by Ahmet Ustaoğlu Kasva at 27-12-2019, Saat: 17:18
92 comments
Yeni sezon, yeni umutlar ve yeni heyecanlar ile bu sezonun ilk sistem başlığı hayırlı olsun. İnşallah bu sezon bu konu altında daha çok sistem analizleri ve kar fotoğrafları paylaşmamız duası ile 28-29 Aralık sisteminin analizine başlıyorum.
İlk olarak İstanbul şehrini analiz edip, sonra da diğer bölgeler hakkında da güncel bilgileri paylaşacağım.
İSTANBUL;
Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava İstanbul üzerinde kar yapma gücüne sahip mi hep beraber inceleyelim.
İlk olarak yukarı seviye Thicness değerleri ve sıcaklıklara göz atalım...
500 hPa thicness ve sıcaklığı ;
Sistemin tam olarak girdiği zaman diliminde 500 hPa Thicness değerlerinde ılımanlaştırılmış katman süpürülmüş ve 522 gpm ile tam kar sınırında gözlemleniyor. 500 hPa Sıcaklığı yarın akşam gece itibari ile -27 derece, 29 akşamı ise -35 dereceye kadar düşüyor. Bu bilgiler tek başına yeterli olmayacağı için diğer seviyeleri de inceleyelim.
700 hPa thicness ve sıcaklığı;
Yukarıda görüldüğü gibi 700 hPa Thicness değerlerinde ılımanlaştırılmış katman doğuya süpürülmüş ve 285 gpm ile kar sınırını aşmış oluyor. Ancak burada 700 hPa sıcaklıkları tam sınırda kaldığı için, yağışın kar olarak düşmesini zorlaştırıyor.
Aşağıdaki 700 hPa sıcaklık haritasında 28 Aralık gecesi -15 derece, 29 Aralık gün içerisinde -16 dereceye düştüğünü görüyoruz.
İstanbul gibi kar yağması zor olan, kalabalık şehirlerde ısı adasını da göz önüne alırsak 700 hPa sıcaklığın -18,-19 derece olması gerekmektedir.
Son olarak İstanbul için kar yağma ihtimalinin olduğu yarın gece için Skew-T diyagramına bakalım.
Sıcaklık parseli ve çiğlenme parlseli arasında tam bir organize olamama durumu söz konusu. Ancak 700 hpa yukarı seviyesinde enverziyon gözlemlenmekte olup, kuzeybatılı rüzgar şirinin uygunluğu göze çarpmaktadır. Yani yarın akşam, gece 250 - 400 metre arasında rakımlara düşebilecek yağışların kar olması muhtemel bir ihtimaldir.
İstanbul için özetleyecek olursak yarın akşam ve gece kısa süreli hafif kar yağışları gözlemlenecek semtler olabilir...
Kar yağışı görecek şehirlerimiz;
Ankara;
Yarın hafif Kar yağışlı pazar günü orta kuvvette. Alemdağ Yolu özellikle pazar günü etkili kar yağışı alacaktır. O yolu kullanacak sürücülerin tedbirli olması gereklidir.
Karaman, Konya, Niğde hattı ;
Pazar günü kuvvetli kar yağışlı.
Kayseri, Malatya, Sivas hattı;
Pazar günü orta kuvvette kar yağışlı
Sormak istediğiniz şehirleri bu konu altında yazıp sorabilirsiniz. Gün içerisinde ben ve tahminci arkadaşlarım sizlere yardımcı olmaya çalışacaktır.
İlk olarak İstanbul şehrini analiz edip, sonra da diğer bölgeler hakkında da güncel bilgileri paylaşacağım.
İSTANBUL;
Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava İstanbul üzerinde kar yapma gücüne sahip mi hep beraber inceleyelim.
İlk olarak yukarı seviye Thicness değerleri ve sıcaklıklara göz atalım...
500 hPa thicness ve sıcaklığı ;
Sistemin tam olarak girdiği zaman diliminde 500 hPa Thicness değerlerinde ılımanlaştırılmış katman süpürülmüş ve 522 gpm ile tam kar sınırında gözlemleniyor. 500 hPa Sıcaklığı yarın akşam gece itibari ile -27 derece, 29 akşamı ise -35 dereceye kadar düşüyor. Bu bilgiler tek başına yeterli olmayacağı için diğer seviyeleri de inceleyelim.
700 hPa thicness ve sıcaklığı;
Yukarıda görüldüğü gibi 700 hPa Thicness değerlerinde ılımanlaştırılmış katman doğuya süpürülmüş ve 285 gpm ile kar sınırını aşmış oluyor. Ancak burada 700 hPa sıcaklıkları tam sınırda kaldığı için, yağışın kar olarak düşmesini zorlaştırıyor.
Aşağıdaki 700 hPa sıcaklık haritasında 28 Aralık gecesi -15 derece, 29 Aralık gün içerisinde -16 dereceye düştüğünü görüyoruz.
İstanbul gibi kar yağması zor olan, kalabalık şehirlerde ısı adasını da göz önüne alırsak 700 hPa sıcaklığın -18,-19 derece olması gerekmektedir.
Son olarak İstanbul için kar yağma ihtimalinin olduğu yarın gece için Skew-T diyagramına bakalım.
Sıcaklık parseli ve çiğlenme parlseli arasında tam bir organize olamama durumu söz konusu. Ancak 700 hpa yukarı seviyesinde enverziyon gözlemlenmekte olup, kuzeybatılı rüzgar şirinin uygunluğu göze çarpmaktadır. Yani yarın akşam, gece 250 - 400 metre arasında rakımlara düşebilecek yağışların kar olması muhtemel bir ihtimaldir.
İstanbul için özetleyecek olursak yarın akşam ve gece kısa süreli hafif kar yağışları gözlemlenecek semtler olabilir...
Kar yağışı görecek şehirlerimiz;
Ankara;
Yarın hafif Kar yağışlı pazar günü orta kuvvette. Alemdağ Yolu özellikle pazar günü etkili kar yağışı alacaktır. O yolu kullanacak sürücülerin tedbirli olması gereklidir.
Karaman, Konya, Niğde hattı ;
Pazar günü kuvvetli kar yağışlı.
Kayseri, Malatya, Sivas hattı;
Pazar günü orta kuvvette kar yağışlı
Sormak istediğiniz şehirleri bu konu altında yazıp sorabilirsiniz. Gün içerisinde ben ve tahminci arkadaşlarım sizlere yardımcı olmaya çalışacaktır.
Forum: Zafer Yüce
by Zafer Yüce at 27-12-2019, Saat: 06:01
21 comments
İstanbul'da yaşıyoruz,İstanbul'da kar kovalıyoruz,eski İstanbul'dan konuşup,Eski kışlarını yad ediyoruz,yazılar yazıyoruz,fotoğraflarını paylaşıyoruz.Öyleyse,yapılmak istenen KANAL iSTANBUL projesi ile ilgili de düşüncelerimizi paylaşabiliriz diye düşünüyorum.Ancak baştan belirteyim konu siyaset tartışmasına dönerse evvela ben kaldırırım başlığı.Forumda siyasi konulara girmiyoruz,girmeyeceğiz.Kanal İstanbul'u destekliyor olabilirsiniz....Kanal İstanbul'a karşı da olabilirsiniz...Amaç neden destekliyorsunuz ya da neden karşısınız bunu tartışmak.Konu proje yani.Hükümet ya da siyasi partiler değil.İktidara oy vermiş kardeşimiz de projeye belli sebeplerden karşı çıkabilir.Muhalefete oy vermiş bir kardeşimiz de yine kendince sebeplerinden projeyi destekliyor olabilir.Konu ortaya atılan bir proje.Lütfen siyasi ayağını,fikri kimin ortaya attığını düşünmeden tartışalım.İklime etkisi olur mu,depreme etkisi olur mu,Karadenize etkisi olur mu,Marmaraya etkisi olur mu,Nüfusa etkisi olur mu? Elbet Montrö'ye etkisi olur mu,Montrö,nedir,bizim yararımıza mıdır? daha iyisi olabilir mi,Kanal yapılırsa şu anki boğaz trafiği güvenliği sağlanır mı falan bunları tartışalım.Siz dersinize çalışın,bir dökülün bakalım kim ne düşünüyor sonra ben yazacağım.SİYASET YOK! KANAL İSTANBUL'UMUZA HAYIRLI MI OLUR ŞER Mİ OLUR BUNU TARTIŞACAĞIZ,ÇÜNKÜ İSTANBULLUYUZ,ÇÜNKÜ BU ŞEHİRDE YAŞIYORUZ YORUMLARINIZI BEKLİYORUM.KARŞISIN! ÇIK YAZ! DESTEKLİYORSUN,ÇIK YAZ,KORKMA!
ÖNEMLİ NOT:Kanal İstanbul yapılırsa şöyle faydası olacakmış ya da kanal istanbul yapılırsa şöyle zararı olacakmış diyenler kaynak gösterecek konunun uzmanlarından.Mesela AFAD açıklama yaptı,kanal istanbul'un depremle alakası yok dedi.Sen depremi tetikleyeceğine inanıyorsan bir uzmanın yazısını linkiyle paylaşacaksın.Hem araştıracağız hem de tartışıp öğreneceğiz.Bu forumda bunu başarabiliriz diye umuyorum.Çünkü bu proje İstanbul'da yaşayan hepimizi ve geleceğimizi çok ama çok ilgilendiriyor.
ÖNEMLİ NOT:Kanal İstanbul yapılırsa şöyle faydası olacakmış ya da kanal istanbul yapılırsa şöyle zararı olacakmış diyenler kaynak gösterecek konunun uzmanlarından.Mesela AFAD açıklama yaptı,kanal istanbul'un depremle alakası yok dedi.Sen depremi tetikleyeceğine inanıyorsan bir uzmanın yazısını linkiyle paylaşacaksın.Hem araştıracağız hem de tartışıp öğreneceğiz.Bu forumda bunu başarabiliriz diye umuyorum.Çünkü bu proje İstanbul'da yaşayan hepimizi ve geleceğimizi çok ama çok ilgilendiriyor.
Forum: MÜZİK
by Samet İon Boydağ at 09-12-2019, Saat: 12:18
1 comments
Selam herkese. Meteoroloji, kar falan bizim sevdamız. Farklı yerlerden, farklı mesleklerden insanların burda paylaştığı ortak bir hobi aslında bu kar sevdası. Ben de profesyonel müzisyenlik yolunda ilerleyen birisi olarak burda bulunmaktan dolayı cok mutluyum.
Bu konu başlığı altında sevdiğiniz, ilginizi ceken konserleri, etkinlikleri paylaşabilirsiniz. Belki bu vesile ile aynı konsere gidecekler olabilir burdan.
İlk konser duyurusunu ben yapmak istiyorum. Yarın Bursa Uludağ Devlet Konservatuarında Igor Stravinsky'nin "Askerin Öyküsü" adlı eserini seslendirecegiz. Hikayesi, dansı ve müziği ile muazzam bir eser. Arkadaşlarım ve hocalarım ile birlikte bu eseri seslendirecegiz. Yakınlarda olup gelmek isteyenleri bekleriz!

