre vermeye başladılar ki bu büyük risk.
Eps'de ufakatan sinyaller var. Takip edeceğiz

Bu senenin ilk ve son kar konusunu açıyorum :
Güncel Ao ve No nun hareketinden yola çıkarsak 29 Şubat - 6 Mart arası kutuptan bir salınım alacağız bu salınım benim öngörüme göre Balkanlar hattından ülkemize gelecek
İklim tahmin sistemi bu salınımı görüyor.

Vade yaklaşırken Gfsnin de radarına girmesini bekliyorum. Bu benim görüşüme göre ylın son sistemi olacak sonrası ver elini bahar (bahar için ayı bir tahmin yazısı hazırlyacağım). Bu sistemden sonra yağış kovalayacağız zira batıda özellikle ege ve marmaranın güneyinde kuraklık riski var, barajların durumu iyi değil, misal bursa yeraltı sularını şehre vermeye başladılar ki bu büyük risk.
Eps'de ufakatan sinyaller var. Takip edeceğiz


Hoşgeldin, Ziyaretçi
|
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız. |
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
|
Toplam Üyeler: 5,408 Son Üye: mvptkfjb Toplam Konular: 352 Toplam Yorumlar: 79,517 |
Son Aktiviteler
|
İSTANBUL HAVA TAHMİNİ VE ...
Last
by Ümitt 27,250 Replies |
|
Türkiye Çölleşiyor! Süper...
Last
by Ümitt 14 Replies |
|
KARTEPE HAVA VE KAR TAHMİ...
Last
by atsizat 17 Replies |
|
Ege Bölgesi Hava Tahmini
Last
by Ümitt 615 Replies |
|
ULUDAĞ HAVA VE KAR TAHMİN...
Last
by Ümitt 85 Replies |
|
İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1...
Last
by Yalçın Kaya (Mrsnowizma) 208 Replies |
|
Trakya Hava Tahmini
Last
by Yalçın Kaya (Mrsnowizma) 195 Replies |
|
Meteoroloji neden kendisi...
Last
by atsizat 32 Replies |
|
Marmara Bölgesi Hava Tahm...
Last
by snowsnow 222 Replies |
|
[GENEL SOHBET] - FORUM CA...
Last
by atsizat 1,897 Replies |