Bu konu başlığı altında sevdiğiniz, ilginizi ceken konserleri, etkinlikleri paylaşabilirsiniz. Belki bu vesile ile aynı konsere gidecekler olabilir burdan.
İlk konser duyurusunu ben yapmak istiyorum. Yarın Bursa Uludağ Devlet Konservatuarında Igor Stravinsky'nin "Askerin Öyküsü" adlı eserini seslendirecegiz. Hikayesi, dansı ve müziği ile muazzam bir eser. Arkadaşlarım ve hocalarım ile birlikte bu eseri seslendirecegiz. Yakınlarda olup gelmek isteyenleri bekleriz!

by Serkan Sezenoğlu at 27-11-2019, Saat: 08:05
31 comments
İSTANBUL'UN 2002 KIŞI
4 Ocak 2002 sistemi, belki de son 40-50 yıl içerisinde, İstanbul’da görülmüş, en kısa sürede en fazla kar birikimi yapan sistemdi. O sabah yaklaşık 8:00 civarından itibaren, yaklaşık 1 saat içerisinde sahil kesimleri dahi yaklaşık 20 cm civarında kar örtüsüne kavuşmuştu.
(Fotoğraf 2002 yapımı "Uzak" filminden)
Kar yağışlı günlerden önce, İstanbul için hava durumunda söylenen klasik cümle şudur: "İstanbul yağmurlu, zamanla karla karışık yağmur ve kar yağışlı" Çocukluğum, bu sözü duyup heyecan içinde beklemekle geçti.İstanbul'un nevi-i şahsına münhasır havası etrafında kente yağan kar direkt tutmaz genelde.
Yağmurlu ve soğuk bir gecenin sabahında hiçbir şeyden habersiz uyanırsın. Evdekilerden birinin “Kalk kalk, bak bak,dışarıya bak. Her yer bembeyaz” sesleriyle, perdeyi aralayıp, heyecanla camdan bi bakarsın ki... Ortalık sessiz ve beyaz. Sakin, dingin. Kar usul usul yağıyor. O coşkuyla camı balkonu açarsın, tertemiz, taptaze, kar tadında bir hava, burnunda, boğazında, ciğerlerinde buz tadında yanma hissi bırakır. Eğer pencerenin pervazında biraz kar biriktiyse, karın kalitesini kontrol edersin. Belki tadına bile bakarsın...
Biraz izlersin. Yoo bayaa izlersin. Yerdeki kar örtüsünü bozan insanlara, araçlara kızarsın.
Şoku hızlı atlatan anne kişisi kahvaltı hazırlamaya başlar. Onun aklındakiler farklı tabii. Odun, kömür, kışlıklar, okula nasıl gideriz vs.. Kardan adam ne zaman yapılacak?
“Kar iyice tutsun da”
Televizyonda haberler açılır, okulların tatil olup olmadığına bakılır. Son dakika altyazısı tüm kanallardan geçer.
“Eğitime yoğun kar yağışı sebebiyle 2 gün ara verildi.”
Ardından oluşan o masalsı duygu ve sokağa iniş.. Sokakta öğlene kadar hunharca kar oynadıktan sonra ısınmak için eve gelinir. Soba kenarına oturulur. Islak mont, eldiven, çorap, şapka soba kenarına kuruması için konulur. Eldivenlerin, şapkanın içinde kalmış kar parçacıkları sobanın üstüne cıss diye düşer, erir gider. Bazen normal soba yeterli olmayınca, yakılan katalitik tüplü sobalardan sızan gaz kokusu sarar ortalığı... Bir odadan diğerine geçerken sıcak soğuk dengesizliğinde şoku yer vücudun..
Sobanın yüzüne vurduğu sıcaklık ve yanında yaptığın kahvaltı ile sıcak çay sonrası yüzün ısınır, kızarır ve iyice mayışılır.
Ara ara tekrar cama yapışırsın. Bir hooh yapıp, bişeyler çizersin cama... Tıpkı İstanbul'un meşhur mart 1987 kışı gibi:
http://www.forumatmosfer.com/showthread.php?tid=37
Fakat 4 Ocak 2002 sistemi önemli bir yönüyle diğer sistemlerden farklıydı. Yağış direkt kar olarak başlamıştı.
4 Ocak 2002 cuma sabahı, direkt kar yağışı için yeterli miktarda soğuk vardı. O gün, öğretmenlik yaptığım Seyrantepe - Oyak sitesindeki okula her zamanki gibi 8:00 civarında ulaşmama çok kısa bir mesafe kala müthiş bir kar bastırmıştı ve yerler de kuru olduğu için çok kısa sürede inanılmaz bir örtü oluşmuştu. Otobüs, okulun bulunduğu caddede yokuş aşağı daha fazla ilerleyemedi ve kenara çekti. Aslında havaya meraklı olduğum için, önceki gün hava durumu bültenlerinde, cuma günü için kar yağışı verildiğini izlemiştim. Ama sabah evden çıkmadan baktığım haberlerde okul tatili açıklanmamıştı.
Otobüsten inip, okula doğru tipi altında yürürken, yine benim gibi öğretmen olan, evimizin bulunduğu Zeytinburnu'nda bir okulda görev yapan eşimi aradım, burada müthiş kar var, orası nasıl diye?.. Onun okulu 09:00'da başlıyordu. Henüz evde olduğunu ve benim anlattıklarıma pek de inanmayarak,
tek damla yağış olmadığını söylüyordu, Yaklaşık 15-20 dakika sonra beni arayarak, Zeytinburnu'nda da kuvvetli bir kar yağışının başladığını, her yerin aniden beyazladığını ve okul yolunda, öğrencilerin, okulların tatil edildiğini söyleyip, onu geri döndürdüklerini söylüyordu.
O sıralarda ben de okula varıp, müdür beyden tatil haberini alıp, gerisin geriye ev yoluna koyulmuştum. Yağış müthişti, otobüsler çalışmıyordu, yollardan araçlar geçmiyordu. O zamanlar tabii GS Türk Telekom stadyumu, Vadipark, bilimum plaza yok oralarda. Alabildiğine orman her yer ve muhteşem bir manzara. Tabii tipi öyle bir yağıyor ki, zaman zaman 10-15 metreden sonrası pek de görünmüyor. İlk başta yağış lapa lapa başlayıp, sonra bulgurcuk denilen buz taneleri şekliyle zemine güzel bir kat atıp, sonra tipiye dönüşmüştü.
Yürüyerek, bileğime kadar olan karda 4.Levent'e kadar çıktım, otobüs bulma ümidiyle. Fakat trafik tamamen durmuştu. İnanılmaz bir kaos vardı. Baktım olacak gibi değil, yürüyerek Mecidiyeköy üzerinden Taksim'e ulaştım. O zamanlar metro yok ama Taksim Tünel'den yer altından Karaköy'e inen İstanbul'un en eski, tarihi metro - tramvay karışımı toplu taşıma aracına binerek, Karaköy- Sirkeci yürüyüşü sonucu, Sirkeci'den o zamanlar var olan banliyö trenine binerek eve ulaşmıştım. İnsanlar için inanılmaz çile olan eve dönüş yolculuğu, benim için müthiş zevkli olmuştu...
Olayı Zeytinburnu'na kadar ayrıntılı anlatmamın bir sebebi de, o sabah yağan karın, deniz etkisiyle yağan kar (DEK) olduğu hakkında şüphe kalmamasını sağlamak içindi. Konuyu araştırırken, bazı forumlarda, o sabah yağan karın Dek mi yoksa cephe mi olduğuna dair yoğun tartışmalar olduğunu gördüm. Kar yağışı, Seyrantepe'den Zeytinburnu'na yaklaşık bir 15-20 dakika sonra etki ettiğine göre, kesinlikle yağış kuzeyden geliyordu,yani Karadeniz üzerinden. O sabah, o yoğunlukta yağan kar, Karadeniz üzerinden gelen DEK kütlelerinin bıraktığı yağıştı. Hatta Karadeniz üzerinde bir ULL (yukarı seviye alçağı) varlığından da söz edilebilir. Fakat öğle saatlerinden sonra başlayıp, birkaç gün daha sürecek yağışlar ise cephe ve Dek karışımıydı, deniz etkisiyle güçlenmiş kar yağışlarıydı (sea-enhanced). Ne yazık ki o günlerde radar görüntüleri yoktu.
Mehmet Can Tanyeri'nin (Red Fox), Havadelisinin not defteri sitesinde, bu sisteme ait yaptığı analizi hatırlatalım.
"Bu benim İstanbul için, şu ana kadar gördüğüm en optimum deniz etkisi yağış profili, çünkü bütün koşulları mükemmel.
Deniz etkisi yağışlarda, göl etkisiyle oluşan yağışlarda da olduğu gibi tepe enverziyonu, konvektif olarak oluşan bulutların yukarıdaki sınırını belirler, bunun deniz seviyesindeki en ideal yüksekliği yaklaşık yerden 3 kilometre civarıdır, yağış rüzgârın da hızına bağlı olarak tepe enverziyonunun 1-1.5 km olduğu durumlarda da olur, fakat 3 km şiddetli yağışlar için en ideal olanıdır.
Benim en çok dikkatimi çeken özelliği ise tepe enverziyonunun tam da 700 mb civarı ve bunun üzerinde olmasıdır. Yani, 4 Ocak 2002 sistemi son yıllardaki deniz etkisi mekanizmalarına göre bulutları çok daha dikey olarak geliştirebilmiş ve bu durum ,oluşan şeritlerin çok daha yoğun yağış yapmasına neden olmuş olabilir."
O gün yağan karın, deniz etkisiyle kar olduğunu ispatlayan başka bir durum da, İstanbul dışında ne Çorlu'da, ne de Kocaeli'nde o gün kar yağmamıştır.
Çorlu'da yaşayan, forumumuzun yöneticilerinden Ozan Deniz'i okuyalım.
4 Ocak sabaha karşı uyanıp netten uyduya baktığımda İstanbul’un kuzeyınde bir bulut kütlesinin olduğunu gördüm. Sıcaklık Çorlu’da -9 derece idi. Sabah uyandığımda Çorlu’da hava masmaviydi ama İstanbul kara gömülüyordu. O kardan Çorlu’ya tek bir tane bile gelmedi.
(4 Ocak 2002 Taksim İstiklal caddesi.
Fotoğraf :Melek Yıldıran)
Trafik kilitlenince, Boğaz köprüsü ve FSM köprüsü üzerinde insanlar yürüyerek karşıya geçmişti.
Wowturkey'den Süleyman Döner, o günü şöyle anlatıyor.
2002 yılı inanilmazdı.. O gün sınavım vardı ve ben karşıya Göztepe'ye geçeceğim .. Sabahtan çıktım yola ortalık kupkuruydu ki, Çağlayan'a geldiğimde birdenbire aniden bastiran kar hayatımda gördüğüm en güzel kardır. Karşıya zor bela geçip okula vardım ama sınav iptal olmuştu
Geri dönüşümde boğaza kadar gelen otobüs , trafik kapandığı için durmak zorunda kaldı ve ben boğaz köprüsünü yürüyerek geçtim.. Mecidiyeköy'e yaklaşırken bir otobüs bulup zor bela Haliç' e kadar geldim ancak Haliç de kapanmış ve ben Haliç Köprüsünü de yürüyerek Edirnekapı' ya ulaştım.Edirnekapı'da birkaç saat araç bekledikten sonra sabah 10 da Göztepe' den çıktıgım yolculuğu, akşam 6 gibi evimde yani Sultançiftliği'nde sonlandırdım.
Havadelisi'nden Anıl nickli arkadaş, o gün için anlattıkları, aslında benimle benzer bir macera yaşayan insanların ne kadar çok olduğunu kanıtlıyor:
04 Ocak 2002’ye ben de yorum yapmadan geçemedim.
O gün Avcılar’dan Taksim’e geldiğimde saat 07:45 civarıydı hava açık ama inanılmaz bir ayaz vardı. 08:30’da Nişantaşı’nda işim olduğu için vakit geçsin diye yürüme kararı aldım kendi kendime. Kuzeye doğru yönelip havaya baktığımda inanılmaz bir bulut kütlesi gördüm ama dedim ki arkası boştur bu kütlenin en fazla havada uçuşan kar taneleri görürüm belki diye düşündüm. Derken Harbiye’ye gelmeden kar yağışı inanılmaz boyutlara ulaştı. Normalde yere düşen kar tanesinin birkaç saniye sonra erimesi gerekir ama bu sefer yere düşen her kar tanesi yere yapışıp kalıyordu. Yaklaşık 5 dk daha yürüdüğümde her yer bembeyaz örtüyle kaplandı. Nişantaşı’na vardığımda ise yerde bilek hizasında kar oluştu nerdeyse. İşimi halledip geri dönüş için otobüse binmeyi düşündüm ama nafile. Taksim’e kadar yine yürümeye başladım o muhteşem kar yağışı altında. Taksim’e geldiğimde ise manzara çok daha eğlenceli bir hal aldı benim için. Caddelerde ilerleyen araba görmek imkansızdı. Taksim Meydanı’na hiçbir otobüs çıkamadığı için Haliç’e kadar ordan da Aksaray’a kadar yürüdüm.
Tramvay o gün kurtuluşum oldu. O kadar yürüyüşü normal bir zamanda yapmam imkansız ama benim gibi bir kar delisi için muhteşem bir anı olmuştu.
Yine havadelisi'nden Ercan nickli arkadaşın o gün yaşadıklarını okuyalım:
Aynı sistem için ben de bir şeyler eklemek istiyorum. Lise 1′deydim 2002 sisteminde. Gecesinde müthiş bir ayaz vardı. (hava açık-dereceler sıfırın altında) Sabah saat 7 gibi kalktım yataktan ve direkt dışarı baktım. Az bulutlu bir hava vardı. Servisi beklemek için dışarı çıktım. Ancak durağa gitmeden bizim işyerine her sabah uğrardım. TV açıktı ve NTV haberlerinde Mecidiyeköy’ü ve Taksim’i gösteriyordu haberler (benim mevki Bostancı bu arada) flaş haber olarak. Taksim bembeyaz olmuştu, bizim bulunduğumuz semtte ise bırak karı, güneş kendini gösteriyordu. Çok şaşırmıştım nasıl olur diye. Servisi beklemek için durağa gitmiştim. Şaşkınlıkla havaya bakıyordum. Yaklaşık 20 dakika sonra kuzeyden aniden gelen sis gökyüzünü sarmaya başlamış, hava puslanmıştı. Ben bu gelişmeleri şaşkınlıkla izlemeye devam ederken aniden iri iri kar taneleri atmaya başladı. Ve servise bindim, 10 dakika geçmedi her yer bembeyaz olmuştu. Düşen her kar tanesi adeta yapışmıştı. Havanın o soğukluğunu unutamam. Altıntepe mevkii biraz yüksektir. Servisle oraya gittiğimizde kardan dolayı bayağı zorlanmıştık. Okula gittiğimizde ise okulların tatil olmasından dolayı tekrar geri dönmek zorunda kaldık. Yürüyerek geri dönmüştüm arkadaşlarla karın zevkini çıkarmak için. Hatırladığım kadarıyla yaklaşık kar miktarı da 1 saat içinde 15 cm idi.
Şunu da ekleyeyim; o zamanlar bilmezdim sea effect’i. Ama şimdi 2002′ye döndüğümde şunu gördüm. Anlattıklarımdan da anlaşıldığı gibi çok büyük ihtimalle deniz etkisiyle oluşan bir yağıştı..
O yıl İzmit'te öğrenci olan Erdem (santiago), İzmit'e tek kar tanesi düşmediğini anlatıyor :
4 Ocak 2002 sistemi sırasında İzmit’te öğrenciydim. Hafta sonu İstanbul’a dönecektim, cuma günüydü, çok iyi hatırlıyorum. Tüm hafta sıcaklıklar 2-3 derece civarında seyretmişti, normalde çok soğuk olmayan İzmit’te bile cuma sabahı her taraf buz içindeydi, 2 gün önce yağan kar erimemişti ve don vardı. O sırada bizimkiler aradı, sabah 10 falandı galiba. Saat 8 gibi bir tipi başlamış ince ince, her yer buz zaten, 10 dakikada doldurmuş her tarafı. Öğleden sonra otobüs biletimi aldım, sabırsızlıkla dönmeyi istedim, İzmit’te tek kar tanesi yok havada, ama hava kapalıydı. Kurtköy-Gebze civarında kar yağışına girdik, benim hatırladığım kadarıyla da Maslak-Levent çevresi en çok yağışı almıştı. Hayatımda gördüğüm en güzel kar yağışıydı
Son olarak yine Havadelisi'nden Hayatbu nickli arkadaşın o güne ait izlenimlerini okuyalım:
Kar yağışından 30 dk evvel hava açıktı, 10 dk evvel hızlı hızlı bulutlar kuzeyden güneye doğru hareket halindeydi ve hafiften kar atıştırıyordu. Kar saat tam 08.00′de başladığında kapı önünde okul servisini bekliyordum. 5 dk içerisinde her taraf beyaz olunca servise binmeden servisi gönderdiğimi hatırlıyorum. Kar çok çok büyük kütleler halinde başlamıştı, sonradan hafif küçülse de tam manasıyla “lapa lapa” kar yağıyordu. Bu tarz yağışlar sea-effect’in tanımına uyuyor… Ama sonrasında karın ufak ve tipi şeklinde devam etmesi de ayrı bir olay. Özetle ben İstanbul’da o tarz bir kar yağışı görmedim…
O kadar şiddetli kar hiçbir yerde görmemiştim. Lokalize bir olaydı ve Boğaz çevresi birinci derecede etkilenmişti. Arşivlere baktığımda 26 kg. civarında bir yağış düştüğünü gördüm. Bu da 22 Ocak 2004 sistemiyle hemen hemen aynı miktara tekabül ediyor…
İlginç bir not: O gece DMİ İstanbul Bölge Müdürü’nün sabaha kadar kar yağışını beklediği fakat karın bir türlü başlamadığı; müdürün ise sabah çocuğunu okula götürürken yolda kaldığını bir yerlerde okumuştum.
4 Ocak 2002 sisteminin en büyük özelliği Beşiktaş gibi deniz seviyesinde ve karın çok zor tuttuğu bir yerde bile 1 saat içinde bir karış (yaklaşık 20 cm. civarı, o zamanlar karışım da ufaktı) (benim gözlemime göre bu ve cidden abartmıyorum) ana caddede kar tutmasıydı. Sahil yoluna inip görmedim ama rakımı 5-6 m. civarı olan bir yerde çok işlek bir caddede tutan o 1 karış kar, akşama kadar üzerinden zincirli araçların geçmesine rağmen erimemiş ve gece araçların geçtiği asfaltı bile 5 cm’lik bembeyaz bir buz tabakası kaplamıştı. Botlarımın ökçesiyle buzu deldiğim dün gibi aklımda. Gördüğüm en şiddetli kardı ve nedenlerini ben de halen çok merak ediyorum. Ve yine vurguluyorum, bu bir sea-effect’ti.
2002 yılı ocak ayında, İstanbul'da okullar 8 ocak çarşamba gününe kadar, kar ve buzlanma, olumsuz hava koşulları nedeniyle tatil edildi.
4-10 Ocak 2002 sisteminden çok net görüntüler:
Bu görüntüler "Uzak" filminden. Uzak, yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın 2002 yılında çektiği bol ödüllü film. Ayrıca 2003 yılında Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü kazanmıştır.
Bu kısa, montajladığımız videoda da izlediğimiz karakter, aynı zamanda Nuri Bilge Ceylan'ın da yeğeni olan M.Emin Toprak, filmden sonra üzücü bir trafik kazasıyla aramızdan ayrılmıştı.Bu harika filmdeki harika oyunculuğu ona Cannes'da en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandıracaktı fakat o göremeyecekti...
4 Ocak 2002'den görüntüler:
4 Ocak 2002 İzmir:
8 Ocak 2002 Ankara:
4 Ocak 2002 sistemi, belki de son 40-50 yıl içerisinde, İstanbul’da görülmüş, en kısa sürede en fazla kar birikimi yapan sistemdi. O sabah yaklaşık 8:00 civarından itibaren, yaklaşık 1 saat içerisinde sahil kesimleri dahi yaklaşık 20 cm civarında kar örtüsüne kavuşmuştu.
(Fotoğraf 2002 yapımı "Uzak" filminden)
Kar yağışlı günlerden önce, İstanbul için hava durumunda söylenen klasik cümle şudur: "İstanbul yağmurlu, zamanla karla karışık yağmur ve kar yağışlı" Çocukluğum, bu sözü duyup heyecan içinde beklemekle geçti.İstanbul'un nevi-i şahsına münhasır havası etrafında kente yağan kar direkt tutmaz genelde.
Yağmurlu ve soğuk bir gecenin sabahında hiçbir şeyden habersiz uyanırsın. Evdekilerden birinin “Kalk kalk, bak bak,dışarıya bak. Her yer bembeyaz” sesleriyle, perdeyi aralayıp, heyecanla camdan bi bakarsın ki... Ortalık sessiz ve beyaz. Sakin, dingin. Kar usul usul yağıyor. O coşkuyla camı balkonu açarsın, tertemiz, taptaze, kar tadında bir hava, burnunda, boğazında, ciğerlerinde buz tadında yanma hissi bırakır. Eğer pencerenin pervazında biraz kar biriktiyse, karın kalitesini kontrol edersin. Belki tadına bile bakarsın...
Biraz izlersin. Yoo bayaa izlersin. Yerdeki kar örtüsünü bozan insanlara, araçlara kızarsın.
Şoku hızlı atlatan anne kişisi kahvaltı hazırlamaya başlar. Onun aklındakiler farklı tabii. Odun, kömür, kışlıklar, okula nasıl gideriz vs.. Kardan adam ne zaman yapılacak?
“Kar iyice tutsun da”
Televizyonda haberler açılır, okulların tatil olup olmadığına bakılır. Son dakika altyazısı tüm kanallardan geçer.
“Eğitime yoğun kar yağışı sebebiyle 2 gün ara verildi.”
Ardından oluşan o masalsı duygu ve sokağa iniş.. Sokakta öğlene kadar hunharca kar oynadıktan sonra ısınmak için eve gelinir. Soba kenarına oturulur. Islak mont, eldiven, çorap, şapka soba kenarına kuruması için konulur. Eldivenlerin, şapkanın içinde kalmış kar parçacıkları sobanın üstüne cıss diye düşer, erir gider. Bazen normal soba yeterli olmayınca, yakılan katalitik tüplü sobalardan sızan gaz kokusu sarar ortalığı... Bir odadan diğerine geçerken sıcak soğuk dengesizliğinde şoku yer vücudun..
Sobanın yüzüne vurduğu sıcaklık ve yanında yaptığın kahvaltı ile sıcak çay sonrası yüzün ısınır, kızarır ve iyice mayışılır.
Ara ara tekrar cama yapışırsın. Bir hooh yapıp, bişeyler çizersin cama... Tıpkı İstanbul'un meşhur mart 1987 kışı gibi:
http://www.forumatmosfer.com/showthread.php?tid=37
Fakat 4 Ocak 2002 sistemi önemli bir yönüyle diğer sistemlerden farklıydı. Yağış direkt kar olarak başlamıştı.
4 Ocak 2002 cuma sabahı, direkt kar yağışı için yeterli miktarda soğuk vardı. O gün, öğretmenlik yaptığım Seyrantepe - Oyak sitesindeki okula her zamanki gibi 8:00 civarında ulaşmama çok kısa bir mesafe kala müthiş bir kar bastırmıştı ve yerler de kuru olduğu için çok kısa sürede inanılmaz bir örtü oluşmuştu. Otobüs, okulun bulunduğu caddede yokuş aşağı daha fazla ilerleyemedi ve kenara çekti. Aslında havaya meraklı olduğum için, önceki gün hava durumu bültenlerinde, cuma günü için kar yağışı verildiğini izlemiştim. Ama sabah evden çıkmadan baktığım haberlerde okul tatili açıklanmamıştı.
Otobüsten inip, okula doğru tipi altında yürürken, yine benim gibi öğretmen olan, evimizin bulunduğu Zeytinburnu'nda bir okulda görev yapan eşimi aradım, burada müthiş kar var, orası nasıl diye?.. Onun okulu 09:00'da başlıyordu. Henüz evde olduğunu ve benim anlattıklarıma pek de inanmayarak,
tek damla yağış olmadığını söylüyordu, Yaklaşık 15-20 dakika sonra beni arayarak, Zeytinburnu'nda da kuvvetli bir kar yağışının başladığını, her yerin aniden beyazladığını ve okul yolunda, öğrencilerin, okulların tatil edildiğini söyleyip, onu geri döndürdüklerini söylüyordu.
O sıralarda ben de okula varıp, müdür beyden tatil haberini alıp, gerisin geriye ev yoluna koyulmuştum. Yağış müthişti, otobüsler çalışmıyordu, yollardan araçlar geçmiyordu. O zamanlar tabii GS Türk Telekom stadyumu, Vadipark, bilimum plaza yok oralarda. Alabildiğine orman her yer ve muhteşem bir manzara. Tabii tipi öyle bir yağıyor ki, zaman zaman 10-15 metreden sonrası pek de görünmüyor. İlk başta yağış lapa lapa başlayıp, sonra bulgurcuk denilen buz taneleri şekliyle zemine güzel bir kat atıp, sonra tipiye dönüşmüştü.
Yürüyerek, bileğime kadar olan karda 4.Levent'e kadar çıktım, otobüs bulma ümidiyle. Fakat trafik tamamen durmuştu. İnanılmaz bir kaos vardı. Baktım olacak gibi değil, yürüyerek Mecidiyeköy üzerinden Taksim'e ulaştım. O zamanlar metro yok ama Taksim Tünel'den yer altından Karaköy'e inen İstanbul'un en eski, tarihi metro - tramvay karışımı toplu taşıma aracına binerek, Karaköy- Sirkeci yürüyüşü sonucu, Sirkeci'den o zamanlar var olan banliyö trenine binerek eve ulaşmıştım. İnsanlar için inanılmaz çile olan eve dönüş yolculuğu, benim için müthiş zevkli olmuştu...
Olayı Zeytinburnu'na kadar ayrıntılı anlatmamın bir sebebi de, o sabah yağan karın, deniz etkisiyle yağan kar (DEK) olduğu hakkında şüphe kalmamasını sağlamak içindi. Konuyu araştırırken, bazı forumlarda, o sabah yağan karın Dek mi yoksa cephe mi olduğuna dair yoğun tartışmalar olduğunu gördüm. Kar yağışı, Seyrantepe'den Zeytinburnu'na yaklaşık bir 15-20 dakika sonra etki ettiğine göre, kesinlikle yağış kuzeyden geliyordu,yani Karadeniz üzerinden. O sabah, o yoğunlukta yağan kar, Karadeniz üzerinden gelen DEK kütlelerinin bıraktığı yağıştı. Hatta Karadeniz üzerinde bir ULL (yukarı seviye alçağı) varlığından da söz edilebilir. Fakat öğle saatlerinden sonra başlayıp, birkaç gün daha sürecek yağışlar ise cephe ve Dek karışımıydı, deniz etkisiyle güçlenmiş kar yağışlarıydı (sea-enhanced). Ne yazık ki o günlerde radar görüntüleri yoktu.
Mehmet Can Tanyeri'nin (Red Fox), Havadelisinin not defteri sitesinde, bu sisteme ait yaptığı analizi hatırlatalım.
"Bu benim İstanbul için, şu ana kadar gördüğüm en optimum deniz etkisi yağış profili, çünkü bütün koşulları mükemmel.
Deniz etkisi yağışlarda, göl etkisiyle oluşan yağışlarda da olduğu gibi tepe enverziyonu, konvektif olarak oluşan bulutların yukarıdaki sınırını belirler, bunun deniz seviyesindeki en ideal yüksekliği yaklaşık yerden 3 kilometre civarıdır, yağış rüzgârın da hızına bağlı olarak tepe enverziyonunun 1-1.5 km olduğu durumlarda da olur, fakat 3 km şiddetli yağışlar için en ideal olanıdır.
Benim en çok dikkatimi çeken özelliği ise tepe enverziyonunun tam da 700 mb civarı ve bunun üzerinde olmasıdır. Yani, 4 Ocak 2002 sistemi son yıllardaki deniz etkisi mekanizmalarına göre bulutları çok daha dikey olarak geliştirebilmiş ve bu durum ,oluşan şeritlerin çok daha yoğun yağış yapmasına neden olmuş olabilir."
O gün yağan karın, deniz etkisiyle kar olduğunu ispatlayan başka bir durum da, İstanbul dışında ne Çorlu'da, ne de Kocaeli'nde o gün kar yağmamıştır.
Çorlu'da yaşayan, forumumuzun yöneticilerinden Ozan Deniz'i okuyalım.
4 Ocak sabaha karşı uyanıp netten uyduya baktığımda İstanbul’un kuzeyınde bir bulut kütlesinin olduğunu gördüm. Sıcaklık Çorlu’da -9 derece idi. Sabah uyandığımda Çorlu’da hava masmaviydi ama İstanbul kara gömülüyordu. O kardan Çorlu’ya tek bir tane bile gelmedi.
(4 Ocak 2002 Taksim İstiklal caddesi.
Fotoğraf :Melek Yıldıran)
Trafik kilitlenince, Boğaz köprüsü ve FSM köprüsü üzerinde insanlar yürüyerek karşıya geçmişti.
Wowturkey'den Süleyman Döner, o günü şöyle anlatıyor.
2002 yılı inanilmazdı.. O gün sınavım vardı ve ben karşıya Göztepe'ye geçeceğim .. Sabahtan çıktım yola ortalık kupkuruydu ki, Çağlayan'a geldiğimde birdenbire aniden bastiran kar hayatımda gördüğüm en güzel kardır. Karşıya zor bela geçip okula vardım ama sınav iptal olmuştu
Geri dönüşümde boğaza kadar gelen otobüs , trafik kapandığı için durmak zorunda kaldı ve ben boğaz köprüsünü yürüyerek geçtim.. Mecidiyeköy'e yaklaşırken bir otobüs bulup zor bela Haliç' e kadar geldim ancak Haliç de kapanmış ve ben Haliç Köprüsünü de yürüyerek Edirnekapı' ya ulaştım.Edirnekapı'da birkaç saat araç bekledikten sonra sabah 10 da Göztepe' den çıktıgım yolculuğu, akşam 6 gibi evimde yani Sultançiftliği'nde sonlandırdım.
Havadelisi'nden Anıl nickli arkadaş, o gün için anlattıkları, aslında benimle benzer bir macera yaşayan insanların ne kadar çok olduğunu kanıtlıyor:
04 Ocak 2002’ye ben de yorum yapmadan geçemedim.
O gün Avcılar’dan Taksim’e geldiğimde saat 07:45 civarıydı hava açık ama inanılmaz bir ayaz vardı. 08:30’da Nişantaşı’nda işim olduğu için vakit geçsin diye yürüme kararı aldım kendi kendime. Kuzeye doğru yönelip havaya baktığımda inanılmaz bir bulut kütlesi gördüm ama dedim ki arkası boştur bu kütlenin en fazla havada uçuşan kar taneleri görürüm belki diye düşündüm. Derken Harbiye’ye gelmeden kar yağışı inanılmaz boyutlara ulaştı. Normalde yere düşen kar tanesinin birkaç saniye sonra erimesi gerekir ama bu sefer yere düşen her kar tanesi yere yapışıp kalıyordu. Yaklaşık 5 dk daha yürüdüğümde her yer bembeyaz örtüyle kaplandı. Nişantaşı’na vardığımda ise yerde bilek hizasında kar oluştu nerdeyse. İşimi halledip geri dönüş için otobüse binmeyi düşündüm ama nafile. Taksim’e kadar yine yürümeye başladım o muhteşem kar yağışı altında. Taksim’e geldiğimde ise manzara çok daha eğlenceli bir hal aldı benim için. Caddelerde ilerleyen araba görmek imkansızdı. Taksim Meydanı’na hiçbir otobüs çıkamadığı için Haliç’e kadar ordan da Aksaray’a kadar yürüdüm.
Tramvay o gün kurtuluşum oldu. O kadar yürüyüşü normal bir zamanda yapmam imkansız ama benim gibi bir kar delisi için muhteşem bir anı olmuştu.
Yine havadelisi'nden Ercan nickli arkadaşın o gün yaşadıklarını okuyalım:
Aynı sistem için ben de bir şeyler eklemek istiyorum. Lise 1′deydim 2002 sisteminde. Gecesinde müthiş bir ayaz vardı. (hava açık-dereceler sıfırın altında) Sabah saat 7 gibi kalktım yataktan ve direkt dışarı baktım. Az bulutlu bir hava vardı. Servisi beklemek için dışarı çıktım. Ancak durağa gitmeden bizim işyerine her sabah uğrardım. TV açıktı ve NTV haberlerinde Mecidiyeköy’ü ve Taksim’i gösteriyordu haberler (benim mevki Bostancı bu arada) flaş haber olarak. Taksim bembeyaz olmuştu, bizim bulunduğumuz semtte ise bırak karı, güneş kendini gösteriyordu. Çok şaşırmıştım nasıl olur diye. Servisi beklemek için durağa gitmiştim. Şaşkınlıkla havaya bakıyordum. Yaklaşık 20 dakika sonra kuzeyden aniden gelen sis gökyüzünü sarmaya başlamış, hava puslanmıştı. Ben bu gelişmeleri şaşkınlıkla izlemeye devam ederken aniden iri iri kar taneleri atmaya başladı. Ve servise bindim, 10 dakika geçmedi her yer bembeyaz olmuştu. Düşen her kar tanesi adeta yapışmıştı. Havanın o soğukluğunu unutamam. Altıntepe mevkii biraz yüksektir. Servisle oraya gittiğimizde kardan dolayı bayağı zorlanmıştık. Okula gittiğimizde ise okulların tatil olmasından dolayı tekrar geri dönmek zorunda kaldık. Yürüyerek geri dönmüştüm arkadaşlarla karın zevkini çıkarmak için. Hatırladığım kadarıyla yaklaşık kar miktarı da 1 saat içinde 15 cm idi.
Şunu da ekleyeyim; o zamanlar bilmezdim sea effect’i. Ama şimdi 2002′ye döndüğümde şunu gördüm. Anlattıklarımdan da anlaşıldığı gibi çok büyük ihtimalle deniz etkisiyle oluşan bir yağıştı..
O yıl İzmit'te öğrenci olan Erdem (santiago), İzmit'e tek kar tanesi düşmediğini anlatıyor :
4 Ocak 2002 sistemi sırasında İzmit’te öğrenciydim. Hafta sonu İstanbul’a dönecektim, cuma günüydü, çok iyi hatırlıyorum. Tüm hafta sıcaklıklar 2-3 derece civarında seyretmişti, normalde çok soğuk olmayan İzmit’te bile cuma sabahı her taraf buz içindeydi, 2 gün önce yağan kar erimemişti ve don vardı. O sırada bizimkiler aradı, sabah 10 falandı galiba. Saat 8 gibi bir tipi başlamış ince ince, her yer buz zaten, 10 dakikada doldurmuş her tarafı. Öğleden sonra otobüs biletimi aldım, sabırsızlıkla dönmeyi istedim, İzmit’te tek kar tanesi yok havada, ama hava kapalıydı. Kurtköy-Gebze civarında kar yağışına girdik, benim hatırladığım kadarıyla da Maslak-Levent çevresi en çok yağışı almıştı. Hayatımda gördüğüm en güzel kar yağışıydı
Son olarak yine Havadelisi'nden Hayatbu nickli arkadaşın o güne ait izlenimlerini okuyalım:
Kar yağışından 30 dk evvel hava açıktı, 10 dk evvel hızlı hızlı bulutlar kuzeyden güneye doğru hareket halindeydi ve hafiften kar atıştırıyordu. Kar saat tam 08.00′de başladığında kapı önünde okul servisini bekliyordum. 5 dk içerisinde her taraf beyaz olunca servise binmeden servisi gönderdiğimi hatırlıyorum. Kar çok çok büyük kütleler halinde başlamıştı, sonradan hafif küçülse de tam manasıyla “lapa lapa” kar yağıyordu. Bu tarz yağışlar sea-effect’in tanımına uyuyor… Ama sonrasında karın ufak ve tipi şeklinde devam etmesi de ayrı bir olay. Özetle ben İstanbul’da o tarz bir kar yağışı görmedim…
O kadar şiddetli kar hiçbir yerde görmemiştim. Lokalize bir olaydı ve Boğaz çevresi birinci derecede etkilenmişti. Arşivlere baktığımda 26 kg. civarında bir yağış düştüğünü gördüm. Bu da 22 Ocak 2004 sistemiyle hemen hemen aynı miktara tekabül ediyor…
İlginç bir not: O gece DMİ İstanbul Bölge Müdürü’nün sabaha kadar kar yağışını beklediği fakat karın bir türlü başlamadığı; müdürün ise sabah çocuğunu okula götürürken yolda kaldığını bir yerlerde okumuştum.
4 Ocak 2002 sisteminin en büyük özelliği Beşiktaş gibi deniz seviyesinde ve karın çok zor tuttuğu bir yerde bile 1 saat içinde bir karış (yaklaşık 20 cm. civarı, o zamanlar karışım da ufaktı) (benim gözlemime göre bu ve cidden abartmıyorum) ana caddede kar tutmasıydı. Sahil yoluna inip görmedim ama rakımı 5-6 m. civarı olan bir yerde çok işlek bir caddede tutan o 1 karış kar, akşama kadar üzerinden zincirli araçların geçmesine rağmen erimemiş ve gece araçların geçtiği asfaltı bile 5 cm’lik bembeyaz bir buz tabakası kaplamıştı. Botlarımın ökçesiyle buzu deldiğim dün gibi aklımda. Gördüğüm en şiddetli kardı ve nedenlerini ben de halen çok merak ediyorum. Ve yine vurguluyorum, bu bir sea-effect’ti.
2002 yılı ocak ayında, İstanbul'da okullar 8 ocak çarşamba gününe kadar, kar ve buzlanma, olumsuz hava koşulları nedeniyle tatil edildi.
4-10 Ocak 2002 sisteminden çok net görüntüler:
Bu görüntüler "Uzak" filminden. Uzak, yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın 2002 yılında çektiği bol ödüllü film. Ayrıca 2003 yılında Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü kazanmıştır.
Bu kısa, montajladığımız videoda da izlediğimiz karakter, aynı zamanda Nuri Bilge Ceylan'ın da yeğeni olan M.Emin Toprak, filmden sonra üzücü bir trafik kazasıyla aramızdan ayrılmıştı.Bu harika filmdeki harika oyunculuğu ona Cannes'da en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandıracaktı fakat o göremeyecekti...
4 Ocak 2002'den görüntüler:
4 Ocak 2002 İzmir:
8 Ocak 2002 Ankara:
by Ahmet Uğur Aktaş at 25-11-2019, Saat: 16:45
4 comments
SERA GAZI NEDİR?

Karbon dioksit (CO2), Metan (CH4),
Nitröz Oksit (NO2), Hidroflorür karbonlar
(HFCs) gibi atmosferde kızıl ötesi ışınları tutarak atmosferin ısınmasına neden olan gazlara ya da bileşiklere sera gazı denir.
Sera gazları Dünya’nın yaklaşık 32°C daha sıcak olmasına neden olur. Bu gazların Dünya’nın ısınmasına olan katkıları, atmosferdeki miktarlarına ve kızılötesi ışığı soğurmadaki etkinliklerine göre değişir. Atmosferdeki en etkin sera gazı sudur. Ayrıca karbondioksit (CO2), metan (CH4) ve ozon (O3) gazları da sera etkisine önemli katkıda bulunur.
Çağımızın en önemli sorunlarından biri olan küresel ısınmanın en önemli nedeninin bir sera gazı olan karbondioksitin atmosferdeki miktarında yaşanan artış olduğu düşünülüyor.
SERA ETKİSİ NEDİR?
Atmosferdeki gazlar yeryüzünden uzaya yayılan uzun dalga boylu ışığı önce soğurur (tutar), daha sonra tekrar yayar. Sera gazları Dünya’dan uzaya yayılan ısının (kızılötesi ışığın) bir kısmını geri yansıtarak Dünya’nın ısınmasına neden olur. Bu olaya sera etkisi denir. Sera gazı etkisiyle küresel ısınma ve iklim değişikliği meydana gelir.
Grup kuramı ve kuantum mekaniği, aynı tür iki atomun bağ yapmasıyla oluşan moleküllerin kızılötesi ışığı doğrudan soğuramayacağını söyler. Dolayısıyla atmosferde bol miktarda bulunan O2 ve N2 gazları sera etkisine katkıda bulunmaz. Ancak ikiden fazla atom içeren moleküller ve farklı tür atomların bağ yapmasıyla oluşan iki atomlu moleküller sera etkisine katkıda bulunur.

SERA GAZLARI NELERDİR?
Sera Gazları; Karbon monoksit(CO), Karbon dioksit (CO2), Su(H2O), Metan (CH4), Azot Monoksit (NO),Nitröz Oksit (N2O), Hidroflorür karbonlar (HFCs), Perfloro karbonlar (PFCs), Sülfürhekza florid (SF6),ozon (O3) gibi gazlardır.
SERA GAZI EMİSYONU NEDİR?
Sera Gazı Emisyonu Nedir?
Karbon dioksit (CO2), Metan (CH4), Nitröz Oksit (N2O), Hidroflorür karbonlar (HFCs) gibi sera gazlarının atmosfere verilen miktarına sera gazı emisyonu denir.

SERA GAZLARI ATMOSFERDE NASIL ARTAR?
Sera gazı emisyon miktarı atmosferde insan kaynaklı olarak; fosil yakıt kullanımı, ormanların kıyımı, sentetik gübre kullanımı, endüstriyel prosesler ve hayvancılık ile artmaktadır. Doğal yollarla oluşup sera etkisini arttıran gazlar ise bataklıklardan kaynaklanan metan, su buharları, karbondioksit, metan, nitroz oksit ve ozon içeren gazlardır.
Sera etkisi yapan kükürt ve azot oksitleri gibi gazlar aynı zamanda yağmurlarla asit oluşturup asit yağmurları şeklinde yer yüzüne döndüklerinden zararları daha erken anlaşılmış olup salınmaları uzun yıllar önce yasaklanan gazlardır.
Su buharının miktarı ise suyun doğal çevrimi ile sabit kalırken, karbon dioksit miktarı sanayi devriminden bu yana sürekli artmıştır. Fosil yakıtların enerji amaçlı olarak termik santrallerde, araçlarda, ısıtma sistemlerinde yakılması ve bir yandan da yeşil örtünün azalmasıyla atmosferdeki karbondioksit miktarı giderek artmaya devam etmektedir.
SERA GAZLARI NASIL AZALTILIR?
Sera gazı emisyon miktarlarının azaltılması için şunlar yapılabilir:
Bu konuyu araştırmamda ki sebep bugün sabah Dünya Meteoroloji Örgütü sera gazı salımı hakkında yayınladığı raporda 2018 yılında rekor seviyeye ulaştığını belirtmiş. Zaten iklim değişikliğinden de anlıyoruz. Ondan dolayı sera gazını araştırıp sizler ile paylaşmak istedim.
Kaynak:
https://www.enerjiportali.com/sera-gazi-nedir/

Karbon dioksit (CO2), Metan (CH4),
Nitröz Oksit (NO2), Hidroflorür karbonlar
(HFCs) gibi atmosferde kızıl ötesi ışınları tutarak atmosferin ısınmasına neden olan gazlara ya da bileşiklere sera gazı denir.
Sera gazları Dünya’nın yaklaşık 32°C daha sıcak olmasına neden olur. Bu gazların Dünya’nın ısınmasına olan katkıları, atmosferdeki miktarlarına ve kızılötesi ışığı soğurmadaki etkinliklerine göre değişir. Atmosferdeki en etkin sera gazı sudur. Ayrıca karbondioksit (CO2), metan (CH4) ve ozon (O3) gazları da sera etkisine önemli katkıda bulunur.
Çağımızın en önemli sorunlarından biri olan küresel ısınmanın en önemli nedeninin bir sera gazı olan karbondioksitin atmosferdeki miktarında yaşanan artış olduğu düşünülüyor.
SERA ETKİSİ NEDİR?
Atmosferdeki gazlar yeryüzünden uzaya yayılan uzun dalga boylu ışığı önce soğurur (tutar), daha sonra tekrar yayar. Sera gazları Dünya’dan uzaya yayılan ısının (kızılötesi ışığın) bir kısmını geri yansıtarak Dünya’nın ısınmasına neden olur. Bu olaya sera etkisi denir. Sera gazı etkisiyle küresel ısınma ve iklim değişikliği meydana gelir.
Grup kuramı ve kuantum mekaniği, aynı tür iki atomun bağ yapmasıyla oluşan moleküllerin kızılötesi ışığı doğrudan soğuramayacağını söyler. Dolayısıyla atmosferde bol miktarda bulunan O2 ve N2 gazları sera etkisine katkıda bulunmaz. Ancak ikiden fazla atom içeren moleküller ve farklı tür atomların bağ yapmasıyla oluşan iki atomlu moleküller sera etkisine katkıda bulunur.

SERA GAZLARI NELERDİR?
Sera Gazları; Karbon monoksit(CO), Karbon dioksit (CO2), Su(H2O), Metan (CH4), Azot Monoksit (NO),Nitröz Oksit (N2O), Hidroflorür karbonlar (HFCs), Perfloro karbonlar (PFCs), Sülfürhekza florid (SF6),ozon (O3) gibi gazlardır.
SERA GAZI EMİSYONU NEDİR?
Sera Gazı Emisyonu Nedir?
Karbon dioksit (CO2), Metan (CH4), Nitröz Oksit (N2O), Hidroflorür karbonlar (HFCs) gibi sera gazlarının atmosfere verilen miktarına sera gazı emisyonu denir.

SERA GAZLARI ATMOSFERDE NASIL ARTAR?
Sera gazı emisyon miktarı atmosferde insan kaynaklı olarak; fosil yakıt kullanımı, ormanların kıyımı, sentetik gübre kullanımı, endüstriyel prosesler ve hayvancılık ile artmaktadır. Doğal yollarla oluşup sera etkisini arttıran gazlar ise bataklıklardan kaynaklanan metan, su buharları, karbondioksit, metan, nitroz oksit ve ozon içeren gazlardır.
Sera etkisi yapan kükürt ve azot oksitleri gibi gazlar aynı zamanda yağmurlarla asit oluşturup asit yağmurları şeklinde yer yüzüne döndüklerinden zararları daha erken anlaşılmış olup salınmaları uzun yıllar önce yasaklanan gazlardır.
Su buharının miktarı ise suyun doğal çevrimi ile sabit kalırken, karbon dioksit miktarı sanayi devriminden bu yana sürekli artmıştır. Fosil yakıtların enerji amaçlı olarak termik santrallerde, araçlarda, ısıtma sistemlerinde yakılması ve bir yandan da yeşil örtünün azalmasıyla atmosferdeki karbondioksit miktarı giderek artmaya devam etmektedir.
SERA GAZLARI NASIL AZALTILIR?
Sera gazı emisyon miktarlarının azaltılması için şunlar yapılabilir:
- Heryere ağaçlar dikilmeli,
- Atıksular arıtılmalı,
- Teknolojik aletler dünyaya zarar vermeyecek şekilde yenilenme,
- Ulaşımda ve taşımacılıkta toplu taşımaya teşvik edilmeli ve araçların buhar gücüyle veya güneş enerjisiyle çalışanları üretilmeli,
- Daha az enerji ile ısınma sağlanmalı,
- Endüstride daha az enerji tüketen teknoloji sistemleri kullanılmalı,
- Enerji tüketimi yüksek prosesler, daha az enerji tüketenler ile değiştirilmeli,
- Enerji tüketimi yoğun olan endüstriyel tesislerde sera gazı emisyon sınırlaması ile ilgili çalışmalar yapılmalı,
- Atmosfere bırakılan metan ve karbon dioksit oranının düşürülmesi için alternatif enerji kaynaklarına yönelmeli,
- Fosil yakıtlar yerine örneğin bio dizel yakıt kullanılmalı,
- Termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler, teknolojiler devreye sokulmalı,
- Güneş enerjisinin önü açılmalı ve nükleer enerjide karbon sıfır olduğu için dünyada bu enerji ön plana çıkarılmalı,
- Çöplerin vahşi depolanmasına son verilmeli ve düzenli depolama alanları kurulmalı,
- Geri kazanılabilir atıkların geri dönüştürülmesi sağlanmalı,
- Yalıtımsız binalara yalıtım zorunluluğu getirilmeli,
- Enerjiyi verimli kullanan aletler ve ekipmanlar teşvik edilmeli,
- Şehirlerde iş yerine ve okullara gitmek için bisiklet yolları yapılmalıdır.
Bu konuyu araştırmamda ki sebep bugün sabah Dünya Meteoroloji Örgütü sera gazı salımı hakkında yayınladığı raporda 2018 yılında rekor seviyeye ulaştığını belirtmiş. Zaten iklim değişikliğinden de anlıyoruz. Ondan dolayı sera gazını araştırıp sizler ile paylaşmak istedim.
Kaynak:
https://www.enerjiportali.com/sera-gazi-nedir/
by Benkeremkarasu at 20-11-2019, Saat: 22:10
1 comments
Kaliforniya dağlık bir bölgede güzel kar yağıyor. İzlemek için link
https://www.pscp.tv/w/cKWGZDFlUkV4RHpSb01xRXd8MXlwSmRCTkx5YmRLV7ra_V03yDrTACkp5kBIWTxrlpBF3jPK2gdg567EdzsV?t=42m41s
https://www.pscp.tv/w/cKWGZDFlUkV4RHpSb01xRXd8MXlwSmRCTkx5YmRLV7ra_V03yDrTACkp5kBIWTxrlpBF3jPK2gdg567EdzsV?t=42m41s
by Ahmet Uğur Aktaş at 16-11-2019, Saat: 14:20
7 comments
1.Dairesel Yay
Bir circumhorizontal ark (daha önce düşük circumzenithal yay olarak da bilinir) yakın bir ufuk yaydır ve ufuk çizgisine paralel uzanır. Bir çevresel yay, bir çevresel yay kadar renkli ve parlaktır. Çevresel yay sadece ışık kaynağının kotu 58 ° 'den fazla olduğunda meydana gelir. Güneş yaklaşık 68 ° yüksekliğe ulaştığında, çevresel yay maksimum yoğunluğuna ulaşır. 55 ° enlemin kuzey veya güneyindeki ülkelerde, yatay yay görünmez çünkü Güneş her zaman 58 ° 'den düşüktür. Demek ki, bu, dünyanın her yerinde görünmeyen az sayıdaki hallerden biri. Işık kaynağının açısal yüksekliği yaklaşık 68 ° olduğunda, çevresel yay 46 ° halo'nun alt kısmına temas eder., görünürse. Bu iki halo tipi, 46 ° 'den daha fazla bir ışık kaynağı ile giderek daha fazla ayrılmaktadır. Ark, 46 ° halo görünmeden görünebilir.

2.Sedef Bulutları(Nacreous)
Sedef Bulutları, Cirrus veya Badem şeklindeki Altocumuluslere benzer. Belirgin bir şekilde göze çarpan, sedefe benzeyen renkli parlaklıkları vardır. En parlak renkleri güneş birkaç derece ufkun altındayken gözlemlenir.
Sedef Bulutları'nın fiziksel yapısı hala bilinmemektedir. Çok küçük su damlacıkları veya küresel buz parçacıklarından oluştuğu tahmin edilmektedir. Sedef bulutları çok nadir oluşmaktadır. İskoçya ve İskandinav ülkeleri civarında gözlemlenmektedir. Fransa ve Alaska'da da rast edildiği olmuştur. Ölçümler Güney Norveç'de ouşan sedef bulutlarının 21 ile 30 km arası yüksekliklerde meydana geldiğini göstermektedir.(70000-100000 feet)

3.Asperitas(Asperatus) Bulutları
Oldukça korkunç ve bir felaketin habercisi gibi gözükse de Asperitas bulutları genelde bir fırtınaya neden olmaksızın dağılırlar. Amerika'nın ovalarında özellikle de sabah saatlerinde ya da akşam üzerinde meydana gelirler. Kabartılmış Dağlar anlamına gelmektedir.
Bulutların alt kısımlarında dalga benzeri yapılar görülür. Bu nedenle buluta baktığınızda deniz yüzeyine benzetilebilir. Ender görülen bu doğa olayının nasıl oluştuğu çok bilinmemektedir. Bir bulutun üstüne tekrar bulut oluşmasıyla meydana geliyor. Bu bulutların sıcak ve soğuk dalgaların birbirleri içerisinde yükselip alçalmalarıyla oluştuğu düşünlülüyor. Mammatus bulutlarının yapısı bu bulutların nasıl oluştuğunu dair yardımcı olarak veriler taşıyor.


4.Catatumbo Şimşekleri
Venezuela’daki bir göl, dakikada 28 şimşek ile dünyanın en fazla şimşek çakan yeri olarak biliniyor.
Venezuela’da Catatumbo Nehri’nin Maracaibo Gölü ile birleştiği yerde yılın 260 günü yağmur, fırtına ve şimşekle geçiyor.
Burada gece gökyüzü, binlerce şimşeğin doğal yoldan yarattığı elektriğin etkisiyle dokuz saat boyunca aydınlanıyor.
Başka yerlerde arada bir görünen yaz fırtınaları Ekvatorda yıl boyunca devam eder. Orta Afrika’daki Kongo Cumhuriyeti dünyanın gök gürültülü fırtına merkezi olarak bilinir. Yılda km kare başına düşen 158 şimşekle Kifuka adlı dağ köyü, dünyanın en fazla şimşek çakan yeri olarak görülüyordu. Fakat son veriler bunu değiştirdi.
Venezuela’daki Maracaibo Gölü’nde bu sayının 250 olduğu tespit edildi ve Guinness rekorlar kitabına girdi. Bu bölgede Ocak ve Şubat aylarında dinen fırtınalar, Ekim’de doruğa çıkıyor. Bu dönemde dakikada 28 şimşek görülebiliyor.
Uzmanlar bu bölgenin neden bu kadar şimşek çektiğini bulmaya çalışıyor. 1960’larda, uranyum bakımından zengin kayalıkların buna neden olduğu sanılıyordu. Şimdilerde ise bu durum, yer altındaki petrol yataklarından çıkan metan gazı nedeniyle gölün üstündeki havanın iletkenliğinin artmasına bağlanıyor.
Fakat henüz kanıtlanmadığı için genel olarak bölgenin topoğrafik yapısı -dağların etekleri, girintili deniz kıyıları vb.- ve rüzgarın esme biçimi etken olarak görülüyor.
Venezuela’nın kuzeybatısında Güney Amerika’nın en büyük gölü olan Maracaibo, Karayip Denizi ile birleşir. Üç yanı And Dağları’nın kuzey ucuyla çevrilidir. Gündüz yakan tropik güneşi gölde buharlaşmaya neden olur. Akşamları ise denizden gelen esinti bu sıcak havayı dağlardaki soğuk havaya doğru sürükler. Sıcak hava yukarı yükselirken buharla yüklü bulutlar 12 km kalınlığa ulaşabilir.
Yükselen nemli hava içindeki su tanecikleri soğuk havadaki buz kristalleri ile çarpıştığında statik elektrik oluşur ve şimşekli ve gök gürültülü fırtınalar başlar.
Statik elektrik akımı zikzaklı şimşekler halinde yere düşebilir ya da bulutlar arasında geçiş yaparak orada aydınlanır. Gök gürültüsü ise güneşin yüzeyinden üç kat daha sıcak olan şimşeklerin ısısının aniden etraftaki havayı sıkıştırması sonucu oluşan şok dalgalarıdır. Bu sese ve ışığa yağmur ve dolu eşlik eder.
Catatumbo şimşekleri 400 km öteden görülecek kadar parlak oluyor. Ses bu kadar uzağa yetişmeyeceği için bazıları bu şimşeklerin sessiz olduğunu iddia ediyor.
Hem uydular hem de yeryüzündeki gözlemevleri sayesinde fırtınaları önceden tahmin etmek mümkün artık. Ayrıca World Wide Lightning Location Network (WWLLN) projesi kapsamında dünyanın farklı bölgelerinde 70 üniversite ve araştırma kurumunda yer alan güçlü sensörler vasıtasıyla dünyada nerede şimşek çaktığını anında görmek de mümkün.


5.Yalancı Güneş
Genellikle yüksek bölgelerde ve soğuk Sirüs bulutlarında buz kristalleri tarafından oluşur. Bazı zamanlarda çok soğuk havalarda alçak seviyeden ilerleyen elmas tozu da denilen buz kristalleri tarafından ortaya çıktığı da görülür. Bu görünüşün oluşmasının nedeni bu kristallerin prizma şeklinde davranmasıdır. Böylece içinden geçen ışınların 22 derecelik bir sapmayla bükerler. Bu sapma sonucu resimde görülen gibi bir oluşum ortaya çıkar. Güneşin iki yanında da yalancı güneş görünümleri ortaya çıkar.
Güneş yükseldikçe yalancı güneşler güneşten uzaklaşırken diğer zamanda yakından görülür. Her zaman güneşle aynı yükseklikte bulunurlar. Yalancı güneşin renkleri güneşe oldukça yakındır. Renkler haleye birleşik şekilde görülür. Mars'ta birçok kez yalancı güneş oluşmaktadır. Bununla birlikte Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün gibi diğer gezegenlerde de dört veya daha fazla yalancı güneşli haleler oluşabilmektedir.

Kaynaklar:
https://cloudatlas.wmo.int/circumhorizontal-arc.html
https://www.mgm.gov.tr/FILES/genel/kitap...lutlar.pdf
https://www.bilgeyik.com/asperitas-asper...utlari-299
https://www.bbc.com/turkce/haberler/2016...ear_simsek
https://www.ogrenmen.com/sozel-bilimler/...-halo.html
Videolar açılıyordu ama şimdi hata veriyor. İsterseniz kaynaklardan linke tıklayarak bakabilirsiniz. Kaynaklar konular ile sıralı bir şekildedir.
Bir circumhorizontal ark (daha önce düşük circumzenithal yay olarak da bilinir) yakın bir ufuk yaydır ve ufuk çizgisine paralel uzanır. Bir çevresel yay, bir çevresel yay kadar renkli ve parlaktır. Çevresel yay sadece ışık kaynağının kotu 58 ° 'den fazla olduğunda meydana gelir. Güneş yaklaşık 68 ° yüksekliğe ulaştığında, çevresel yay maksimum yoğunluğuna ulaşır. 55 ° enlemin kuzey veya güneyindeki ülkelerde, yatay yay görünmez çünkü Güneş her zaman 58 ° 'den düşüktür. Demek ki, bu, dünyanın her yerinde görünmeyen az sayıdaki hallerden biri. Işık kaynağının açısal yüksekliği yaklaşık 68 ° olduğunda, çevresel yay 46 ° halo'nun alt kısmına temas eder., görünürse. Bu iki halo tipi, 46 ° 'den daha fazla bir ışık kaynağı ile giderek daha fazla ayrılmaktadır. Ark, 46 ° halo görünmeden görünebilir.
2.Sedef Bulutları(Nacreous)
Sedef Bulutları, Cirrus veya Badem şeklindeki Altocumuluslere benzer. Belirgin bir şekilde göze çarpan, sedefe benzeyen renkli parlaklıkları vardır. En parlak renkleri güneş birkaç derece ufkun altındayken gözlemlenir.
Sedef Bulutları'nın fiziksel yapısı hala bilinmemektedir. Çok küçük su damlacıkları veya küresel buz parçacıklarından oluştuğu tahmin edilmektedir. Sedef bulutları çok nadir oluşmaktadır. İskoçya ve İskandinav ülkeleri civarında gözlemlenmektedir. Fransa ve Alaska'da da rast edildiği olmuştur. Ölçümler Güney Norveç'de ouşan sedef bulutlarının 21 ile 30 km arası yüksekliklerde meydana geldiğini göstermektedir.(70000-100000 feet)

3.Asperitas(Asperatus) Bulutları
Oldukça korkunç ve bir felaketin habercisi gibi gözükse de Asperitas bulutları genelde bir fırtınaya neden olmaksızın dağılırlar. Amerika'nın ovalarında özellikle de sabah saatlerinde ya da akşam üzerinde meydana gelirler. Kabartılmış Dağlar anlamına gelmektedir.
Bulutların alt kısımlarında dalga benzeri yapılar görülür. Bu nedenle buluta baktığınızda deniz yüzeyine benzetilebilir. Ender görülen bu doğa olayının nasıl oluştuğu çok bilinmemektedir. Bir bulutun üstüne tekrar bulut oluşmasıyla meydana geliyor. Bu bulutların sıcak ve soğuk dalgaların birbirleri içerisinde yükselip alçalmalarıyla oluştuğu düşünlülüyor. Mammatus bulutlarının yapısı bu bulutların nasıl oluştuğunu dair yardımcı olarak veriler taşıyor.


4.Catatumbo Şimşekleri
Venezuela’daki bir göl, dakikada 28 şimşek ile dünyanın en fazla şimşek çakan yeri olarak biliniyor.
Venezuela’da Catatumbo Nehri’nin Maracaibo Gölü ile birleştiği yerde yılın 260 günü yağmur, fırtına ve şimşekle geçiyor.
Burada gece gökyüzü, binlerce şimşeğin doğal yoldan yarattığı elektriğin etkisiyle dokuz saat boyunca aydınlanıyor.
Başka yerlerde arada bir görünen yaz fırtınaları Ekvatorda yıl boyunca devam eder. Orta Afrika’daki Kongo Cumhuriyeti dünyanın gök gürültülü fırtına merkezi olarak bilinir. Yılda km kare başına düşen 158 şimşekle Kifuka adlı dağ köyü, dünyanın en fazla şimşek çakan yeri olarak görülüyordu. Fakat son veriler bunu değiştirdi.
Venezuela’daki Maracaibo Gölü’nde bu sayının 250 olduğu tespit edildi ve Guinness rekorlar kitabına girdi. Bu bölgede Ocak ve Şubat aylarında dinen fırtınalar, Ekim’de doruğa çıkıyor. Bu dönemde dakikada 28 şimşek görülebiliyor.
Uzmanlar bu bölgenin neden bu kadar şimşek çektiğini bulmaya çalışıyor. 1960’larda, uranyum bakımından zengin kayalıkların buna neden olduğu sanılıyordu. Şimdilerde ise bu durum, yer altındaki petrol yataklarından çıkan metan gazı nedeniyle gölün üstündeki havanın iletkenliğinin artmasına bağlanıyor.
Fakat henüz kanıtlanmadığı için genel olarak bölgenin topoğrafik yapısı -dağların etekleri, girintili deniz kıyıları vb.- ve rüzgarın esme biçimi etken olarak görülüyor.
Venezuela’nın kuzeybatısında Güney Amerika’nın en büyük gölü olan Maracaibo, Karayip Denizi ile birleşir. Üç yanı And Dağları’nın kuzey ucuyla çevrilidir. Gündüz yakan tropik güneşi gölde buharlaşmaya neden olur. Akşamları ise denizden gelen esinti bu sıcak havayı dağlardaki soğuk havaya doğru sürükler. Sıcak hava yukarı yükselirken buharla yüklü bulutlar 12 km kalınlığa ulaşabilir.
Yükselen nemli hava içindeki su tanecikleri soğuk havadaki buz kristalleri ile çarpıştığında statik elektrik oluşur ve şimşekli ve gök gürültülü fırtınalar başlar.
Statik elektrik akımı zikzaklı şimşekler halinde yere düşebilir ya da bulutlar arasında geçiş yaparak orada aydınlanır. Gök gürültüsü ise güneşin yüzeyinden üç kat daha sıcak olan şimşeklerin ısısının aniden etraftaki havayı sıkıştırması sonucu oluşan şok dalgalarıdır. Bu sese ve ışığa yağmur ve dolu eşlik eder.
Catatumbo şimşekleri 400 km öteden görülecek kadar parlak oluyor. Ses bu kadar uzağa yetişmeyeceği için bazıları bu şimşeklerin sessiz olduğunu iddia ediyor.
Hem uydular hem de yeryüzündeki gözlemevleri sayesinde fırtınaları önceden tahmin etmek mümkün artık. Ayrıca World Wide Lightning Location Network (WWLLN) projesi kapsamında dünyanın farklı bölgelerinde 70 üniversite ve araştırma kurumunda yer alan güçlü sensörler vasıtasıyla dünyada nerede şimşek çaktığını anında görmek de mümkün.


5.Yalancı Güneş
Genellikle yüksek bölgelerde ve soğuk Sirüs bulutlarında buz kristalleri tarafından oluşur. Bazı zamanlarda çok soğuk havalarda alçak seviyeden ilerleyen elmas tozu da denilen buz kristalleri tarafından ortaya çıktığı da görülür. Bu görünüşün oluşmasının nedeni bu kristallerin prizma şeklinde davranmasıdır. Böylece içinden geçen ışınların 22 derecelik bir sapmayla bükerler. Bu sapma sonucu resimde görülen gibi bir oluşum ortaya çıkar. Güneşin iki yanında da yalancı güneş görünümleri ortaya çıkar.
Güneş yükseldikçe yalancı güneşler güneşten uzaklaşırken diğer zamanda yakından görülür. Her zaman güneşle aynı yükseklikte bulunurlar. Yalancı güneşin renkleri güneşe oldukça yakındır. Renkler haleye birleşik şekilde görülür. Mars'ta birçok kez yalancı güneş oluşmaktadır. Bununla birlikte Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün gibi diğer gezegenlerde de dört veya daha fazla yalancı güneşli haleler oluşabilmektedir.

Kaynaklar:
https://cloudatlas.wmo.int/circumhorizontal-arc.html
https://www.mgm.gov.tr/FILES/genel/kitap...lutlar.pdf
https://www.bilgeyik.com/asperitas-asper...utlari-299
https://www.bbc.com/turkce/haberler/2016...ear_simsek
https://www.ogrenmen.com/sozel-bilimler/...-halo.html
Videolar açılıyordu ama şimdi hata veriyor. İsterseniz kaynaklardan linke tıklayarak bakabilirsiniz. Kaynaklar konular ile sıralı bir şekildedir.
Hoşgeldin, Ziyaretçi
|
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız. |
Forumda Ara
Forum İstatistikleri
|
Toplam Üyeler: 5,408 Son Üye: mvptkfjb Toplam Konular: 352 Toplam Yorumlar: 79,517 |
Kimler Çevrimiçi
|
Toplam: 1953 kullanıcı aktif 1 Kayıtlı » 1952 Ziyaretçi Ahmet Can |
Son Aktiviteler
|
İSTANBUL HAVA TAHMİNİ VE ...
Last
by Ümitt 27,250 Replies |
|
Türkiye Çölleşiyor! Süper...
Last
by Ümitt 14 Replies |
|
KARTEPE HAVA VE KAR TAHMİ...
Last
by atsizat 17 Replies |
|
Ege Bölgesi Hava Tahmini
Last
by Ümitt 615 Replies |
|
ULUDAĞ HAVA VE KAR TAHMİN...
Last
by Ümitt 85 Replies |
|
İSTANBUL'UN MEŞHUR MART 1...
Last
by Yalçın Kaya (Mrsnowizma) 208 Replies |
|
Trakya Hava Tahmini
Last
by Yalçın Kaya (Mrsnowizma) 195 Replies |
|
Meteoroloji neden kendisi...
Last
by atsizat 32 Replies |
|
Marmara Bölgesi Hava Tahm...
Last
by snowsnow 222 Replies |
|
[GENEL SOHBET] - FORUM CA...
Last
by atsizat 1,897 Replies |
